İlahi Nizamın İzinde, Kuantum Dolanıklığı 

AYDIN BABACAN ( YAZAR )

04-07-2026 13:30

İlahi Nizamın İzinde, Kuantum Dolanıklığı 

​Bana sorarsanız, insanın hem zihnini hem de gönlünü açan iki şey var; ikisi de aynı kaynaktan beslenen bir ırmak gibi... Arif olan, bu iki ilmin hayretine ve şehadetine talip olur. Biri iç dünyamız, diğeri dış dünya. İkisi de inanılmaz büyüklükte ve sırlarına vakıf olabilmek değil bir ömrü, belki insanlığın ömrünün dahi yetemeyeceği kadar muazzam bir umman.

​Geçmişte yazdığım "Kopmayan Bağ" isimli yazımda; dünyanın, yıldızların, galaksilerin birbirine olan bağlarından, o muazzam çekim gücünden bahsetmiştim. Bu bağın bizleri de manen birbirimize bağladığını ve her şeyi bir arada tutan Kadîr-i Mutlak’ın bir yasasına değinmiştim. Şimdi de gelin bilim dünyasını şaşkına döndüren, adı gibi tuhaf bir başka teoriye; mikro alemin o büyüleyici ummanına göz atalım: Kuantum Dolanıklığı.

​Geçen yüzyılda bu teoriyi duyan bilim insanları inanmakta güçlük çekip bunu "uzaktan uzağa hayaletimsi etki" olarak nitelendirmişlerdi. Bu teoriye göre; evrenin iki farklı ucundaki iki parçacık, aralarında milyarlarca ışık yılı mesafe dahi olsa, mekândan bağımsız olarak birbirine kopmaz bir bağla bağlıdır. Birini döndürdüğünüzde, diğeri aynı anda, hiçbir gecikme olmaksızın yönünü değiştirir. Arada ne bir kablo var, ne bir sinyal... Onlar, adeta tek bir parça gibi hareket ederler.
​Aslında bilim, maddeyi en küçük yapı taşına kadar incelediğinde bize şunu anlatıyor: Evrende hiçbir şey birbirinden bağımsız, kopuk ve yalnız değildir. Her şeyi birbirine bağlayan ve bir amaç doğrultusunda sevk eden mutlak bir irade var. Her şeye muktedir olan…

​Peki, atom altı parçacıklarda gördüğümüz bu "zamansız ve mekânsız bağ", bizim iç dünyamızda, inancımızda yok mu? Mekânlar, mesafeler ve duvarlar sadece bedenimiz içindir; ruhlar için mesafe sadece bir yanılgıdan ibarettir. Kur'an-ı Kerim, insanın Yaratıcısına olan bu mekânsız yakınlığını ve kalplerin görünmez bağını şöyle haber verir:
​"...Biz ona şah damarından daha yakınız."
(Kaf Suresi, 16. Ayet)

​Bize şah damarımızdan daha yakın olan o sonsuz kudret, inanan kalpleri de manevi bir kuantum dolanıklığıyla birbirine bağlamıştır. Dünyanın bambaşka coğrafyalarında yaşayan, birbirinin dilini bile bilmeyen milyonlarca insan, ezanın o çağrısı ile namazda aynı tek bir saf olur, aynı kıbleye döner. Tıpkı o dolanık parçacıklar gibi, tek bir merkezden idare edilen tek bir vücut gibi hareket ederler. Bir caminin içinde farz namazı kılanların adeta senkronize bir komutla eğilip doğrulması gibi... Namaz, inananların mekânları farklı zamanları aşarak ruh hizalanmasına girdiği o muazzam andır.
​Sadece ibadette değil elbette; bir afette, bir musibette de gönüller anında orada olur, madden ve manen çırpınır o güzel yürekler. Hatay depreminde tek yürek oluşumuzda, Kastamonu'daki sel felaketinde ya da Gazze'de yaşanan acılarda coğrafyalar aştığımız gibi...

