Vahdetten Kesrete Renklerin Bize Söylediği Sır.

AYDIN BABACAN ( YAZAR )

11-12-2025 10:50

Vahdetten Kesrete
Renklerin Bize Söylediği Sır.

Hayatımız; beyaz bir perdenin üzerine düşen, kırmızısından moruna, yeşilinden kahverengisine uzanan muhteşem bir ışık oyunundan ibaret. Her şey, o başlangıçtaki beyazın saf ve engin potansiyeliyle başlar. Tıpkı yağmur sonrası gökyüzünü bir taç gibi saran gökkuşağı gibi... O yedi rengin, üç ana renk ile ve sayısız tonun oluşturduğu görsel şölen, aslında birliğin (Vahdet) çokluğa (Kesret) dönüşümünün en çarpıcı dersidir.
Evrene baktığımızda gördüğümüz bu uçsuz bucaksız düzenin her bir parçası bir anlam taşır:
 * Masmavi tavan: Enginliği, sınırsızlığı ve derinliği.
 * Bembeyaz bulutlar: Hayalleri, saflığı ve erişilebilir olan huzuru.
 * Yemyeşil ormanlar: Canlılığı, sürekliliği ve yaşamın nefesini.
 * Kahverengi toprak: Her rengin anası olması, sadeliği ve kabullenişi.
Ve çiçeklerdeki o dikkat çekici, baskın kırmızı. Bütün ışıkları kendine çeken bir cazibe, bir daveti. Bu renk cümbüşü, adeta bir karnaval; inanması güç gelse de, tüm bu ihtişam tek bir kaynaktan, tek bir ışıktan türeyip binlerce tona dönüşüyor.
Nur Üzerine Nur
İşte bu noktada, renklerin bize fısıldadığı en büyük sırra ulaşıyoruz: Tüm bu çeşitliliğin birliği. Tek bir noktadan yayılan bu muazzam sanat, bize Vahdet ile her şeyin çıktığı o tek kaynağı; Kesret ile de bize bahşedilen bu muazzam dönüşümü, bu göz kamaştırıcı estetiği idrak etme sorumluluğunu yüklüyor. Gözümüzün ulaştığı her yerde, gönül gözümüzün ulaştığı her hayret anında, huzur bulduğumuz her köşede bu gerçeğin izini sürüyoruz.
O’nun Nuruna açılan bir pencere oluveriyor bu renkler dünyası. Gönül aynamızı aydınlatması niyetiyle, Kur’an-ı Kerim’in en derin ve anlamlı ayetlerinden birine kulak verelim:
Kur’an Penceresinden Bir Ayet...
 Nur Suresi, 35. Ayet:
 “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”
 Sadakallahülazim.

Saygılar selam ve dua ile...

Aydın Babacan

DİĞER YAZILARI Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı 01-01-1970 03:00 Topraktan Çıkan Sanat 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönmek 01-01-1970 03:00 Sahip miyiz, Şahit mi? 01-01-1970 03:00 Edep Ya Hu!  01-01-1970 03:00 Hayatın İzi Bir Damla Su 01-01-1970 03:00 ​Ay’ın Karanlık Yüzü 01-01-1970 03:00 Portakal Kokusunda Tren Yolculuğu 01-01-1970 03:00 KAOS MU, DÜZEN Mİ? İNSANIN YERİ 01-01-1970 03:00 ​Akıbetimiz Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 Ramazan Bir Ömür Demek 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Minarelerinde Ramazan 01-01-1970 03:00 Tekrarlanan Yedili: Kalbin Her Gün Yenilenen Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Nefsi Yufka Eyleyen Ay, Ramazan  01-01-1970 03:00 ​EKMEK VE İNSANIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 Müminin İki Kanadı: İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 Gönle Düşen İlk Emir.  01-01-1970 03:00 Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar  01-01-1970 03:00 Namazla Ulaşalım Huzura.  01-01-1970 03:00 Memleketten Uzaklarda. 01-01-1970 03:00 Söz Uçar Yazı Kalır Mı? 01-01-1970 03:00 Zamanın Şahitliği 01-01-1970 03:00 ​21 Aralık: En Uzun Gece. 01-01-1970 03:00 Zıtlıklar, Hayatın Ritmi ve Denge 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisiyle Tartmak. 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 “Benzemez kimse sana.” 01-01-1970 03:00 Kurtuluşu Arayanlar ve Mirasyediler. 01-01-1970 03:00 Kopmayan Bağ 01-01-1970 03:00