VEDA EDERKEN

AYDIN BABACAN ( YAZAR )

17-10-2026 17:57

VEDA EDERKEN

İnsan bir kitaba başlarken değil, bitirdiğinde hissettiği duyguyla anlar o kitabı gerçekten sevip sevmediğini. Eğer biten bir filmden sonra içinizde uzun süre kalan bir sızı, bir huzur veya hiç yaşamadığınız halde özlediğiniz bir his kalmışsa, işte o zaman gerçekten beğenmişsiniz demektir.

Bazen bu his sevinç değildir; hüzünle karışık bir teslimiyettir. Ve insanı içine çeken şey, kurgunun kendisi kadar, nasıl bittiğidir.

Bizim için de hikayemizin, filmimizin en kıymetli anı sondur. Çünkü son nefes, tüm hayatın bir göstergesidir. Bize böyle öğretilmiştir. O yüzden ellerimizi açıp "Ya Rabbi, son nefeste iman üzere ölmeyi nasip et" diye dua ederiz.

Kaide doğru görünse de, pratikte gözden kaçırdığımız bir şey vardır: İman dışı bir hayatın, iman üzere bir son vedayla bitmesi; ya da ömrünü İslam'ı merkezine koyarak yaşamış birinin küfür ile veda etmesi çoğunlukla olmaz. Yaşadığımız gibi veda ederiz.

Fakat gözden kaçırdığımız şu hakikattir: Son nefes, şu andır. Her an sondur aslında. Çünkü yarın, hatta bir saniye sonrası bile bilinmezdir. Ve her an yeni bir varoluş vardır.

Belki kitabın satırları değişmez, film yeniden aynı şekilde izlenir ama sen, bambaşka bir varoluşla yeniden başlarsın. Her an bir sondur, her an geçmişe bir vedadır. Hani Yunus Emre'nin dediği gibi: "Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası"

Geçen haftaki yazımda, insanın dostunu, yoldaşını anlattığım o yazının tam zıttı gibi duran ama aslında onu tamamlayan bir kapıyı açmak istiyorum bugün: Yalnızlığı.

Evet, insan yalnız doğar ve yalnız veda eder hayata.

Fiziğin kanunları bize doğayı, yerçekimini, zamanı anlatır. Ama ne bizden öncesini ne de bizden sonrasını yaşatabilir. Bizim için hayat, hatırladığımız ilk çocukluk anıyla, eğer nasibimizde varsa göreceğimiz ihtiyarlık arasındaki kısa bir aralıktır. Bu yüzden hayatı anlamak için sadece fiziği değil, varlığın var olma sebebini de bilmek gerekir.

Kur'an-ı Kerim'de bu sır, tek bir kelimeyle çözülür. Ölüm, bir yok oluş değil, tadılan bir şeydir.

"Her nefis ölümü tadacaktır." [Ankebut Suresi, 57]

Tadan ise, tadılan şeyden sonra da var olmaya devam eder.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu yüzden "Lezzetleri yıkan ölümü çokça hatırlayın" buyurur. Bu, hayatı zehir etmek için değil; dünyanın cazibesine, haramın elem dolu yollarına karşı kalbi korumak içindir. Ölümü unutmak değil, o vedanın güzel bir hikayeyle devam etmesini istemektir.

Her yol bir durağa, her durak da son durağa ulaşır. Bir yolcu için yol biter ama yol, yeni yolcular için devam eder.

Bu, yolun değersiz, yolcunun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine; bu yol, bu yolcu için özel olarak hazırlanmıştır. Ve bu yolculuk, kısa bir film gibi bitip sonsuz bir karanlığa veda etmek için değildir.

Bu yolculuk, insanın gönlündeki o derin yalnızlığı ve kimsesizliği, bütün halleriyle Rabbini bulması ve kalbini sadece O'nunla doldurması içindir.

O yüzden ne veda sondur, ne de son yok oluştur. En güzel veda, Rabbine kavuşmayı bekleyen bir kalbin vedasıdır. 

