"Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle"

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

11-04-2025 12:44

"Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle"
1984 yılında başladık biz bu işe…bundan öncede 12 yıl gazete dağıtım şirketinde çalıştım. Yani gazeteciliğe. Şimdi adına kutsal meslek deniyor ya, biz o kutsallığı yaşadık. Mürekkep kokusu yuttuk biz. Ne printer vardı, ne bilgisayar… Daktilo bozuktu, şeridi yıpranmıştı, bazı harfleri basmazdı ama biz her tuşuna yüreğimizi bastık. Çoğu zaman elimizle yazdık haberimizi. Fotoğraf çekmekse başka bir alemdi… Elimizde Rus malı Zenit fotoğraf makinesi, filmini kendimiz takar, banyosunu kendimiz yaptırır, sonra da tek tek tab eder, büyütürdük kareleri. O bir kareye bazen bir halkın derdi sığardı, bazen bir çocuğun umudu...
 O zamanlar bir bürokratla bir çay içmek şerefti. Bir siyasetçiyle aynı kareye girmek onurdu. Para mı? Hadi canım, paranın lafı mı olurdu? Bizim için haberdi önemli olan, halktı, vicdandı, doğrunun yanında durmaktı. Çünkü biz bu işi sevgiyle, inançla yapıyorduk. Saygı vardı o yıllarda. Hem mesleğe, hem birbirimize.
 Ama ne olduysa 2000’den sonra oldu… İnternet gazeteciliği geldi. Geldi de ne getirdi? Her köşe başında bir site, her bilgisayarda bir gazete. Gazetecilik mi dediniz? Hobi oldu kimine göre… Kimisi para kapısı yaptı, kimisi tetikçiliğe çevirdi. Artık bu işi herkes yapar oldu. Büfe açmak daha zordu inanın. Emekli olan da gazeteci, belediyede masa başında oturan da gazeteci. Ne ruhsat var, ne liyakat. Gazeteci kim, belli değil. Yazık!
 Şimdi kalkmış bizim yıllarımızı, emeğimizi hiçe sayan birtakım yeni yetmeler… Gazetecilikten bihaber olanlar, hayatında haberin başlığını doğru atamamış olanlar bile akıl veriyor bize. Saygı yok, edep yok, mesleğe hürmet yok.
 Hele bir de şu mesele yok mu… Birini tanırsın, konuşur, bakarsın ki düzgün insan. “Yardımcı olalım” dersin, “Memlekete katkısı olur, emeği olur.” Sonra ne olur biliyor musun? Pişmanlık… Hem de iliklerine kadar. “Ben nasıl bu insana iyi demişim?” dersin, “Nasıl arkasında durmuşum?” dersin. Soğursun meslekten… O insanın etrafına bakarsın; yalancı, tetikçi, dolandırıcı, köstebek... Ne ararsan var. Ve o yılanlar, sinsice sokulmuş yanına. Ama asıl suç onlarda mı? Değil. Asıl suç, onlara kanat gerenlerde, onları yanında taşıyanlarda.
 Hiç mi sormazlar, "Bu kimdir, ne yapar, kimlerle düşer kalkar?" diye? Sormazlar... Çünkü o an arpa boldur. Arpa bolken herkes dost, herkes yoldaş. Ama arpa bitti mi? İşte o zaman gör sen saldırıyı, iftirayı, şantajı... Bilgiyi toplamıştır, menfaat kesilince başlar vurmaya.
 Burası Malatya… 750 bin nüfuslu küçük büyük şehir. Ama herkesin birbirini tanıdığı bir yer. Bu şehirde kim kiminle yürür, kim ne işler çevirir, üç güne kalmaz duyulur. Ama nedense bazıları aklını kiraya verir. “Aman işimize gelir, aman pohpohlasın, aman alkışlasın.” Ee, sonra? Sonrası malum… Arpa biter, fırtına başlar.
 Artık gazetecilik yok… Ne yazık ki ispiyonculuk var, yalan var, iftira var. Ve bu bataklığın sebebi, gazeteciliği hobiye çevirenlerdir, işin içine saygı katmayanlardır. Mesleğin namusunu ayak altına serenlerdir.
 Bir gün gelir, gerçekten emek vermiş insanlar bu işten tamamen elini çeker. Çünkü o yıpranmışlık, o yorgunluk, o hüsran büyür içlerinde. “Ben bu mesleğe ömrümü verdim, ama geldiğimiz hale bak” der. İşte o zaman meslek değil, masa olur gazetecilik. Basın değil, pas olur.
 Biz ne istiyoruz? Bir yasa! Evet, bir yasa… Bu işi gerçekten meslek edinmiş olanla, hobi niyetine yapanı ayırt edecek bir yasa. Her önüne gelenin gazeteci olmadığı, her açılan sitenin medya organı sayılmadığı bir düzen. Gerçek gazetecilerin korunup kollandığı, tetikçilerin, şantajcıların ayıklanıp dışlandığı bir sistem.
 Ey kurumlar! Ey siyasetçiler! Ey STK başkanları! Siz de artık fark edin bu ayrımı. Gazeteci dediğiniz kişi sizinle çay içti diye değil, halkın derdini yazdığı için kıymetlidir. Ona buna methiye düzüyor diye değil, doğrunun yanında durduğu için değerlidir. Her övenden medet ummayın, her yazanı omuzlamayın. Yoksa yarın o “çok sevdiğiniz” kişiler, ilk fırsatta size de kalem çeker.
 Son söz mü?
 Her şey arpanın bolluğuyla başlar… Arpa biterse, bakın bakalım kim dost, kim düşman!
REMZİ HAYTA MALATYA’DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00