"Desinler İçin Yaşayanlar “

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

21-04-2025 12:17

"Desinler İçin Yaşayanlar “
Bir zamanlar sofraya otururken "Şükür" diyerek başlardık yemeğe. Ne elimizdekinin kıymetini unuturduk ne de insanlığımızı… Şimdi ise öyle bir çağdayız ki, "desinler" uğruna kaybettik en büyük hazinemizi: Şükretmeyi. İnsanlığı. Saygıyı. Samimiyeti. Vicdanı.
Artık kimse olduğu gibi değil, olduğu gibi görünmek de istemiyor. Herkesin gözleri başkasının hayatında. Kim, nerede yemek yemiş, hangi arabaya binmiş, kahvesini nerede içmiş… Hayatlarımızı sanki bir tiyatro sahnesiymiş gibi yaşıyoruz. Sahne arkasında dert, sıkıntı, geçim mücadelesi var ama perde açıldığında lüks, şaşa, gösteriş… Desinler ki "filan mekânda oturdu", desinler ki "şu arabaya biniyor", desinler ki "ne kadar şık, ne kadar havalı". Peki ya gerçek? O gerçeğin sesi çıkmıyor artık. Çünkü o gerçeği kimse duymak istemiyor.
Bir bardak çaya elli, bir fincan kahveye yüz lira veriyoruz ama selamı, tebessümü, hal hatır sormayı, dert paylaşmayı bir kuruşluk değer görmüyoruz. Asgari ücretle çalışan genç bir kardeşimizin elindeki telefon maaşının üç katı. Ama olsun, ayıp olmasın, desinler ki "o da geri kalmadı". Benzin olmuş elli lira, ama yürümek ayıplanıyor. Araba varken yaya yürümek, Ayıp olur ya sonra derler bak arabası varda buraya yürüyerek gelmiş))
Ne düğünlerimiz eskisi gibi, ne cenazelerimiz… Düğünde tavalarla yemek dağıtılıyor, cenazede mevlüt sonrası ziyafetler veriliyor. Ama neden? Gerçekten geleni ağırlamak için mi? Hayır. "Desinler" için. "Adam oğlu evlendirdi ama bir tabak yemek vermedi" denmesin diye. "Anasının mevlüdünü yaptı ama çorba bile dağıtmadı" denmesin diye. Peki, o yükü kim çekiyor? Gelin babası, damat anası, ölü sahibi. Hepimiz biliyoruz ki bunlar yardımlaşma değil, yarışma… Ve bu yarışta kazanan yok, herkes kaybediyor.
Bugün bir emniyet bülteni geldi elimize. Dolandırıcılık vakası. İnanılmaz bir hikâye, inanılmaz bir plan. İnsanlar, insanları kandırmak için film çeviriyor artık. Ama haberimizi okuyan yok. Ciddiyeti kimse sevmiyor. Magazin olsun, dedikodu olsun, bir ünlünün ne giydiği konuşulsun, işte o zaman okuma rekoru kırılıyor. Çünkü okuyan değil, izleyen; düşünen değil, sömüren bir toplum olduk.
Çaycısı, berberi, inşaatçısı, marangozu herkes gazeteci olmuş sosyal medyada. Herkesin bir fikri var, bir haberi var ama bilgi yok, doğruluk yok, etik yok. Kaza oluyor, biri yardım edeceğine video çekiyor. İnsan yere düşmüş, biri el uzatacağına story atıyor. Bu mudur insanlık?
Bir zamanlar "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" derlerdi, şimdi o yılan evimizi sarmış, hala selfie çekiyoruz. Kimse kimseye karışmasın diyoruz ama herkes de birbirinin hayatına burnunu sokuyor. Aile terbiyesiyle büyüyen insanlar sessizce kenara çekiliyor, yalancılar, iftiracılar, sahtekârlar alkışlarla baş köşeye oturtuluyor. Dürüstlük ödüllendirilmiyor, cezalandırılıyor.
Sosyal medyada takipçi peşinde koşan fenomenler her gün yalan yanlış bilgilerle insanları kandırıyor. Ama ne hikmetse kimse dur demiyor. Çünkü bu düzeni besleyen biziz. Bizler izledikçe, bizler alkışladıkça, bizler "desinler" diye yaşadıkça bu düzen devam edecek.
Peki, bu böyle gider mi? İyileşir mi bu toplum?
Açık yüreklilikle söylüyorum: Hiç umudum yok. Daha da kötüye gideceğiz. Çünkü bozulmaya prim veriyoruz. Çünkü karakterli olmak değil, kurnaz olmak makbul sayılıyor. Çünkü herkes kendi işine değil, başkasının işine karışıyor.
Bu gidişat durur mu? Evet, durur ama önce kendimize aynada bakmamız gerek. Sahi, son ne zaman aynaya sadece fiziksel görüntümüz için değil, vicdanımızı tartmak için baktık? Ne zaman kendimize sorduk: "Ben iyi bir insan mıyım?"
Desinler için değil, kendin için yaşarsan, karakterinle, vicdanınla, ailenden aldığın terbiyeyle yaşarsan o zaman bir şeyler değişir. İşte o zaman çocuklarımıza, torunlarımıza bırakabileceğimiz temiz bir toplum umudu yeşerir. Şükretmeyi, sade yaşamayı, yardımseverliği yeniden hatırlarız. O vakit belki yeniden başlarız "İnsanız" demeye...
Çünkü insanlık, kaybettiğimiz yerde değil; unuttuğumuz yerde başlar. REMZİ HAYTA YAZDI

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00