Saygıyla...
Aydın Babacan

DİĞER YAZILARI Arkadaş 01-01-1970 03:00 Nefs ve İmtihan 01-01-1970 03:00 Zirveleri Arzularken 01-01-1970 03:00 ÖZE YOLCULUK: RUH VE BİLİNÇ 01-01-1970 03:00 Eylül: Umudun ve Hüznün Buluştuğu Ay 01-01-1970 03:00 Güzel Sözler Arş-ı Ala'ya Uzanır 01-01-1970 03:00 Kalemden Levh-i Mahfûz’a 01-01-1970 03:00 Kıymetli Yazıcılar 01-01-1970 03:00 Kusursuzluk Yanılgısı ve İnsan 01-01-1970 03:00 Yeryüzünün  Misafiri 01-01-1970 03:00 Sınırların Hikmeti  01-01-1970 03:00 Sarsılan Kalelerden Hakiki Sığınağa...  01-01-1970 03:00 Kokluyorsak Varız 01-01-1970 03:00 Alaycılığın Sonu Hüsrandır 01-01-1970 03:00 İlahi Nizamın İzinde, Kuantum Dolanıklığı  01-01-1970 03:00 Bir Yanımız Eksik 01-01-1970 03:00 Duygular, İhtiyaçlar ve Ebediyet 01-01-1970 03:00 Gerçek Zenginlik 01-01-1970 03:00 DOĞANIN VE DUANIN BİRLİĞİ 01-01-1970 03:00 Ahmet Amca’nın Kuzuları 01-01-1970 03:00 Gözden Uzak Gönülden Uzak 01-01-1970 03:00 Hayal ve Gerçek: Uykunun Gizemli Kapısı 01-01-1970 03:00 Topraktan Çıkan Sanat 01-01-1970 03:00 Fabrika Ayarlarına Dönmek 01-01-1970 03:00 Sahip miyiz, Şahit mi? 01-01-1970 03:00 Edep Ya Hu!  01-01-1970 03:00 Hayatın İzi Bir Damla Su 01-01-1970 03:00 ​Ay’ın Karanlık Yüzü 01-01-1970 03:00 Portakal Kokusunda Tren Yolculuğu 01-01-1970 03:00 KAOS MU, DÜZEN Mİ? İNSANIN YERİ 01-01-1970 03:00 ​Akıbetimiz Bayram Olsun 01-01-1970 03:00 Ramazan Bir Ömür Demek 01-01-1970 03:00 İstanbul’un Minarelerinde Ramazan 01-01-1970 03:00 Tekrarlanan Yedili: Kalbin Her Gün Yenilenen Sözleşmesi 01-01-1970 03:00 Nefsi Yufka Eyleyen Ay, Ramazan  01-01-1970 03:00 ​EKMEK VE İNSANIN HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 Müminin İki Kanadı: İman ve Salih Amel 01-01-1970 03:00 Gönle Düşen İlk Emir.  01-01-1970 03:00 Sadakatin Hikâyesinde Kanat Çırpan Muhafızlar  01-01-1970 03:00 Namazla Ulaşalım Huzura.  01-01-1970 03:00 Memleketten Uzaklarda. 01-01-1970 03:00 Söz Uçar Yazı Kalır Mı? 01-01-1970 03:00 Zamanın Şahitliği 01-01-1970 03:00 ​21 Aralık: En Uzun Gece. 01-01-1970 03:00 Zıtlıklar, Hayatın Ritmi ve Denge 01-01-1970 03:00 Vahdetten Kesrete Renklerin Bize Söylediği Sır. 01-01-1970 03:00 Vicdan Terazisiyle Tartmak. 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 “Benzemez kimse sana.” 01-01-1970 03:00 Kurtuluşu Arayanlar ve Mirasyediler. 01-01-1970 03:00 Kopmayan Bağ 01-01-1970 03:00