 O acılarla boğuşan insanların hüznü; dünyanın diğer ucundaki kalplerde şefkat, merhamet ve yardım olarak karşılık bulur. Bu, et ve kemikten sıyrılıp "bir" olmanın, tek bir ruh gibi dolanık yaşamanın halidir. Birbirimize dolanmış, iç içe geçen manevi bağımızdır. Yüce kitabımızda kalplerin bu muazzam hizalanışı şöyle anlatılır:
​"Ve (Allah) onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzündeki her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini birleştiremezdin; fakat Allah onların arasını bulup birleştirdi..."
(Enfâl Suresi, 63. Ayet)

​Esas bağımız O’na, inanan tüm insanlara ve yarattığı bize nimet olarak sunduğu her şeye... Bu, Rabbimizin bizi birbirimize bağlayan eşsiz bir nimetidir.
​Bizler ne bu dünyada yalnızız ne de başıboşuz. Attığımız her adım, kalbimizden geçen her dua, ihtiyaç duyulan her coğrafyada, tıpkı göle atılan bir taşın oluşturduğu dalgalar gibi dünyanın bir yerlerinde karşılık bulacaktır. En önemlisi, bize bizden yakın olan ve yeryüzünü emrimize veren o kudrete olan bağımız; yerlerden ve göklerden de öte. 
​O'nun rızası dairesinde; namazda, oruçta, afette, zorlukta, sevgide ve dualarda her an "bir" ve birbirimize dolanmış tek bir vücut gibi kalabilmek duasıyla... Gönüllerimizi birbirine ilmek ilmek bağlayan Rabbimize hamd ve sena ile...

​Aydın Babacan

DİĞER YAZILARI Bir Yanımız Eksik 01-01-1970 03:00 Duygular, İhtiyaçlar ve Ebediyet 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik 01-01-1970 03:00 DOĞANIN VE DUANIN BİRLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahmet Amca’nın Kuzuları 01-01-1970 03:00 Gözden Uzak Gönülden Uzak 01-01-1970 03:00 Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı 01-01-1970 03:00 Topraktan Çıkan Sanat 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönmek 01-01-1970 03:00 Sahip miyiz, Şahit mi? 01-01-1970 03:00 Edep Ya Hu!  01-01-1970 03:00 Hayatın İzi Bir Damla Su 01-01-1970 03:00 ​Ay’ın Karanlık Yüzü 01-01-1970 03:00 Portakal Kokusunda Tren Yolculuğu 01-01-1970 03:00 KAOS MU, DÜZEN Mİ? İNSANIN YERİ 01-01-1970 03:00 ​Akıbetimiz Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 Ramazan Bir Ömür Demek 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Minarelerinde Ramazan 01-01-1970 03:00 Tekrarlanan Yedili: Kalbin Her Gün Yenilenen Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Nefsi Yufka Eyleyen Ay, Ramazan  01-01-1970 03:00 ​EKMEK VE İNSANIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 Müminin İki Kanadı: İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 Gönle Düşen İlk Emir.  01-01-1970 03:00 Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar  01-01-1970 03:00 Namazla Ulaşalım Huzura.  01-01-1970 03:00 Memleketten Uzaklarda. 01-01-1970 03:00 Söz Uçar Yazı Kalır Mı? 01-01-1970 03:00 Zamanın Şahitliği 01-01-1970 03:00 ​21 Aralık: En Uzun Gece. 01-01-1970 03:00 Zıtlıklar, Hayatın Ritmi ve Denge 01-01-1970 03:00 Vahdetten Kesrete Renklerin Bize Söylediği Sır. 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisiyle Tartmak. 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 “Benzemez kimse sana.” 01-01-1970 03:00 Kurtuluşu Arayanlar ve Mirasyediler. 01-01-1970 03:00 Kopmayan Bağ 01-01-1970 03:00