EVLERİNİZİ KIBLEGÂH EDİNİN! AİLENİN SON KALE OLUŞU VE SÜKÛNETİNİN ANAHTARLARI

Asiye Tanrıöver Türkan ( YAZAR )

11-03-2025 12:18

EVLERİNİZİ KIBLEGÂH EDİNİN!
AİLENİN SON KALE OLUŞU VE SÜKÛNETİNİN ANAHTARLARI

Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri vahyinde “Evlerinizi kıblegâh edinin” (Yûnus, 10:87) ayetiyle, ailelerimizi merkeze alarak bizlere ve içinde bulunduğumuz toplum hayatında ailenin rolünün nasıl olması gerektiğini sunmuştur. Kıblegâh olmak, hem fiziksel bir istikameti hem de manevi anlamda kalbin yöneldiği hakikati temsil eden bir kavramdır.

Aile, bizim maddi ve manevi gelişimimizi şekillendiren temel kurum, son kalemizdir. Modern dünya, getirdiği hız, bireyselleşme ve dijitalleşmeyle evlerimizi sükûnet ve huzur merkezi olmaktan uzaklaştırarak hayatın fırtınalarında başka yerlere yönelmemize, sığındığımız evlerimizden dışarı çıkmamıza sebep olmaktadır.

Yönelme, bir arayıştır. Mutluluğu yakalamak, değerli olduğunu hissetmek, içsel huzura kavuşmak için birçok deneme yaparız. Doğduğumuz günden öleceğimiz güne kadar bir arayış içinde oluruz. Ruhumuz bir menzile doğru ilerler; bedenimiz bir mekâna yönelir; zihnimiz hayatın anlamını kavramaya çalışır. Yönelmek, işte bu yolculuğun bilincinde olmaktır.

Bizler, fıtratımız gereği bir noktaya, bir merkeze bağlanma ihtiyacı duyarız. Ancak bu bağlanma ile içimizdeki boşluğu doldurabiliriz. Bu merkez bazen bir fikir, bazen bir ideal, bazen bir sevgi, bazen de Allah olur. Allah, insana yönelmenin hakikatini Kur’an’da şu şekilde anlatır:

“Doğrusu ben, yüzümü gökleri ve yeri yaratana, Allah’a çevirdim; ben O’na teslim oldum.” (En’âm, 79)

Bu ayet, insanın yönelişini bilinçli bir teslimiyet olarak tanımlar. Yani insan, yalnızca fiziksel olarak değil, kalbiyle, ruhuyla ve zihniyle de yönelmelidir.

İnsan, ibadet ederken fiziksel olarak belirli bir yöne yönelir. Müslümanlar için bu yön Kâbe’dir. Ancak kıble sadece mekânsal bir yöneliş değildir; asıl kıble, insanın kalbinde taşıdığı merkezdir. Çünkü bedenin yönü kıbleye dönük olsa da, kalp başka yerlere kayıyorsa yöneliş tamamlanmış olmaz.

Yöneliş sadece fiziksel değildir. İnsan düşünceleriyle, niyetleriyle de yönelir. Zihin, hakikati arayan bir pusuladır. İnsan kimi zaman bilimde, kimi zaman sanatta, kimi zaman felsefede hakikati arar. Ancak nihayetinde gerçek yöneliş, insanı Hakk’a ulaştırandır.

İnsan ruhu, kendi kaynağına dönmek ister. Tıpkı suyun denize, nehrin kaynağına doğru akması gibi ruh da Allah’a yönelmeye meyyaldir. Çünkü O’ndan geldik, O’na döneceğiz:

“Biz Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz.” (Bakara, 156)

İnsan, sevdiğine yönelir. Sevgi, iradeyi ve dikkati belirli bir merkeze çekendir. Âşık olanın gözleri, kulakları, zihni ve ruhu hep sevdiğinde kalır. Bir insan Allah’a yöneldiğinde de, kalbinin kıblesini O yapmış olur.

Yönelmenin en derin manası ise tevhiddir. Yönelmek, aslında dağınıklıktan kurtulmak ve bir noktada birleşmektir. İnsan, hayatın içinde birçok şeyle ilgilenir, birçok yöne dağılır. Ancak nihai huzur, bütün yönelişlerin tek bir noktada toplanmasıyla mümkündür.

Kur’an’da bu hakikat şu şekilde dile getirilir:

“Öyleyse yüzünü dosdoğru dine, Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrata çevir.” (Rum, 30)

Bu ayet, insanın aslında birlik bilincine, fıtratına ve hakikate yönelmesi gerektiğini söyler. Çünkü yönelişin özü tevhiddir. Dağınıklıktan birliğe, şüpheden yakîne, kaybolmuşluktan huzura ulaşmak, yönelmenin derin manasıdır.

İnsan, hakikatine yöneldiği zaman kendine, özüne, yaratılış gayesine yönelir. Yönelmenin içinde arayış, teslimiyet ve aşk vardır. Kalbin kıblesi Allah olduğunda, insan gerçek yönünü bulmuş olur. Ve belki de en büyük yöneliş, insanın kendini kaybederek varoluşun sahibine yönelmesidir.

