Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün…

REMZİ HAYTA ( Gazeteci & Yazar ) Malatya'lı

07-03-2025 12:35

Sen Üzülme, Bırak Kaybedenler Üzülsün…
Vaktiyle bir adam, dost bildiği biriyle aynı sofrada ekmeğini bölüşür, derdini paylaşır, ona kardeş gözüyle bakarmış. Bir gün, o dostu sırtını döndüğünde, aniden değişmiş. O güne dek candan sarıldığı, en zor zamanlarında yanında olduğu insan, bir selamı bile esirger olmuş. Adam, başını önüne eğip yüreğinde bir yangınla sormuş kendi kendine: “Ben mi yanlış yaptım, yoksa dostluk bu kadar mıymış?”
Aradan yıllar geçmiş… Bir gün o dost, dara düşüp kapısını çaldığında adam ona yine tebessümle bakıp sofraya buyur etmiş. Çünkü bazıları vefasızlık etse de, insan, insanlığını kaybetmemeli…
İşte hayat budur. Sen vefayı, dostluğu, sadakati bilir, gereğini yaparsın; karşındaki kıymet bilmiyorsa sen üzülme. Bırak, kaybeden o olsun.
Yine bir vakit, bir genç yaşlı bir adamın elini öper, ona hürmetle diz çöküp sohbet ederken bir grup insan ona güler, “Neden bu eski adetleri sürdürüyor, büyüklerin elini öpüyorsun?” derlermiş. Genç, hafifçe tebessüm edip şöyle demiş: “Çünkü ben geçmişime sahip çıkmazsam, geleceğimi kaybederim.”
O yaşlı adam ise yıllar sonra vefat ettiğinde, arkasından gözyaşı döken o genç olmuş. Ama ona gülenler, o gün başka şeylerin peşine düşüp büyüklerini unutmuş…
Sen eğer “ata, dede, aile” diye değer verdiklerine saygı gösteriyorsan ama onlar kıymetini bilmiyorsa, sen üzülme. Çünkü toprağın kökü ne kadar derinde ise, ağacı o kadar güçlü olur. Köklerinden kopanlar ise savrulup gider…
Bir gün, eski bir mahallenin köhne bir kahvehanesinde, yıllarını mesleğine adamış bir usta, genç bir çırakla oturuyormuş. Çırak, ustasına sormuş:
“Usta, neden bazı insanlar iyiliğe iyilikle karşılık vermez?”
Usta, bir an durup çayından bir yudum almış, sonra sakince cevaplamış:
“Evlat, herkes yüreğindeki kadarını verir. Sen birine su verirken, o sana çamur atıyorsa, sen üzülme. Çünkü senin elinde su vardı, onun elinde ise ancak çamur.”
İşte bu yüzden, sen iyilik ediyorsan, insanları mutlu etmek için elinden geleni yapıyorsan ama karşındaki bunun kıymetini bilmiyorsa, sen üzülme. Bırak, kaybeden o olsun.
Bir rivayet anlatılır… Günlerden bir gün, vaktiyle zenginlik içinde yüzen, herkesin etrafında pervane olduğu biri, malını mülkünü kaybetmiş. Eskiden kapısında kuyruğa girenler, şimdi yanından bile geçmez olmuş. Öyle ki, bir gün eski dost bildiklerinden birini sokakta görmüş, elini uzatıp selam vermek istemiş, fakat karşısındaki başını çevirip görmezden gelmiş. Adam o an anlamış ki, bazı insanlar dostu değil, onun cebindekini severmiş…
İşte, makam, mevki, para, servet gelip geçer. Sen insanlığı her şeyin önüne koyuyorsan ama onlar zenginliğin, gücün gölgesinde gurur sarhoşu olmuşsa, sen üzülme. Çünkü asıl servet, geride bırakacağın güzel bir isimdir.
Ve bazen hayat, insana dersini ağır verir… Eski zamanlarda bir köyde yaşlı bir bilge varmış. Köy halkı ona saygıyla yaklaşır, her derdinde onun kapısını çalarmış. Fakat zaman değiştikçe, insanlar o bilgenin sözlerine kulak vermemeye başlamış. Bilge, günden güne yalnızlaşmış ama üzülmemiş. Bir gün yanına gelen gençlerden biri sormuş:
“Bunca insan seni unuttu, peki sen neden üzülmüyorsun?”
Bilge hafifçe gülümsemiş ve demiş ki:
“Evlat, ben kaybetmedim. Beni unutanlar, kıymetimi bilemeyenler kaybetti. Çünkü bir gün, öğütlerime ihtiyaç duyduklarında ben burada olmayacağım.”
İşte hayat böyledir… Bazen susarsın, bazen içinden kırılırsın, bazen öfkeni yüreğine gömersin. Ama yine de doğru bildiğinden vazgeçmezsin. Çünkü asıl kaybedenler, senin kıymetini bilmeyenlerdir.
Bu mübarek Ramazan ayında herkes insan olduğunu, gerçek dostlukların kıymetini anlasın. Belki bir gün, geç olmadan...  REMZİ HAYTA-MALATYA’DAN

