SELHAN ÖZDEMİRLE DUYGU SELİ: İÇİMDEKİ ÇOCUK
Gözlerimi panjurumundan odaya sızan güneş ışığının yansımasıyla güne açtım. Güzel bir sonbaharda mutlu mesut yatağımdan kalkıp aynamda saçımı düzeltip, gülümsedim kendi kendime. Zaman tutamadığımız tek şey. Yaşadığım süre içinde içimdeki o küçük kız tatlı gülümsemesiyle (ablamın deyimiyle asfalt suratlı pamuk yüzlü) hep yanımdaydı. Yaş almış, ben hiç yaşlanmamıştım. Hastalıklıklar, acı kayıplar kabullenmekle üstesinden geldiğim şeyler olsa da bana destan şeklinde şiirler yazdıran, sevgiyle sizleri kucaklayan hep o küçük kızdı. Bir yerde okumuştum. Gençliğiniz veya çocukluğunuz karşı karşıya otursa birbirine ne der? diye. Hiç düşündünüz mü. Siz olsanız çocukluğunuza veya gençliğinize ne derdiniz? Ben sanırım aceleci olma, bir adım ötesi yapacaklarını planla ve sakın bana kötü şeyler olmaz sanma derdim. Ya siz? düşünün bakalım.
Heidi çocukluğumun çizgi filmiydi. Alplerde büyükbası ile yaşayan bir kız çocuğunun şehre götürülmesi ve özlemi temiz kalbiyle insanların hayatlarını nasıl değiştirdiği hep aklımdadır. Aslında araştırmalarımda ulaştığım bu çizgi filmdeki acı gerçek beni etkilemiştir. Hayat detaylarda saklıdır.Beni bilen bilir. Sorunları sukunetle çözerim. Ama eskiden çoşkulu yanım zamanla durdu. Bana kızarken düşünmeyi öğretti hayat. Bir kez hatırlıyorum Pembe Panter çizği filmi ekranda ünlü olmuş tüm oyuncakçılar bezden pembe panter üretmiş, yok satmıştı. Ben çok ağlamıştım bemim yok diye. Rahmetli babam kendi deyimiyle elli dükkan gezdim. Kapalı bir dükkanın vitrininde gördüm Çevreden satıcıyı buldurup aldım kızıma bu oyuncağı derdi. Sevgi emeği işte canım babam nurlarda yat. Zaman geçtikçe ilgi odağı olmaya çalışan kişilere, kendini farklı gösterme çabası içindeki kişilere pembe panter sendromlu kişiler dendiğini öğrendim. Benim panterim ne masumdu oysa.
Büyüdümde çocukluğu bıraktım mı hayır. (Walt disney word) disneyland orlando'da şapkalar içinde resmimi size bırakıyorum. Amerika ve Parise gittiğimde uğrak yerimdir disneylandlar.
Ben çok sevdiğim hayranı olduğum sanatçı Semiramis Pekkan hanımefendiyi sosyal medyadan takipteyim. Bayılıyorum paylaşımlarına. Geçen İstinye Park avmde önden arkadaşıyla yürüyordu. Çok güzel bir hanımefendi Bakınız son paylaşımı:
Yaş Aldıkça Anlarsın
Yaşadıkça ve yaş aldıkça arınırsın.
Seni yoran insanlara
Sana hiç bir şey katmayan ortamlara ve en küçük yalanlara bile tahammülün kalmaz. Hatta bazen yalnız içilen bir kahvenin verdiği huzur bile hiç kimsede aranmaz. Herkese biraz uzak ama kendine daha çok yakın yaşarsın.
Olgunluk denilen şey, gereksiz olan her şeyden arınmakmış anlarsın.
Ben çok katıldım Semiramis hanımın bu sözlerine. Bizlerle paylaşmış bende köşemden sizlerle paylaşmak istedim.
Yaş almaktan değil yaşlanmaktan korkmalı insan. İçimdeki kızı hiç öldürmedim ben. Bir kızılderili atasözü der ki:Geceler rüya görmek içindir, Gündüzlerse onların gerçek olduğunu anlamak için. Sağlıkla kalın. Sevgili okur ufak gençlik yardımları düşünüyorsanız değerli gazetem Fısıltı Haberleri youtube'nda yaptığım program Ünlü estetik uzmanı Cem Payaslı beyle olanı seyredin. Tavsiyemdir. Önemli açıklamalar var. Görüşmek üzere
Yazarınız Selhan Özdemir