RUHLARIMIZDA BIRAKTIĞINIZ YIKINTILAR
“Yazdığım her köşe yazısının satır aralarında; tanık olduğum, dinlediğim ve zaman zaman bana da dokunan hayatların izleri vardır.”
Bir insanın ruhu bir günde yıkılmaz…
Bazı yaralar çocuklukta başlar, yıllarca büyür ve sessizce insanın içine yerleşir. Kimi zaman bir aile içinde, kimi zaman bir okul koridorunda, kimi zaman da yetimhane duvarlarının arasında görünmeden derinleşir.
Toplumun yıllar sonra “sorunlu birey” diye baktığı birçok insanın aslında zamanında duyulmayan çığlıklar taşıdığı unutulur. Çünkü bazı çocuklar yalnız büyümez; sevgisizlikle, ilgisizlikle, korkuyla ve sessizlikle büyür.
Sonra yıllar geçer…
İnsanlar yalnızlaşır, hayattan kopar, öfkelenir, ruhsal çöküşler yaşar. Ama kimse dönüp şu soruyu sormaz:
“Bu ruhları bu hale getiren süreçlerde kimlerin payı vardı?”
Bugün makam sahibi olan herkes şunu bilmelidir: Görülmeyen, duyulmayan, savunması alınmayan, her insan yetkililer tarafından... Kin ve nefret tohumlarının topluma zararlı birer zehirli meyveye dönüştürülür.
Topluma dokunan her karar, yalnız bugünü değil, insanların ruhsal geleceğini de etkiler. Görülmeyen her çocuk, duyulmayan her genç, yalnız bırakılan her insan toplumun ileride taşıyacağı ağır bir yaraya dönüşebilir.
Mesele sadece ekonomik değildir…
Mesele insan ruhudur. Çünkü bazen bir insanı hayatta tutan şey para değil; görülmek, anlaşılmak ve değer hissetmektir.
Yetimhanelerde büyüyen çocukların nelere mağruz kaldığını bilen varmı? Biz gözlerine gerçekten bakabildik mi?
Sessiz kalan ve suskunluğu seçim haline getirilen gençlerin iç dünyasını anlayabildik mi?
Psikolojik olarak tükenen insanların çırpınışlarını duyabildik mi?
Yoksa her şeyi yalnızca rakamlardan, dosyalardan ve makam odalarından mı izledik?
Oysa toplum dediğimiz şey; çocukların güveni, annelerin duası, gençlerin umudu ve yaşlıların huzuruyla ayakta kalır.
Unutulmamalıdır ki o makamlar; güç göstermek için değil, yalnız misafir ağırlamak içinde değildir. İnsanı, çocuklarımızı, kadınlarımızı, hayvanlarımızı, malımızı, mülkümüzü,sağlığımızı,en önemlisi huzurumuzu geleceğimizi korumak için vardır.
Çünkü alınan kararlar bir gün unutulur…yanlış alınan kararları'da, bir gün birileri görür gösterir.
Ama bu süreçte insanların ruhlarında bıraktığınız yıkıntılar kolay kolay silinmez. Gelecek bir nesli hasarlı hale getirmiş olursunuz.
RUHLARIMIZDADA'Kİ ENKAZLARI BİR AN ÖNCE KALDIRIN. İLAHİ ADALETE TOPİL İŞLEMEZ!