İsrail'in Nazivari İşkencesi ve Türkiye'nin Onurlu Duruşu: İnsanlık Vicdanı Asla Prangaya Vurulamaz
Fısıltı Haberleri Genel Yayın Yönetmeni / Araştırmacı Gazeteci Sabahattin Birinci
Gazze'ye insani yardım taşıyan, vicdanın ve cesaretin manifestosu olan son Özgürlük Filosu aktivistleri İstanbul'da törenle karşılandı. Ancak bu karşılamanın ardında, İsrail'in kan dondurucu ve uluslararası hukuku hiçe sayan bir barbarlığı yatıyor. CNN canlı yayınında detaylarıyla ortaya dökülen aktivistlerin ifadeleri, modern dünyanın yüz karası olan bu devlet şiddetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın öncülüğünde uyguladığı diplomatik ve ekonomik yaptırımlar ile gösterdiği kararlı duruş, İsrail'i şok etmiş ve aktivistlerin serbest bırakılmasında kritik rol oynamıştır. Ancak bu diplomatik zaferin bedeli, yardım gönüllülerinin yaşadığı insanlık dışı muameleler oldu.
İnsanlık Onurunun Ayaklar Altına Alındığı Anlar
Gemideki 36 Türk aktivistin ve diğer uluslardan gelen vicdan sahiplerinin anlattıkları, kelimenin tam anlamıyla dehşet vericidir:
Gözaltı ve İşkence: Aktivistler, gemi baskınından itibaren aç ve susuz bırakılmış, cep telefonları kanıt bırakmamak adına denize atılmıştır. Bütün ekibe ters kelepçe takılmış, saatlerce güneş altında bekletilmişlerdir.
Hücre Hayatı ve Psikolojik Baskı: Sıkış tepiş, beş kişilik yerlerde 15 kişinin tutulduğu, sekizer kişilik koğuşlarda sadece bir tuvalet ve bir lavabonun bulunduğu yerlerde barındırıldılar. Aktivistler, her gece 5 kez keyfi olarak uyandırılıp koğuşların karıştırılmasıyla psikolojik işkenceye maruz kalmıştır. Duvarlarda kanla yazılı yazılar bulunması, bu hapishanelerin geçmişte yaşanan acıların da bir göstergesidir.
Nazivari Muameleler: Aktivistler, İsrail'in uyguladığı işkence modellerinin adeta Nazilerden alındığını, hatta onların hareketlerinin kendilerine uygulandığını belirtmiştir. İnsaniyetten zerre kadar nasibini almamış bu uygulama, İsrail'in dik duruş karşısındaki korkaklığını ve panik halini ortaya koymuştur.
Cinsiyetçi ve Aşağılayıcı Aramalar: Kadın aktivistler, çıplak olarak soyulup arama yapılırken, onurlarını korumak için tişörtlerle kafalarını kapatmak zorunda kalmıştır. Bu, sadece bir arama değil, doğrudan sindirme ve aşağılama girişimidir.
Göstermelik Propaganda: Saatlerce yemek ve su verilmeyen aktivistlere, daha sonra çekim yapmak için "su vermeye çalıştılar" ancak bu göstermelik propagandayı aktivistler reddetmiştir.
Minik Greta'ya Yapılan İşkence ve Devam Eden Direniş
Aktivistlerin anlattıklarına göre, aralarında bulunan küçücük bir kız çocuğu olan Greta'ya bile işkence yapılması, İsrail'in vicdan ve ahlak sınırlarını ne kadar aştığının en net kanıtıdır. Bu sahneler, yardım gönüllülerinin gözleri önünde yaşanmıştır.
Buna rağmen, aktivistlerin dik duruşu ve sarsılmaz inancı İsrail'i korkutmuştur. Havaalanında Türk yetkililerin ve kamuoyunun kararlı tavrı sayesinde, aktivistler uçaktan inerken devletimiz tarafından temin edilen yedek kıyafetlerini giyebilmişlerdir.
Türkiye'nin Gücü ve Dünya Vicdanı Hareketi
Bu olay, bir kez daha göstermiştir ki; TC'nin gücü ve uluslararası medyada oluşan baskı, İsrail'i şok etmiştir. İtalya'dan ve dünyanın dört bir yanından yeni gemilerin yola çıkmaya devam etmesi, insanlık vicdanının asla susturulamayacağını kanıtlıyor.
Sonuç: Bu insaniyet krizinin bir an önce sona ermesi, Gazze'deki ablukanın derhal kaldırılması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu onurlu mücadelede gösterdiği diplomatik kararlılık, tüm mazlum milletlere örnek olmalıdır. İsrail, uyguladığı korkakça ve Nazivari işkence modelleriyle dünya sahnesinde yalnızlaşmaya mahkûmdur. Vicdan, bir gün mutlaka galip gelecektir!