Kurban: Teslimiyetin, Şükrün ve Paylaşmanın Bayramı
Asıl olan Sadece Et ve Kan Değil
Kurban Bayramı geldiğinde pazarlar hareketlenir, sokaklar tekbir sesleriyle dolar. Dışarıdan bakan biri için bu günler kesim, et, bıçak demek olabilir. Oysa kurbanın hakikati bıçağın altında yatan niyettir.
İslam’da hiçbir ibadet sebepsiz değildir. Kurban da öyle. Hz. İbrahim’den beri süregelen bu ibadet, kulun Rabbine “emret, yaparım” demesinin en somut halidir. Kur’an’ın ifadesiyle mesele etin, kanın çokluğunda değil, kalpteki takvada düğümlenir.
1. Kurbanın Özü: Teslimiyet Sınavı
Kurbanın hikayesi Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’in imtihanıyla başlar. Allah Teala, İbrahim’e sevdiği şeyi kurban etmesini emreder. O da tereddüt etmeden oğlunu alır ve kurban etmeye gider. İsmail ise “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” der.
Bu teslimiyetin karşılığı, Allah’ın İsmail’in yerine büyük bir kurbanlık göndermesi olur. O günden beri her kurban, o anın tekrarıdır. Kul der ki: “Rabbim, sen istedin, ben teslim oldum.”
Kur’an bu gerçeği şöyle açıklar:
“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.”
[Hac Suresi, 37. ayet]
Ayetteki mesaj net: Allah ete, kana muhtaç değil. O’na ulaşan, kesim anında kalpteki ihlas, samimiyet ve Allah korkusudur. Eğer bıçak keserken kalpte kibir, gösteriş, “şunu da kestim” duygusu varsa, ibadetin ruhu zedelenir.
2. Peygamber’in Sünneti ve Vurgusu
Hz. Muhammed ﷺ her yıl kurban kesmiş, bunu ümmetine de tavsiye etmiştir. Kurban bayramında ilk işi kurban kesmek olurdu. Duasında şöyle derdi:
“Ey Allah’ım! Bu, Muhammed’den, Muhammed’in ailesinden ve ümmetinden kabul eyle.”
Hadisler kurbanın faziletini açıkça ortaya koyar:
“Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapmamıştır. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul edilir. Öyleyse gönül hoşluğuyla kesin.”
[Tirmizi, Edahi 1]
Başka bir hadiste Peygamberimiz, imkanı olup da kurban kesmeyeni ikaz eder. Bu, kurbanın zenginlere mahsus bir ibadet olmadığını, gücü yetenin sorumluluğu olduğunu gösterir. İmkan ölçüsünde herkes bu teslimiyet sınavına katılmalı.
3. Kurban: Şükrün Toplumsallaşması
İslam’da ibadetler bireyi terbiye eder, toplumu inşa eder. Kurban da bunun en güzel örneği. Kesilen kurbanın eti üçe bölünür: bir kısmı aileye, bir kısmı dost-akrabaya, bir kısmı fakire, yetime, kimsesize.
Allah Teala şöyle buyur:
“Biz, her ümmete kurban kesmeyi meşru kıldık ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine O’nun adını ansınlar.”
[Hac Suresi, 34. ayet]
“Allah’ın adını anmak” ifadesi, kesimin bir zikir ve şükür merasimi olduğunu hatırlatır. Etin dağıtılması ise şükrün topluma yayılmasıdır.
Komşusu açken tok yatanın bizden olmadığı bir dinde, kurban bayramı yoksulun buzdolabına giren sestir. Bayramı bayram yapan, yeni elbiseler değil; bir yetimin yüzündeki gülümseme, bir dulanın sofrasındaki ettir.
4. Usul ve Merhamet
Kurban ibadet olduğu kadar bir terbiye meselesidir. Hayvana eziyet etmeden, onu incitmeden kesmek esastır. Peygamberimiz buyur:
“Allah her şeyi güzel yapmanızı yazdı. Öldürdüğünüz zaman da güzel öldürün. Bıçağınızı keskinleştirin ve hayvanı rahatlatın.”
[Müslim, Sayd 57]
Keskin bıçak, kıbleye yöneltme, besmele çekme, hayvanı strese sokmadan işlem yapma… Bunların hepsi, merhametin ibadete dahil olduğunu gösterir.
Kalbi katılaşan insan hem Rabbine hem insana uzak düşer. Kurban, o sertliği eritir. Çünkü bıçağı hayvana değdiren el, aynı anda nefsindeki kibri de keser.
5. Niyet: İbadetin Can Damarı
Kurbanın kabulü niyete bağlıdır. Gösteriş için, borç ödemek için, “mahalle ne der” diye kesilen kurban, ruhsuz bir et yığınına dönüşür. Oysa ihlasla, “Allah rızası için” kesilen bir kurban, kıyamet günü sahibinin şefaatçisi olur.
Hz. Aişe’nin rivayet ettiği hadiste Peygamberimiz, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul edildiğini söyler. Bu, ibadetin hızla karşılık bulduğunun müjdesidir. Ama o kabul, niyetin temizliğine bağlıdır.
Paylaşılan Sadece Et Değil
Kurban, tarihin en eski teslimiyet hikayesinin bugüne uzanan halidir. Cüzdandaki paranın değil, kalpteki niyetin tartıldığı bir sınav.
Bu bayramda et dağıtılır, ama asıl dağıtılan kardeşliktir. Paylaşılan sadece lokma değil, “Sen de varsın, sen de değerlisin” mesajıdır.
Bıçak hayvana değmeden önce niyetini kontrol et. Çünkü Allah’a ulaşan et değil, senin takvan.
Ya rabbi bizlere razı olacağın bir bayram geçirmeyi ailelerimize ve ümmeti Muhammed sav ile birlikte nice bayramlar görmeyi nasib eyle
Bizleri ana babamizi ve ümmeti Muhammed sav i arafata çıkacak olan Hacılar hürmetine mağfiret eyle
Dünya üzerindeki zulümleri bertaraf eyle
Amin
Velhamdulillahi rabilalemin
Muhammed Osman Saka