Geleceğimiz Avuçlarımızdan Kayıyor: Çocuklarımızı ve Vicdanımızı Kaybediyoruz!

Sabahattin BİRİNCİ TİGAD Sakarya İl Başkanı Fısıltı Haberleri Genel Yayın Yönetmeni Araştırmacı Gazeteci Yazar

Toplumların en büyük sermayesi, ne yeraltı kaynaklarıdır ne de ekonomik verileridir. Bir milletin gerçek gücü, yetiştirdiği nesillerin niteliği ve güvenliğidir. Ancak son günlerde Şanlıurfa Viranşehir ve Kahramanmaraş’tan gelen haberler, bu gücün temeline dinamit konulduğunu acı bir şekilde yüzümüze çarpıyor. Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin hayatını kaybettiği bu trajik olaylarda, fail koltuğunda "çocuk" yaşta evlatlarımızın oturuyor olması, artık mazeret kabul etmeyen bir toplumsal alarmdır.

TİGAD Genel Başkanımız Sayın Okan Geçgel’in de haklı olarak feryat ettiği gibi: Çocuklarımızı kaybediyoruz! Bu gidişat bir serzeniş değil, topyekün bir imdat çağrısıdır.

Dijital Zehirlenme ve Normalleşen Şiddet

Bugün sokaklarda patlak veren bu şiddet sarmalı, aslında uzun süredir evlerimizin başköşesinde, televizyon ekranlarında ve çocukların avuçlarındaki telefonlarda mayalanıyordu. Şiddetin bir çözüm yöntemi gibi sunulduğu diziler, intikamı kutsayan senaryolar ve denetimsiz dijital içerikler, evlatlarımızın tertemiz zihinlerinde onarılmaz tahribatlar açıyor.

Özellikle savaş ve şiddet temalı dijital oyunlar, ölümü ve öldürmeyi bir "skor" haline getirerek vicdan duygusunu köreltiyor. Madde bağımlılığının okul kapılarına kadar dayanması ise bu karanlık tablonun en korkunç rengidir. Uyuşturucu ile mücadele sadece polisiye tedbirlerle olmaz; onu özendiren her türlü yayın, müzik ve platform topyekün bir denetim kıskacına alınmalıdır.

Hukukta Caydırıcılık, Eğitimde Adalet

Yaşanan olaylar gösteriyor ki, mevcut yasal çerçeve günümüzün değişen suç profilleri karşısında yetersiz kalmaktadır. Elbette "çocuğun üstün yararı" gözetilmelidir; ancak toplum güvenliğini hiçe sayan ağır suçlarda Türk Ceza Kanunu’nun caydırıcılığı yeniden tartışılmalıdır. Suç işleyenin yanına kar kaldığı algısı, suça eğilimli zihinleri cesaretlendirmektedir.

Bununla birlikte, eğitimi bir "yarış" olmaktan çıkarıp bir "yaşam alanı" haline getirmeliyiz. Devlet okulları arasındaki imkan eşitsizliklerini gidermeli; okullarımızı sadece beton binalar olmaktan kurtarıp sanat atölyeleriyle, spor salonlarıyla donatmalıyız. Gençlerin gelecek kaygısını azaltacak mesleki eğitim modellerine ağırlık vermek, onları suç şebekelerinin elinden çekip almanın en etkili yoludur.

Medya ve Sosyal Medya Sorumluluğu

Bir gazeteci ve TİGAD temsilcisi olarak altını çizmek isterim ki; basının görevi acıları dramatize ederek reyting devşirmek değildir. Bazı medya kuruluşlarının olayları siyasi malzeme yapması ya da canlı yayınlarda kurbanların mahremiyetini ihlal etmesi basın etiğine vurulan bir darbedir. Basın, hiçbir siyasi yapının arka bahçesi olmadan, sadece hakikatin ve toplumun sesi olmalıdır.

Aynı sorumluluk sosyal medya kullanıcıları için de geçerlidir. Teyit edilmemiş, provokatif içeriklerin paylaşılması toplumsal barışa hizmet etmez, aksine ateşe körükle gider.

Son Uyarı!

Viranşehir ve Kahramanmaraş’ta kaybettiğimiz canlar, bizlere çok ağır bir ödev bırakmıştır. Eğer bugün aile, okul, medya ve devlet dörtgeninde radikal önlemler almazsak, yarın daha büyük acılara uyanmamız kaçınılmazdır.

TİGAD ailesi ve Fısıltı Haberleri olarak, çocuklarımızın güvenliği ve sağlıklı bir medya düzeni kurulana dek bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden eğitim neferlerimize ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.

Vakit, geleceğimizi kurtarmak için el ele verme vaktidir.