Fabrika Ayarlarına Dönmek

AYDIN BABACAN ( YAZAR )

29-04-2026 10:10

Fabrika Ayarlarına Dönmek

​Kalabalık bu şehirde, fırsat buldukça adeta aç bir mideyi doyuran yemek gibi ruhumu o dinginliğe bıraktığım namaz ve çoğu zaman dua ile bir terapi yaşıyorum. Cami, ruhum için bir sığınak; parklar, yeşil alanlar ve ağaçlar ise adeta birer terapi merkezi... Hava kapalı olsa da bir bankta, ağaçların sardığı o bahçelerin kollarında olmak ruhuma şifa veriyor.

​Zaman, her şeyi eskiten bir mefhum. Aynada gördüğüm sadece biraz daha beyazlaşan saçlar değil; kaygıların, endişelerin her tarafına sindiği, daha "dolu" bir zihin ve gönül... İnsan, zamanın bu ağırlığı altında bir nebze olsun soluklanmak ve ana odaklanmak istiyor. Ancak bu huzur anlarında bile bizi "burada" olmaktan alıkoyan bir engel var: Cebimizdeki o akıllı kutular.

​Sabahın ilk ışıklarında gözümüzü açtığımızda, gece yastığa başımızı koyana dek hayatımızın merkezine kurulan bu cihazlar artık sadece iletişim aracımız değil; adeta sosyal medyadaki varlığımız, her şeyimiz oldu. Fakat her nesne gibi onlar da yoruluyor, eskiyor. "Depolama alanı yetersiz" uyarıları, silinmesi gereken fotoğraflar, kaldırılması gereken uygulamalar derken; bir zamanlar seri çalışan o cihazın ağırlaşmış, hantal haliyle baş başa kalıyoruz.
Bilgisayarlara format atar, telefonları "fabrika ayarlarına" döndürürüz; en nihayetinde çözüm bulamazsak yenisini alırız.
​Peki ya biz?

​Yaş ilerledikçe fark ediyoruz ki sadece teknoloji değil, bizim biyolojik "donanımımız" da eski gücünde değil. Hafızamız bulanıklaşıyor, azalarımız yoruluyor, melekelerimiz o eski çevikliğini yitiriyor. Ancak bir şey var ki o hep genç, hep taze: Ruh.

​Ruhun fabrika ayarları; dünyevi meşgalelerden sıyrılıp maneviyatla beslenmek üzerine kurulu. Fakat dünyanın meşgalesi bizi kendisine öyle bir bağlıyor ki gençliğimizdeki kadar bedenen çalışmasak da bir türlü dinlenemiyoruz. Zihnimiz sürekli bir telaş içinde. Yıllar önce teğet geçtiğimiz dertler, şimdi eski bir taş plak gibi beynimizde dönüp duruyor.
​Tıpkı bir telefona sızan ve sistemini kilitleyen zararlı yazılımlar gibi; gereksiz kaygılar, dünya telaşları ve boş uğraşlar da gönül dünyamızı bir virüs gibi ele geçiriyor. Bu ağırlaşmış yaşamdan kurtulmanın yolu, ruhumuzu o tertemiz başlangıç noktasına, yani asli ayarlarına döndürmekten geçiyor.
​Kur'an-ı Kerim'de bu manevi arınmanın ve kalbin asıl sükûnetine kavuşmasının yolu açıkça belirtilmiştir:
"Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra’d Suresi, 28. Ayet)

​Bugün kendimize bir iyilik yapalım. Tıpkı telefonumuzdaki gereksiz dosyaları sildiğimiz gibi; zihnimizdeki boş kuruntuları, kalbimizdeki kırgınlıkları ve ruhumuzu yoran dünya hırslarını silelim. Sadece "değerli olanın" kıymetini bize hatırlatan şeylere yer açalım.
​Dilimizde "Hasbinallah ve ni'mel vekil" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir), gönlümüzde ise O’na yönelmenin huzuruyla; ağırlaşan bu hayatı formatlayıp ruhun o ilk, temiz fabrika ayarlarına dönmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

​Selam ve dua ile,
Aydın Babacan

DİĞER YAZILARI Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı 01-01-1970 03:00 Topraktan Çıkan Sanat 01-01-1970 03:00 Sahip miyiz, Şahit mi? 01-01-1970 03:00 Edep Ya Hu!  01-01-1970 03:00 Hayatın İzi Bir Damla Su 01-01-1970 03:00 ​Ay’ın Karanlık Yüzü 01-01-1970 03:00 Portakal Kokusunda Tren Yolculuğu 01-01-1970 03:00 KAOS MU, DÜZEN Mİ? İNSANIN YERİ 01-01-1970 03:00 ​Akıbetimiz Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 Ramazan Bir Ömür Demek 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Minarelerinde Ramazan 01-01-1970 03:00 Tekrarlanan Yedili: Kalbin Her Gün Yenilenen Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Nefsi Yufka Eyleyen Ay, Ramazan  01-01-1970 03:00 ​EKMEK VE İNSANIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 Müminin İki Kanadı: İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 Gönle Düşen İlk Emir.  01-01-1970 03:00 Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar  01-01-1970 03:00 Namazla Ulaşalım Huzura.  01-01-1970 03:00 Memleketten Uzaklarda. 01-01-1970 03:00 Söz Uçar Yazı Kalır Mı? 01-01-1970 03:00 Zamanın Şahitliği 01-01-1970 03:00 ​21 Aralık: En Uzun Gece. 01-01-1970 03:00 Zıtlıklar, Hayatın Ritmi ve Denge 01-01-1970 03:00 Vahdetten Kesrete Renklerin Bize Söylediği Sır. 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisiyle Tartmak. 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 “Benzemez kimse sana.” 01-01-1970 03:00 Kurtuluşu Arayanlar ve Mirasyediler. 01-01-1970 03:00 Kopmayan Bağ 01-01-1970 03:00