"BİR ÇORBA 200 LİRA, VİCDAN KAÇ LİRA? 

Hayırlı Ramazanlar…Peki bu Ramazan kime göre, neye göre başladı?

Ramazan arınmaysa; emekliye verilen maaş akla gelince —tabii hâlâ akla geliyorsa— boğazlardan geçen lokma gerçekten helalden geçiyor mu? Vicdan süzgecinden geçmeden yutulan her lokma, hangi arınmaya hizmet ediyor?

Ramazan’dan hemen önce dağıtılan o “Ramazan kolileri” vardı ya… Patroncukların vitrin süsü olan o koliler… Şimdi neredeler? İftara en yakınlarını bile davet edemeyecek hâle gelen insanlar hangi psikolojiyle sofraya oturuyor? Hiç durup düşünmeye vaktiniz oluyor mu?

İki emekli maaşı 40 bin lira… Ev sahibiyse 47 bin.Bunu denetleyip “dur” diyecek, helal süt emmiş bir yetkili çıkıp elini masaya vuracak mı? Yoksa yine herkes görmezden mi gelecek?

Rus furyasını akın akın sahil bölgelerine serpiştirip, evleri astronomik kiralara verdirtip kendi evladını evsiz bırakan bu düzen için soruyorum:“Vatandaş evlattır” denilen yerde, ev sahiplerine dur demeyi ne zaman düşünüyorsunuz?

Üç-beş maaş giren evleri denetlemeyi düşünüyor musunuz?O evlerde oturan kiracı mı, ev sahibi mi?Yan gelir kaynakları neler?Üç maaş alanlarla beş maaş alanların ortalaması alınıp bir denge kurulması gerekmiyor mu?

Resmî evlilik yapmadan, hoca nikâhıyla aynı evde yaşayan; beş maaş giren haneler var. Eğer gerçekten sevap işlenecekse, tek maaşla geçinen, yan geliri olmayan; “arsa var, tarla var” denilerek destekten mahrum bırakılan insanlara bakmak gerekmiyor mu?

Buradan yetkililere sesleniyorum:Hiçbir şey göründüğü gibi değil.Hatta çoğu zaman her şey, göründüğünün tam tersidir.

Ocak’ta kaynayan kazanın altını, içi hâlâ fokur fokurken çevirip bakamazsınız. Önce durması, soğuması gerekir.Beyaz çıkarsa ne âlâ…Ama siyah çıkarsa, o iş her yere bulaşır.

Ramazan; susarak değil, yüzleşerek arınır.