Eylül: Umudun ve Hüznün Buluştuğu Ay
Eylül, takvimde sıradan bir yaprak değişimi değildir. Umudun ve hüznün aynı anda kalbe dokunduğu, mevsimlerin ve ömürlerin dönüm noktasıdır. Yaza, uzun ve sıcak günlere veda ederken, içimizde taze bir heyecanın kapıları aralanır. Kimimiz bir veli, kimimiz bir öğretmen, kimimiz de yeğeninin ya da torununun gözlerindeki ışıltıyı seyreden bir yakın olarak dahil oluruz bu yeni başlangıca.
Hayatın o bitmeyen koşuşturmasına çoğumuz yıllar önce bir ilkokul bahçesinde adım attık. Bugün o sıralarda oturan minik yürekler; bilinmeze duyulan meraklı bir heyecanı, biraz da o ilk günün ürkekliğini taşıyorlar. İşte bu yüzden, o minik adımlar okula alışsın diye sınıfların kapısı onlara bir hafta önceden açılır. Çünkü çocukluk, hayatın en masum, en lekesiz çağıdır.
Ne var ki Eylül, her haneye aynı duyguyla konuk olmaz. Kimine büyük bir coşku getirirken, kiminin omuzlarına bir burukluk yükler. Bugün evladının çantasını, formasını, servisini rahatça karşılayabilen, imkânları olan ebeveynlerin yanında; asgari şartlarda yaşam mücadelesi veren, kirasını ve masraflarını denk getirmeye çalışan binlerce ailemiz var. Oysa eğitimde ve sağlıkta fırsat eşitliği, her çocuğun en doğal hakkıdır. Bir çocuğun masum hayalleri, ailesinin imkânlarıyla sınırlandırılmamalıdır.
Şükür ki geçmişe kıyasla bugün ücretsiz dağıtılan ders kitapları, çoğu belediyelerimizin kırtasiye ve giyecek desteği ve hayırseverlerimizin sunduğu burslar içimizi ısıtan güzel adımlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur: "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır." Eğitime, evlatlarımıza yapılan her katkı; insanlığın geleceğine yatırılan en kıymetli tohumdur. Bu süreçte sadece bina ve kitap ile değil, eğitimin devamlılığı öğretmen ve diğer hizmetler ile devletimize, tüm destekleri ile eğitim gönüllüsü olan kurumlarımıza ve bu uğurda uğraş veren STK’lara, gönlü zengin tüm hayırseverlerimize de şükran borçluyuz.
Dinimiz eğitimi, bilginin önemini bize en sade ve en doğal haliyle anlatır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 9) buyurarak bilginin ve eğitimin insan hayatındaki yüce makamına işaret eder. En büyük medeniyetler ancak ilim ve fenin değer verildiği toplumlarda kurulmuştur. En büyük yatırım, insana yapılan yatırımdır. Çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras ise sadece maddi imkânlar değil; milli ve manevi değerlerle harmanlanmış, ahlaklı bir gelecektir.
Bu hafta benim de kendi dünyamda yeniden hissettiğim ve bizzat yaşadığım bu tatlı telaşla, yeni eğitim-öğretim yılının tüm milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Zihinleri açık, yolları aydınlık olsun. Evlatlarımızın hem kendi iç dünyalarında hem de topluma katkılarında güzel izler bırakacağı bir yıl geçirmelerini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Onlara daha adil ve güzel bir gelecek sunmak için verdiğimiz her emek, yarınlarımızın en sağlam harcı olacaktır.
Selam ve saygıyla,
Aydın Babacan