Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

07-10-2024 10:22

Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi
Şimdi diyeceksiniz ki, nereden çıktı bu "modern dilenciler" meselesi? Günümüz dünyasında, bu kişiler eski usul el açan dilenciler gibi değil; çok daha ustalar. Üstelik öyle ustalar ki söyledikleri yalanlara kendileri bile inanıyorlar. Onları tanımayanlar için tam bir "dürüst insan" görüntüsü çizerler. Oysa bu kişileri yakından tanıyanlar, onların ne kadar usta bir yalancı olduklarını bilir. Ancak çoğu kişi, onların gerçek yüzünü anlatmaktan çekinir. Çünkü modern dilencilerin asıl mahareti sadece yalan söylemek değil; ortama göre maskelerini ustaca değiştirmek ve asla açığa çıkmamaktır.
Bu kişiler girdikleri her ortamda ya da yazdıkları her satırda dürüstlükten dem vurur. "Dürüstüz, ahlaklıyız" diye ortada dolaşırken, aslında gizli bir pazarlığın içindedirler. Ekip olarak hareket ederler, birbirlerini över, birbirlerini pazarlarlar. Bu pazarın dışına çıkmak isteyen ya da aralarına girmeye çalışan birini hemen hedef alır, onu karalama kampanyalarıyla yıpratmaya çalışırlar. O kadar organize ve planlıdırlar ki, her adımlarında çıkar ilişkisi vardır. Bunlar için her şey paradır. Menfaat için yapmayacakları yoktur. Onlar için insanlık, meslek etiği, ahlak gibi değerler hiçbir şey ifade etmez. Tek dertleri, cebin dolup dolmadığıdır.
Modern dilencilerin en büyük meziyetlerinden biri yalakalık yapmaktır. Kimi zaman övgü yağdırarak, kimi zaman bel altı vurup tehdit ederek hedeflerine ulaşırlar. Para ellerine geçtiği anda hemen methiyeler dizmeye başlarlar, ama bu methiyeler ne içindir? Yine kendileri için! Onlar, "hep bana hep bana" diyen, başkalarının haklarını gasp eden, yardıma muhtaç birini gördüğünde sırtını dönen, insanlığın ne olduğunu unutan kişilerdir.
Öyle bir grup düşünün ki, bir gazetecinin geçim kaynağı reklamdır, evet. Fakat reklamın dışında nasıl bir gelir elde ederler? Bunu tahmin etmek zor değil. Çünkü çıkar ilişkisi içinde olan bu kişiler, her türlü pisliğe bulaşırlar. Onurlarını, itibarlarını ayaklar altına alıp, vicdanlarını para karşılığında satarlar. Kendilerine bir kuruş için bile yalakalık yaptıracak kadar onursuz, zayıf karakterlidirler.
İçinde bulundukları çevrede, meslek etiğini hiçe sayarak çalışan bu kişiler, sanki ortalığın en dürüst, en namuslu insanlarıymış gibi görünürler. Ancak ne yazık ki, onların namus anlayışı sadece çıkar ilişkilerine dayanır. Gerçekte ne insanlığa ne de topluma bir faydaları dokunur. Kendi menfaatlerinden başka hiçbir şey düşünmeyen, şantaj ve tehdit yoluyla insanları baskı altına almaya çalışan, böylece bir şekilde güç elde etmeye çalışan bu modern dilenciler, ne yazık ki günümüzde aramızda dolaşıyor.
Rivayet odur ki, bir gazeteci reklam dışında kazanç elde ediyorsa, bilin ki işin içinde farklı bir oyun vardır. Bu oyunların kazananı hep bu modern dilenciler olurken, kaybedeni ise onurlarını satmadan, alnının teriyle çalışmaya devam eden dürüst insanlardır. Ne acı ki, modern dilenciler, toplumun değerlerini yıpratan, insanları çıkar ilişkilerine sürükleyen, para için her yolu mübah gören kişilerdir. İşte bu yüzden, onları tanıyanlar bilir ki, bu tip insanlar hiçbir zaman aç kalmaz. Çünkü onlar için onurlu yaşamak değil, parayla yaşamak önemlidir.
Bu kişiler aramızda, yazılarında dürüstlükten bahsedip arka planda birbirlerine çıkar sağlamak için mücadele eden, insanlığın yüz karası modern dilencilerdir. Onlar, vicdanlarını bir kenara bırakmış, mesleğin etik kurallarını hiçe saymış, sadece kendi çıkarlarını düşünen kişiler olarak hayatlarına devam ederken, gerçek anlamda onurlu insanlara zarar vermeye devam ediyorlar.
Ama bir gün, belki bir gün, bu maskeleri düşer. REMZİ HAYTA MALATYA'DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00