Duygu Seli Mum Işığı

Selhan Özdemir'le Fısıltı Köşesi'nden Hayata Bir Bakış

Zaman, o amansız nehir, akıp gidiyor. Şairin dediği gibi, bir mumun alevi misali ağır ağır sönüyoruz. Yaşam ile ölüm arasındaki o kısacık zaman dilimini, elimizden geldiğince anlamlı işlerle doldurmak ne kadar da mühim değil mi? Günlük hayatın koşturmacası içinde savrulurken, bir de bakmışız ki yaş geçmiş, arzu ettiğimiz nice şey içimizde ukde kalmış.

Bir zamanlar okumuştum: "Mum kadar ışığı olmayanı güneş yerine koymaktı bizim hatamız." Ne derin bir sitem! Oysa ben, köy evlerinin loş mum ışığında ders çalışıp, insanlığa faydalı nice büyük işler başarmış çocukları bilirim. Işığın azlığı, azmi kamçılamış sanki.

Aşkın ve sevginin o sıcak, samimi anlarına da şahitlik etmiştir mum ışığı. Sevgili ya da eşlerin, o iki titrek alevin dansı eşliğinde fısıltılarla dolu sohbetleri ne kadar da kıymetlidir. Bir dönemin unutulmaz slov şarkılarının melankolik tınıları eşliğinde, Ferdi Özbeğen'in o içli sesiyle "Gün Işığında Yola Koyuldum" eserinde aradığı vefa, dinleyeni romantizmin en derinlerine sürüklerken düşündürmez mi?

Mevlana ne güzel söylemiş: "Mum olmak kolay değil, ışık saçmak için önce yanmak gerekir." Tıpkı hayat gibi... Acılar da insanı bir mum gibi eritir. Ancak dirayetliysen, o keskin alev gibi rüzgarlara direnir, sönmezsin, diyor yazarınız Selhan sizlere.

Sevgili okuyucularım, bu hafta Fısıltı Haberleri köşemde, mum ışığını hayata benzeterek, tabir-i caizse, size "üfleseler de sönmeyin" mesajını vermek istedim. İnsanın yakını vefat ettiğinde, gönlünde kırk mum yanarmış, otuz dokuzu zamanla sönermiş. Ama bir mum, o derin acıyı hep hatırlatırmış. Sizler de bir mum misali sessiz ve kararlı ışığınızı hiç söndürmeyin. Sevgiyle kalın.

Yazarınız Selhan Özdemir