BİLGİ PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR: NASRETTİN HOCA’DAN İLBER ORTAYLI’YA BİR BİLGELİK YOLCULUĞU
Dünyayı anlamlandırmanın, karanlığı aydınlığa kavuşturmanın tek yolu bilgidir. Türk ve Anadolu kültürünün en önemli bilge ve mizah ustası Nasrettin Hoca, yüzyıllar öncesinden bu gerçeği en yalın haliyle bizlere miras bırakmıştır. Hoca’nın fıkraları sadece güldürmekle kalmaz, her biri derin birer felsefi ders niteliği taşır.
Bir gün bir adam Nasrettin Hoca’ya gelir ve sorar:
"Hocam, dünyada en önemli şey nedir?" Hoca, hiç tereddüt etmeden cevap verir:
"Bilgidir." Adam merakla tekrar sorar:
"Hocam, bilgi bu kadar önemliyse neden herkes öğrenmiyor?" Hoca, o meşhur tebessümüyle taşı gediğine koyar:
"Çünkü bilgi satın alınmaz, emek ister. Emek vermeden bilge olunmaz."
İşte o büyük emeğin, ömrünü tarihe ve bilgiye adamış olmanın en mümtaz temsilcilerinden birini, Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük değerlerden biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Geride bıraktığı devasa külliyat ve hafızalarımıza kazınan o kendine has üslubuyla, her zaman yolumuzu aydınlatan bir meşale olarak kalacaktır.
Bir Devrin Hafızası: İlber Ortaylı Kimdir?
İlber Ortaylı, sadece bir tarihçi değil; aynı zamanda bir poliglott (çok dil bilen), bir kültür insanı ve toplumsal bir öğretmendi. 21 Mayıs 1947’de Avusturya’da bir mülteci kampında Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bu kozmopolit başlangıç, onun ilerideki çok sesli ve geniş ufuklu tarihçiliğinin de temellerini attı.
Eğitim Hayatı ve Akademik KariyeriOrtaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Chicago Üniversitesi’nde Prof. Dr. Halil İnalcık ile çalışarak akademik yetkinliğini zirveye taşıdı. Viyana, Berlin, Paris, Princeton ve Moskova gibi dünyanın en saygın üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı.
Eserleri ve Çalışma AlanlarıOsmanlı Tarihi, özellikle de "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" olarak adlandırdığı 19. yüzyıl üzerine yaptığı çalışmalar, dünya tarih literatürüne geçmiş referans kaynaklardır. Yazdığı onlarca kitapla tarihin tozlu sayfalarını halkın anlayabileceği, akıcı ve zaman zaman esprili bir dille buluşturmayı başardı.
Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı: Bu görev süresince saray kültürünün korunması ve doğru tanıtılması adına büyük emekler verdi.
Kültür Elçiliği: Katıldığı televizyon programları ve verdiği konferanslarla, tarih bilincini akademik çevrelerden çıkarıp geniş kitlelere sevdirdi.
Miras Kalan Sözler ve Ufuklar
Değerli insanlar vefat etse de, ardında bıraktıkları eserler ve sözler birer "ışık" olarak yaşamaya devam eder. İlber Ortaylı, bizlere sadece geçmişi değil, bugünü nasıl yaşamamız gerektiğini de öğretti. Onun hayat felsefesi, öğrenmenin ve okumanın asla bitmeyen bir süreç olduğu üzerine kuruluydu.
Onun şu sözü, aslında bugün toplum olarak içinde bulunduğumuz durumun en net özetidir:
"Kitap okumayan bir toplumun, düşünce ufku dar olur."
Rahmetli İlber Ortaylı’nın mekanı cennet olsun. Onun bıraktığı bu düşünce ufkunu genişletmek ve bilgiyi paylaşarak çoğaltmak, ona olan en büyük vefa borcumuzdur.
Selhan Özdemir