Tarihi Zirve ve Ortadoğu’da "Peace 2025" Çağı: Trump, Erdoğan ve Barışın Çetin Yolu

Araştırmacı Gazeteci Yazar Sabahattin Birinci Fısıltı Haberleri Genel Yayın Yönetmeni

Gazze'de yaşanan insanlık dramının sona ermesi yönünde atılan tarihi adımlar, tüm dünyanın nefesini tutarak izlediği bir dönemeç oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın ifadesiyle, "Savaşı Gazze'de hep birlikte bitirdik" sözleri, uluslararası işbirliğinin ve özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik ağırlığının zaferi olarak tarihe geçti. "Peace 2025" adıyla anılan tarihi zirvede atılan imzalar, sadece bir ateşkesi değil, Ortadoğu'da yeni bir barış çağını başlatma potansiyelini taşıyor.

 

Trump'tan Erdoğan'a: "Çok Çetin Biri, O İyi Biri, Her Zaman Yanımda"

Zirvenin en çarpıcı yanlarından biri, ABD Başkanı Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki samimi ve vurgulu sözleri oldu. Trump, "Erdoğan çok iyi bir dostum. Onunla en baştan beri iyi bir ilişkimiz var. O çok çetin biri ama iyi biri, kendisi her zaman yanımda" ifadelerini kullanarak, Türkiye'nin sürece kattığı değeri ve liderler arasındaki güçlü bağı açıkça ortaya koydu.

Bu ifadeler, sadece kişisel bir dostluğu değil, Türkiye'nin arabuluculuk rolünün ne kadar kritik olduğunu da gösteriyor. "Çok çetin biri" tanımlaması, Erdoğan'ın Filistin halkının haklarını savunmadaki kararlılığını ve masada taviz vermeyen duruşunu tescillemiştir. Bu duruş, anlaşmanın sadece İsrail'in değil, Gazze'nin de çıkarlarını koruyan bir zemin üzerine inşa edilmesinde temel rol oynamıştır.

 

Tarihi Zirve: Neler Oldu, Neler Oluyor?

Mısır'da gerçekleşen tarihi zirve, ateşkesin ötesine geçerek Gazze'nin geleceğini şekillendirecek somut adımları içeriyor.

  1. Savaş Sona Erdi ve İnsani Yardım Başladı: Trump'ın "Gazze'de savaş sona erdi" ilanı, bölge halkı için yeni bir umut kaynağı oldu. Zirvenin hemen ardından, uluslararası topluluk ve Türkiye'nin öncülüğünde organize edilen insani yardımlar hızla Gazze'ye ulaşmaya başladı. Gazze'de yaşayanlar, yıkım ve ölüm korkusunun yerini alan bu barış rüzgarını derin bir nefes alarak karşılıyor. Onlar için bu, sadece bir ateşkes değil, yeniden inşa edilecek bir yaşam vaadidir.

  2. Uygulama ve Garanti Mekanizmaları: Anlaşmanın en önemli detaylarından biri, arabulucu ülkelerin (Türkiye, ABD, Mısır, Katar) anlaşmanın uygulanması için bir Garanti Belgesi imzalamasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi, Türkiye, "Gazze anlaşmalarının uygulanmasını yakından takip edecek." Bu mekanizma, anlaşmanın ihlal edilme riskini en aza indirmeyi hedefliyor.

  3. Yarın Ne Konuşulacak? Zirveden hemen sonraki gündem, Gazze'nin yeniden imarı ve uzun vadeli siyasi çözüm yol haritasıdır. Yarın, uluslararası fonların harekete geçirilmesi, iki devletli çözüm zemininde müzakerelerin yeniden başlatılması ve Gazze'deki ablukanın tamamen kaldırılması gibi hayati konular masada olacak.

 

Binyamin Netanyahu’nun Pozisyonu ve Riskler

Barışın önündeki en büyük şüphe ve risk kaynağı ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tutumu. Uluslararası toplumda, daha önceki anlaşmalara uymama ve işgal politikalarında ısrarcı olma geçmişi nedeniyle Netanyahu'ya olan güven minimum seviyededir. Trump’ın, Netanyahu'ya Gazze planını kabul ettirirken, "Başka seçeneği yok. Benimle, sorun etmemek zorundasın," minvalindeki sert çıkışı, bu güvensizliğin bir yansımasıdır.

Netanyahu, planı prensipte kabul ettiğini açıklasa da, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılması ve Gazze'nin askeri varlıklardan arındırılması gibi şartları vurgulaması, anlaşmanın ruhuna aykırı adımlar atabileceği endişesini doğuruyor.

Peki, Netanyahu anlaşmayı bozar mı? Bu maalesef reel bir risktir. Nitekim Trump'ın planını kabul ederken dahi, Gazze'de soykırım suçu işlemekle suçlanan Netanyahu'nun, uluslararası baskı azaldığı anda eski politikalarına dönme potansiyeli yüksektir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Net Tepki: Güvenlik ve Garanti

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki duruşu ise net ve kararlıdır. Erdoğan, daha önceki konuşmalarında Netanyahu'nun işgalci zihniyetini en sert şekilde eleştirmiş ve "Netanyahu ideolojik olarak Hitler'e bağlıdır, sonunda da aynı kaderi yaşayacak" gibi sert ifadeler kullanmıştır.

Netanyahu'nun anlaşmayı bozması durumunda Türkiye'nin tepkisi, sadece kınama ile sınırlı kalmayacaktır:

  1. Garanti Mekanizmasının Harekete Geçirilmesi: Türkiye, anlaşmanın garantör ülkelerinden biri olarak, öncelikle diplomatik ve uluslararası baskı mekanizmalarını (BM, Uluslararası Ceza Mahkemesi) derhal harekete geçirecektir.

  2. Ekonomik ve Siyasi Yaptırımlar: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce işaret ettiği gibi, "Netanyahu'ya Filistin'i işgalin maliyetini hissettirecek tüm önerileri hayata geçirmeye hazırız." Bu, İsrail'e yönelik ticari kısıtlamaların daha da artırılması ve siyasi ilişkilerin en alt düzeye indirilmesi anlamına gelecektir. Türkiye, anlaşmayı bozan tarafın ağır bedel ödemesi için uluslararası koalisyonu hızla kuracaktır.

Sonuç olarak, "Peace 2025" zirvesi, Ortadoğu için umut kapısını aralamış, ancak bu barışın kırılganlığı devam etmektedir. Barışın kalıcılığı, büyük ölçüde Türkiye ve ABD liderliğindeki uluslararası toplumun, anlaşmanın mimarisini korumadaki kararlılığına ve özellikle Binyamin Netanyahu'nun şahin politikalarına karşı göstereceği tavize dayanacaktır. Türkiye, çetin duruşuyla bu barışın teminatı olmaya devam edecektir.