İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR!

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

18-02-2025 16:38

İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz!
Kalemi Namus Bilmeyenler İçin…
GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR!

Gazetecilik bir meslek değil, bir kimliktir. Kendi karakteri olmayan, onurunu üç kuruşa satmış insanlar, gazeteci olamaz! Bugün bazıları kendini gazeteci sanıyor, ellerine bir kalem alıp sağa sola saldırıyor, belden aşağı vurmaya çalışıyor. Ama şunu unutuyorlar: Adam olan, önce insan olur! İnsan olan, vicdanlı olur!
Son zamanlarda “İt ittiğini yapacak” sözü daha da anlam kazandı. Çünkü bu meslek içinde, gazeteciliği kalem namusuyla yapanlarla, tetikçilik peşinde koşanları artık herkes daha net görüyor. Biri size ekmek vermedi diye ona saldırıyorsanız, bir meslektaşınız toplumda kıymet görüyor diye çekemiyorsanız, birileri sizi beslemiyor diye iftira atıyorsanız, sizin gazeteciliğiniz de, adamlığınız da sorgulanır!
KÜÇÜK İNSANLAR, BÜYÜK KİŞİLİKLERE DÜŞMAN OLUR!
Öyle insanlar var ki, kendileri hiçbir şey üretemez, hiçbir değer yaratamaz. Ama üretene, çalışanına, saygı görene düşman olurlar. Çünkü kıskançlık, hainlik ve karaktersizlik onların kanına işlemiştir. Ne yazık ki, bu hastalık gazetecilik mesleğinin içine de sirayet etmiş durumda.
Meslektaşının başarısını gölgelemek için iftira atan, bel altı vuran, şahsi menfaatleri için kalemini kiraya veren insanlar, en büyük zararı kendilerine verirler. Bugün yalan haberle, karalamayla, dedikoduyla birilerini yıprattığını sananlar, aslında kendi şereflerini yerle bir ediyorlar. Çünkü gerçek bir gazeteci tetikçi olamaz!
Kimileri sanıyor ki, her şeye saldırınca, herkese iftira atınca güçlü olacak. Ama şunu unutuyorlar: İt, sadece itliğini yapar! Görevi budur. Havlar, saldırır, ısırmaya çalışır ama karşısında sağlam duran birini gördüğünde kuyruğunu kıstırıp kaçar! İşte bugün, belden aşağı vuran, iftira atan, tetikçilik yapanların durumu da aynen budur.
SİZ AİLENİZİ , EŞİNİZİ, ÇOCUKLARINIZI UNUTSANIZ DA, BİZ UNUTMAYIZ!
Gazetecilik sorumluluk ister. Bu meslek sadece haber yazmaktan ibaret değildir. Bu meslek, insanların ailesine, çocuklarına, eşine saygıyı da gerektirir. Ama görüyoruz ki, bazıları bunu unutmuş! Bel altı haberler yaparken, bir insanın ailesinin olduğunu, çocuklarının bu yalanları okuyacağını düşünmüyorlar. İnsan onuruyla oynamanın, bir baba, bir eş, bir evlat için nasıl bir yıkım olabileceğini akıllarına bile getirmiyorlar.
Ama biz unutmuyoruz! Çünkü biz, gazeteciliğin şerefli tarafındayız. Bizim kalemimiz namusumuzdur, haysiyetimizdir. Biz, biri bize para vermedi diye ona saldırmayız, biri bizi desteklemedi diye ona iftira atmayız. Çünkü biz önce insanız!
Peki ya siz? Siz kim için kalem oynatıyorsunuz? Hangi menfaatin peşindesiniz? Hangi çukurda debeleniyorsunuz?
Biz vatanımıza, bayrağımıza, devletimize, ezanımıza bağlıyız! Biz, Allah korkusu olan, haktan şaşmayan insanlarız. Bizim için gazetecilik, birilerinin uşağı olmak değil, halk için, gerçek için çalışmaktır. Ama siz, üç kuruş için kaleminizi kiraya verenler, insanları belden aşağı vuranlar, bir gün aynaya baktığınızda yüzünüzü görebilecek misiniz?
MALATYA KÜÇÜK YER, HERKES KİMİN NE OLDUĞUNU BİLİYOR!
Malatya öyle bir şehir ki, burada herkes kimin ne olduğunu, kimin neyin peşinde olduğunu bilir. Kim namusuyla çalışıyor, kim tetikçilik yapıyor, kim iftira atıyor, herkes görüyor! Bel altı vuranlar sanıyor ki, kimse fark etmiyor. Oysa herkes her şeyin farkında.

Bizim yolumuz belli: Biz adam gibi gazetecilik yapmaya devam edeceğiz! Siz ne yaparsanız yapın, hangi çirkinliğe başvurursanız başvurun, bizim kalemimiz onurumuzla yazmaya devam edecek!
Çünkü biz, adamız! Ya siz?... REMZİ HAYTA  MALATYA'DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00