İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

23-11-2024 15:00

İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası

 

İyi insan olmak… Kimileri için derin bir vicdan muhasebesi, kimileri içinse sadece bir kimlik meselesi. Ama ne olursa olsun, iyiliğin ne anlama geldiği üzerine düşünmek, her insanın kendi yolculuğunda karşısına çıkan bir duraktır. Ve bu durakta, aynaya bakıp kendimize sorduğumuz sorular vardır: "Ben kimim? Bu dünyada bıraktığım iz, değerli mi?"
Bu soruların cevabı, önce kendimize dürüst olmaktan geçer. İyi insan olmak, başkaları için değil, önce kendi vicdanımız ve ahlakımız için iyiyi seçmekle başlar. Çünkü başkaları için iyi olmaya çalıştığınızda, karşılığında hayal kırıklığına uğramak işten bile değildir. Ama bu, kötü olmayı bir seçenek olarak görmeyi haklı çıkarmaz. Zira kötülük, kişinin kendi ruhuna işlediği bir zehirdir.


AHDE VEFA VE KUL HAKKI: İYİLİĞİN ŞARTLARI
Eğer bir insan:
Ahde vefa gösteriyor, kendisine yapılan iyilikleri unutmuyorsa,
Kul hakkı yemiyor, helale haram karıştırmıyorsa,
Dostunun arkasından konuşmuyor, insanların dedikodusunu yapmıyorsa,
Bonkörse, paylaşmayı seviyorsa,
işte o kişi, iyi bir insandır. Aksi şekilde davrananlarsa, kendi yol haritalarını çoktan çizmişlerdir. Onların pusulası menfaat, rotası rant ve yalan üzerine kuruludur. Böyle kişiler için önemli olan, bugünü kazanmaktır. Ama ya sonrası?
Bir insan, öldüğünde arkasında onurlu bir isim bırakmadıysa; çocuklarına şeref, haysiyet dolu bir miras devretmediyse; dünyada ne kadar zenginlik biriktirmiş olursa olsun, bunların hiçbir değeri yoktur. İnsanlar, geride kalanlar hakkında konuşurken "iyi insandı" yerine "geberip gitti" diyorsa, o servetler ve makamlar neye yarar ki?


DÜRÜSTLÜK, GAZETECİLİK VE GERÇEKLER
Benim kafamın almadığı bir mesele de, bu zamanda özellikle bizim mesleğimizde, yani gazetecilikte, dürüst ve onurlu bir duruş sergileyenlerin çoğunlukla yalnız bırakılmasıdır. Dürüst gazeteci olmak, ne belediye başkanlarına ne de iş insanlarına yaranır. Çünkü bu kişiler, genelde çevrelerinde kendi çıkarlarına hizmet eden bir grup oluşturmayı tercih eder.

Bazıları, hayatında bir satır haber yazmamış, kalem tutmamış, gazeteciliğin adını bile doğru düzgün anmaktan acizken, belediye başkanlarının ya da iş insanlarının gözünde "çok iyi gazeteci" olarak görülür. Bu da aslında iyi bir satış stratejisidir. Çünkü çıkar dünyasında, insanlar birbirlerini iyi pazarlamayı çok iyi bilir. Dün fakirlikten kırılan, bugün lüks arabalarla boy gösteriyor. Peki, bu lüksün kaynağını sorduğunuzda cevap verebiliyorlar mı? Hayır.


43 YILLIK MESLEKİ BİRİKİM VE HESAPLAŞMA
Benim için, bu sahte dostlukların ya da çıkar odaklı ilişkilerin bir önemi yok. Ben, 43 yıldır bu mesleğin içindeyim ve Allah’a şükür, hiçbir veremeyecek hesabım yok. Her zaman doğruların yanında durdum, kalemimi hiçbir zaman tetikçilik için kullanmadım. Ancak, dürüstlük maskesi takarak tetikçilik yapanlar, sahtekarca davranıp kendilerini "en iyi gazeteci" diye pazarlayanlar benim muhatabım değil. Çünkü Malatya’da herkes kimin ne olduğunu çok iyi bilir. Kimsenin bir şey anlatmasına gerek bile yok.


VE SON OLARAK ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM
İyi insan olmak, zor zamanlarda bile ahlakından ödün vermemekle mümkündür. Kişi, önce kendisi için iyi olmalıdır; çünkü vicdanen rahat olmayan bir insan, başkalarına ne kadar iyi görünmeye çalışırsa çalışsın, bu çabanın bir karşılığı yoktur. Hayat, bir iz bırakmaktan ibarettir. İyi bir isim, onurlu bir miras, insanın gerçek servetidir.
Dürüst bir gazetecinin yolu zordur, ama yalnız değildir. Çünkü her zaman gerçeklerin savunucusu olan, iyilikle yol alan bir vicdanı vardır. Ve vicdan, bu dünyada insana kalan en büyük hazinedir. 

REMZİ HAYTA- MALATYA’DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00