AİLELER TARAFINDAN NARSİST BİR ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?

“Anne babalar, büyüklerim, dikkat! Bu farkındalık çocuğunuzun hayatını değiştirebilir.”

Şefkat ve merhamet yoksunluğu içinde büyüyen çocuklar, okul hayatına başladıklarında fazla sevgi ve ilgiyi tehdit gibi algılayabilirler. Çünkü bilmedikleri bir duyguyla karşılaşırlar. İnsan bilmediğinden korkar. Çocuk da öyle…
Anne babasında görmediği, daha doğrusu hissedemediği bir duyguyla karşılaşınca kendini korumaya alır. Mesafe koyar. Sertleşir. Soğur.
"Ben psikolog ya da pedagog değilim. Çocuk gelişimi eğitimi almadım.Çocuk gelin, çocuk anne oldum. "

Yazdıklarım akademik bir tez değil. Bunlar, benzer duyguların içinden geçmiş bir insanın gözlemleridir. Çünkü hayat dört beş diplomadan ibaret değildir.
Eğer bir çocuk, sokakta oynarken yere düşüp dizini kanattığında “Canın acıdı mı?” yerine
“Neden rahat durmuyorsun?” diye saçından çekildiyse…
Kulağından tutulup banyoya sürüklenerek
“Yıka şu elini yüzünü, bıktım senin yaramazlıklarından!” sözlerini duyduysa…
O çocuk sevgiyi güvenli bir yer olarak kodlayamaz.
Köşklerde, konaklarda, kitaplardan ezberlenmiş hayat hikâyeleriyle makam sahibi olanlar; o yerde dizleri kanamış çocuğun iç dünyasını anlayamaz. Ve onu yargılama hakkını da kendilerinde bulmamalıdır.
Toksik bir ailede büyüyen çocuk ya aşırı disiplinle bastırılır ya da tamamen ilgisizlikle baş başa bırakılır. Her iki uç da yaralıdır.
Aşırı disiplinle büyüyen çocuk, ileride gücü eline aldığında üstünlüğünü kontrolsüz kullanmaya meyilli olabilir. Duygu iniş çıkışları keskindir.
İlgisizlikle büyüyen çocuk ise, kendisine hiç verilmemiş değeri ve maneviyatı dışarıda arar. Makam sahibi olduğunda dengeyi şaşırabilir; aşırı yardımseverlik, herkese yetişme çabası ve kontrol ihtiyacı içinde tükenir. Ve farkında olmadan narsistik savunmalar geliştirir.
Bir narsist, anne karnında yetişmeye başlayabilir mi?
Eğer bir kadın ruhsal olarak hazır değilken, istemeden hamile kalmışsa ve karnındaki bebeğe sürekli öfke, kırgınlık ve korku aktararak
“Sen baban gibi olmayacaksın”
“Ben seni tek başıma büyüteceğim”
gibi yükler yüklüyorsa…
Çocuk daha doğmadan bir savaşın tarafı olur.
Biz sustuk.
Anne babalarımız tarafından susturulduk.
Yıllarca sustuk.
Ama unutmayın: Sustukça sıra herkese gelir.
Bir öğretmen susturulursa, binlerce öğretmen susar.
Bir meslek grubu bastırılırsa, gelecek nesiller etkilenir.
Yetkili olanlar…
Eserinizden memnun musunuz?

Sakın unutmayın:
Sustukça sıra size de gelir.

"Susarak özgür olunmaz."

Bu bir suçlama yazısı değil.
Bu bir yüzleşme yazısı.
Devamında çözümü konuşacağız.