Kemiğin Peşinde Havlayanlar

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

28-03-2025 12:45

Kemiğin Peşinde Havlayanlar
Bazı köpekler vardır, sesi çok çıkar. Ne yana gitsen havlamaktan geri durmaz. Ama dikkatli bakarsan, bu sesin arkasında yatan gerçeği anlarsın: Aç kalmış, nasibini bulamamış, çaresizliğin pençesinde bir kemik peşinde koşuyor. Önüne bir parça atsan, sesi kesilir, bir de bakmışsın ki dost olmuş, peşinden ayrılmıyor. Sadakati açlıktan, dostluğu menfaatten…
İnsan dünyasında da böyledir. Kimileri var ki, ortalığı velveleye verir, sağa sola saldırır, en namuslu, en dürüst, en onurlu kişi rolüne bürünür. Oysa tek dertleri kemiğe ulaşmaktır. Dilber Ay’ın meşhur türküsünde dediği gibi:
"Köpekleri bağlamışam, önüne de ekmek doğramışam…"
Ne güzel anlatıyor aslında. Köpek serbestken havlar da, ekmek önüne konunca susar. İnsanlardan da vardır böyleleri. Menfaatleri için havlayanlar, istediklerini aldıklarında bir anda uslanır.
Eskiler boşuna dememiş:
"Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır."
"Menfaat uğruna dans etmeyecek insan yoktur."
Bunların bir de sürüsü vardır. Biri kemiği kaptı mı, diğerleri de heveslenir, onlar da havlamaya başlar. Asıl mesele, itlerin havlaması değildir. Asıl mesele, kemiğin kim tarafından, hangi amaçla atıldığıdır.
Menfaat İçin Dürüstlük Maskesi Takanlar
Bazıları öyle bir rol yapar ki, sanırsın ki dürüstlük timsali… Öyle yazarlar, öyle konuşurlar ki, "Ne kadar onurlu, ne kadar şerefli bir insan!" dersin. Ama perde arkasına bakınca, neyin peşinde olduklarını görürsün. Onların namus anlayışı da, şeref terazisi de, aldıkları kemiğin büyüklüğüne bağlıdır.
Hz. Mevlâna’nın güzel bir sözü vardır:
"Hırsızın kendisinden çalacak hiçbir şeyi kalmayınca, dürüstlük taslamaya başlar."
Kimileri, insan olmayı beceremez, dürüst ve onurlu bir yaşam sürmeyi göze alamaz. Ne şeref, ne haysiyet, ne ahlak… Onlar için önemli olan sadece çıkarlarıdır. Haysiyetin, namusun, imanın pazara düştüğü bir devirde, "dürüstüm" diye haykıranların birçoğu aslında en büyük tüccardır.
Gerçek İnsan Kimdir?
Gerçek insan, yeri geldiğinde aç kalmayı, ama onuruyla dimdik durmayı bilendir. Kimseye yalakalık yapmaz, kimseye köpeklik etmez, menfaat için eğilip bükülmez. Aç olsa bile helalinden yer, yanlış yapmaz.
Eskiler, "İnsanın hamuru neyle yoğrulmuşsa, karakteri de odur" derdi. İmanla, ahlakla, dürüstlükle yoğrulan insan asla bir kemiğin peşinden koşmaz. Ama menfaatle, hırsla, açgözlülükle yoğrulmuş olanlar, kemiği kapmak için her türlü sahtekarlığı yaparlar.
Aç olan insanın hâli bellidir. Ya Allah korkusuyla sabreder, ya da menfaat için sağa sola saldırır.
İnsan Olmak ve Olamayanlar
İnsan olmanın şartları bellidir: Ahlak, vicdan, merhamet, doğruluk ve Allah korkusu… İnsan, sadece konuştuğu zaman değil, sustuğu zaman da belli olur. Menfaat için eğilip bükülmeyen, harama el uzatmayan, yeri geldiğinde aç kalmayı ama onurundan ödün vermemeyi bilen kişi gerçek insandır. Ancak bazıları vardır ki, insan olmayı beceremez. Çünkü onların ne vicdanı vardır, ne de utanma duygusu… Onların tek doğrusu, menfaatlerine uygun olandır. Kemiği kaptıkları sürece hangi yalanı söylemeleri gerekiyorsa onu söyler, hangi maskeyi takmaları gerekiyorsa onu takarlar.
Hâlbuki insan olmak için doğuştan gelen bir yetenek değil, kazanılmış bir karakter gerekir. Kimileri, insan gibi doğsa da, köpek gibi yaşamayı seçer. Sağlam bir aile terbiyesi almamış, Allah korkusunu tanımamış, şerefi ve haysiyeti paraya, makama değişmiş olanlar, günü geldiğinde her türlü ihaneti yapabilir. Kimi bir lokma için satar dostunu, kimi bir koltuk için eğilir, bükülür. Oysa insan dediğin, önce Allah’a, sonra kendine hesap vereceğini bilerek yaşar. Çünkü insan olmak, kemik peşinde koşmak değil, onuruyla yürümektir.REMZİ HAYTA –MALATYA’DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün… 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00