DİĞER YAZILARI Sır Namustur…  O onurlu günleri çok şükür yaşadım… 01-01-1970 03:00 Kalemi Satmayanların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “Yalanla Yürüyenler, Devletin Ağırlığını Bilemez!” 01-01-1970 03:00 Unvanı Olana Makam, İnsana İsim Yakışır 01-01-1970 03:00 Fenomenlik Maskesiyle Saldırmak Adamlık Değil, Dijital Kahpeliktir! 01-01-1970 03:00 İyi Gün Dostu mu, Kötü Gün Dostu mu? 01-01-1970 03:00 "Vakit geldi mi, söz namus sayılırdı..." 01-01-1970 03:00 "Desinler İçin Yaşayanlar “ 01-01-1970 03:00 "Gazetecilik Arpayla Ölçülmezdi Vaktiyle" 01-01-1970 03:00 Kemiğin Peşinde Havlayanlar 01-01-1970 03:00 Zenginlik Malda Değil, Yürekte Olur 01-01-1970 03:00 İt, İttiğini Yapacak Ama Biz de Adamlığımızı Gösteririz! Kalemi Namus Bilmeyenler İçin… GAZETECİLİK ONUR İSTER, KARAKTER GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Toprak Uyandı, Gökyüzü Ağladı 01-01-1970 03:00 "Şeytanın İşi Gücü Vesvese" 01-01-1970 03:00 Zenginliğin Kefareti: İnsanın Gözyaşıyla Ödenir 01-01-1970 03:00 “Yerel Basın Krallar Gibi Yaşıyor(!)” 01-01-1970 03:00 2025: Yeni Bir Sayfa, Yeni Bir Umut 01-01-1970 03:00 Unuttuklarımızla Yok Oluyoruz 01-01-1970 03:00 "Sayın Cumhurbaşkanım, Enkaz Altındaki Sesimizi Duyun" 01-01-1970 03:00 "Deprem Unutuldu, Şükür Susturuldu, Gülmek Yasaklandı" 01-01-1970 03:00 “İnsanın Kağıt Kadar Kıymeti Kalmışsa…” 01-01-1970 03:00 İyi İnsan Olmak Üzerine: Bir Mesleğin ve Hayatın Aynası 01-01-1970 03:00 Çay İçmeye Gittik, Cebimiz Boşaldı Emmioğlu 01-01-1970 03:00 “MUTLULUĞUNU YİTİREN ŞEHİR: MALATYA’NIN ÇARESİZLİĞİ” 01-01-1970 03:00 Çorum Valisi Ali Çalgan ile Çorum’a Dair İzlenimlerim Geçtiğimiz günlerde 29 Ekim Cumhuriyet un Bayramı’nın coşkusunu yaşamak üzere Samsun’a gitmiştim. 01-01-1970 03:00 Türkülerle Başlayan, Dualarla Sona Eren Bir Hikaye 01-01-1970 03:00 "Ne Oldu Bize? Tahammülsüzlük ve Şiddetin Pençesinde Bir Toplum" 01-01-1970 03:00 Gerçek Dostluk Kötü Günde Belli Olur 01-01-1970 03:00 Misafirperverliğin Bereketi: Paylaşmanın Zenginliği 01-01-1970 03:00 Kaliteli ve Kalitesiz İnsanlar: 01-01-1970 03:00 Şeref, Para ile Ölçülmez 01-01-1970 03:00 Gizli Yüzler: Modern Dilencilerin Gerçek Hikayesi 01-01-1970 03:00 "Gülüşlerin Susturulduğu Toplum” 01-01-1970 03:00 Muğla’da Bir Malatyalı Vali: Dr. İdris Akbıyık ile Sohbet 01-01-1970 03:00 Gazetecilik: Ahlak ve Dürüstlük Demektir ! 01-01-1970 03:00