SELHAN ÖZDEMİR'İN KALEMİNDEN DÜNDEN BUGÜNE BİR DUYGU SELİ VE KALPTEN BİR "HAYIRLI BAYRAMLAR"
Yaşamın en telafi edilemez kaybı, boşa harcanan zamandır. Dünü tekrar yaşamak, kaçan fırsatları geri getirmek imkansızdır; bu yüzden geçmişin pişmanlıklarına hapsolmak yerine, anı değerlendirip geleceği inşa etmek gerekir. On bir ayın sultanı Ramazan ayını ibadetlerimizin huzuruyla geride bırakırken, yine o eski tadında bir bayram kapımızı çaldı.
Baharın serin nefesiyle karşıladığımız bu bayramda, sevdiklerimizle kucaklaşmak ve özlem gidermek kalbimde derin bir yankı uyandırdı. Eskiden bayram sabahını beklerken yastık altına sakladığımız o yeni elbiseler, sadece bir kıyafet değil, masumiyetimizin ve bayram sevincimizin en somut simgesiydi. Şimdilerde ise sevginin yerini anlık menfaatler aldığında, gerçek bir dostun samimi bir mesajını okumak ya da gülen yüzünü görmek her şeyden daha kıymetli hale geldi. Anladım ki elbiseler sadece dış görünüşü süslüyor, ruhu süsleyen ise sadakattir.
Ekrandan Gönüllere Bir Köprü
Bu bayramı, TEK RUMELİ TV ekranlarında hazırlayıp sunduğum "Şairin Dilinden Şiirler" programıyla, siz değerli izleyicilerimle iç içe geçirdim. Şiirlerin kanatlarında hüzünlendik, düşündük ve eski bayramların özlemine daldık. Aynı zamanda FISILTI HABERLERİ İstanbul Temsilcisi olarak, aziz İstanbul’un ve Türkiye’nin dört bir yanındaki sanat dolu çalışmaların nabzını tutarak sizlere seslendim.
Bu vesileyle, başta yol göstericim, usta gazeteci ve Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Sabahattin Birinci olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarıma ve siz okurlarıma teşekkür ederim. Biz, birbirine gönülden bağlı çok büyük ve güzel bir aileyiz. Kulağımda "Hayat Bayram Olsa" ezgisiyle bu satırları yazarken, dünyayı güzelleştirecek olanın yine bizler olduğuna inanıyorum; savaşların bittiği, barışın hüküm sürdüğü bir dünya tek temennimdir.
Bilim ve Sanatın Buluştuğu Noktada Bir Hayat Hikayesi
Bayramın ruhuna uygun, derinlikli bir paylaşıma ise kıymetli hocam Prof. Dr. Yeşim Erbil hocamın yayınında rastladım. Kendisi hem tıp dünyasındaki başarılarıyla hem de nezaketiyle hayranlık uyandıran bir isim. Büyük usta Sadettin Erbil’in kızı, Mehmet Ali Erbil’in kardeşi olan Yeşim Hanım, sanat dolu bir aileden gelip hayatını şifaya adamış bir bilim kadınıdır.
Onun anlatımıyla, Türk tiyatrosunun öncü ismi, ilk Müslüman Türk kadın oyuncu Afife Jale’nin hüzünlü hikayesini bir kez daha hatırladım. 1902-1941 yılları arasında yaşayan ve kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu karanlık bir dönemde azmiyle parlayan bu devrimci kadın, ne yazık ki trajik bir sona kurban gitmiş.
-
Bir Aşkın ve Acının Anatomisi: Ünlü bestekâr Selahattin Pınar ile olan evliliği, sanat tarihine "Nereden Sevdim O Zalim Kadını" eseriyle kazınmıştır.
-
Talihsiz Son: Şiddetli baş ağrıları için o dönem "zararsız" sanılan ancak bağımlılık yapan maddelerin reçete edilmesi, Afife Jale’nin hayatını karartan sürecin başlangıcı olmuş.
-
Fedakarlık: Tiyatrodan koparılması ve toplumsal baskılar onu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne kadar sürüklerken, aşkı Selahattin Pınar’a zarar vermemek için "Terk et beni, yoksa mahvolacaksın" diyerek onu kendinden uzaklaştırması, aslında ne denli büyük bir ruha sahip olduğunun kanıtıdır.
Prof. Dr. Yeşim Erbil’in akıcı ve tıbbi perspektifle harmanlanmış anlatımıyla dinlediğim bu hikaye, tarihin tozlu sayfalarından süzülüp bugünkü bayram sevincime bir parça burukluk kattı. Kimler geldi, kimler geçti bu hayattan...
Ahirete irtihal eden tüm yakınlarımızı rahmet ve hasretle anıyor; büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin yanaklarından öpüyorum. Sağlık, huzur ve muhabbet dolu, iyi bayramlar dilerim.
Selhan ÖZDEMİR
