
Sapanca'nın Kuruyan Vicdanları: Bir Cinayetin Anatomisi
Fısıltı Haberleri Genel Yayın Yönetmeni, Araştırmacı Gazeteci Yazar Sabahattin Birinci
Bugün, bu satırları yazarken içimde bir yazarın hüznü değil, bir vatandaşın öfkesi var. Bisikletimin tekerleri, normalde suyla dolu olması gereken Sapanca Gölü'nün çatlamış, kuru toprağında dönerken, aslında bir cinayet mahalli geziyordum. Gözlerimizin önünde bir cinayet işleniyor ve bizler, bu cinayete sessiz kalanlarız. Sapanca Gölü ölüyor, hem de göz göre göre!

Bu dramatik çekilme, sadece "küresel ısınma" gibi kolay bir bahaneye sığınarak geçiştirilemez. Evet, iklim değişikliği hepimizin ortak sorunu ama Sapanca'nın yaşadığı felaket, bizzat insan eliyle, plansızlıkla ve en önemlisi vurdumduymazlıkla işlenmiş bir cinayettir. Yıllardır gölün içme suyu olarak kullanımı, sanayicilerin ve büyük işletmelerin sorumsuz tüketimi, denetimsiz imar ve betonlaşma... Bunlar küresel ısınmanın değil, yerel yöneticilerin ve ilgili kurumların ihmalinin eseridir.

Peki, bu su nasıl ve kimler tarafından paylaşılıyor? Kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmayan, kimin ne kadar su çektiği belirsiz bu durum, gölü can çekişen bir hastaya dönüştürdü. Yüksek sesle soruyorum: Valilik, Büyükşehir Belediyesi, DSİ ve diğer tüm yetkililer! Bu suyun izleme kayıtları nerede? Sanayiciler, çiftçiler ve turizm işletmeleri ne kadar su kullanıyor? Kimse bu tabloyu görmüyor mu? Yoksa görmezden mi geliyorsunuz?

Bu makalenin amacı, sizlere sadece gerçeği göstermek değil, aynı zamanda vicdanlarınızı sarsmaktır. Eğer bugün bu göl kuruyorsa, bu sadece su canlılarının değil, geleceğimizin de kuruması demektir. Sadece turizm gelirleri veya içme suyu olarak değil, bir ekosistem olarak bu eşsiz mirası kaybediyoruz.
Yağmur duasına çıkmak değil, acilen eylem planı hazırlayıp uygulamak zorundasınız. Aksi takdirde, Sapanca'nın kuruyan yatakları, gelecekteki nesillerin size soracağı soruların en somut kanıtı olacak ve tarih, bu cinayete seyirci kalanları affetmeyecektir.
Gereği derhal yapılmalıdır!