Yönelmenin ne olduğunu bilip yönünü belirledikten sonra, girilecek mekânı kıblegâh yapmak gerekir. Kur’an’da, Hz. Musa’ya ve kavmine hitaben şu emir verilir:

“Musa ve kardeşine, ‘Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi kıblegâh edinin ve namazı dosdoğru kılın. Müminleri müjdele.’ dedik.” (Yûnus, 10:87)

Bu ayet, baskı altındaki bir toplum için evin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Firavun’un zulmü altındaki İsrailoğulları, toplumsal hayatın bozulduğu bir dönemde evlerini kıblegâh edinerek manevi dirençlerini korumuşlardır. Aynı şekilde, günümüzde de evler sadece bir barınma mekânı değil, ruhun dinginleştiği, kimlik inşasının gerçekleştiği, mahremiyetin korunduğu bir alan olarak inşa edilmelidir.

Aile, bizim huzur bulduğumuz ve değerlerimizi aktardığımız yerdir. Modern dünyada bireyselleşme, ahlaki yozlaşma ve dijitalleşmenin getirdiği mahremiyet kaybı gibi tehditler altındayız.

Hz. Peygamber (s.a.v.) de aileyi "son kale" olarak görmüş ve şöyle buyurmuştur:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, eşinin evinde çobandır ve sürüsünden sorumludur.” (Buhârî, Cuma, 11)

Bu hadis, aile bireylerinin birbirlerine karşı sorumluluklarını ve evin bir eğitim ve huzur yuvası olmasının önemini vurgulamaktadır. Bir ev kıblegâh hâline geldiğinde, bireylerine ahlaki, psikolojik ve manevi destek sağlayan bir merkez olur.

Bu bağlamda, evde maneviyatın güçlendirilmesi, aile içi iletişimin artırılması ve mahremiyetin korunması hayati öneme sahiptir. Eğer evlerimiz kıblegâh hâline getirilirse, evde huzur olur ve toplum, ahlaki temeller üzerinde sağlam bir şekilde yükselir.

Psikolog / Aile Danışmanı Asiye Türkan
www.ailedanismani.de

DİĞER YAZILARI SADAKAT: RUHUN CENNETİ! 01-01-1970 03:00 SUS GÖNLÜM! 01-01-1970 03:00 Cinsellik ve Sınırları: Son Kale Aile 01-01-1970 03:00 SİNDİRİLEMEYEN MAĞLUBİYET: SÖMÜRGECİLİK SONRASI ÖFKE VE MÜMİNCE DURUŞ 01-01-1970 03:00 SABRET EY GAZZE! 01-01-1970 03:00 MAHREMİYET, İNSANIN ÖZGÜR İRADESİYLE VAR OLUŞU! 01-01-1970 03:00 ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK! 01-01-1970 03:00 RAMAZANIN FETHETTİĞİ KALPLER VE BAYRAMIN MÜJDESİ 01-01-1970 03:00 EVLERİNİZİ KIBLEGÂH EDİNİN! AİLENİN SON KALE OLUŞU VE SÜKÛNETİNİN ANAHTARLARI 01-01-1970 03:00 RUHSAL ARINMA VE KENDİMİZİ KEŞFETME YOLCULUĞUNDA RAMAZAN’IN ETKİSİ 01-01-1970 03:00 KUTSAL TOPRAKLARDA İÇSEL GÜCÜN KEŞFİYLE DENGEYE GELMEK 01-01-1970 03:00 KUTSAL TOPRAKLARDA İÇSEL GÜCÜN KEŞFİYLE DENGEYE GELMEK 01-01-1970 03:00 ÖZÜMÜZE İNANIRSAK SÖZÜMÜZ DOĞRU OLUR! 01-01-1970 03:00 İFFETİNİ KORUYUP KENDİNİ ADAYAN SEÇİLİR! 01-01-1970 03:00 AN’DA OLMA VE TAMAMLANMA YOLCULUĞU! 01-01-1970 03:00 KALP SEVMEKTEN YORULMAZ! 01-01-1970 03:00 NOKTA VE BİZ  01-01-1970 03:00 NEYİ NİÇİN İSTERİZ? 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE ZAMAN! 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE ZAMAN! 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 KADIN OLMANIN AŞAMALARI VE GÜLE GÜLE VAGİNUSMUS 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 GÖNÜLLERİMİZE İNŞİRAH VER! 01-01-1970 03:00 SUYUMUZU BOZARSAK  DURU BAKIŞIMIZ OLMAZ! KUMANDAN TALUT  NEHİRDEN İÇME! 01-01-1970 03:00 SUYUMUZU BOZARSAK  DURU BAKIŞIMIZ OLMAZ! KUMANDAN TALUT  NEHİRDEN İÇME! 01-01-1970 03:00 ZULÜMDEN YORGUN DÜŞEN BİZLER!  01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 GÖZ AYDINLIĞI EŞLER VE EVLATLAR! 01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 ZALİMİN ZULMÜ VARSA MAZLUMUN DA ALLAH’I VARDIR! 01-01-1970 03:00 ALGILARIMIZLA MI OYNANIYOR? 01-01-1970 03:00 OYUN BAŞLADI! ROLÜNE HAZIR MISIN? 01-01-1970 03:00 OYUN BAŞLADI! ROLÜNE HAZIR MISIN? 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE HALİMİZ! 01-01-1970 03:00 AF ET BİZİ YA RAB! 01-01-1970 03:00 ZALİMİN ZULMÜ VARSA MAZLUMUN DA ALLAH’I VARDIR! 01-01-1970 03:00 RAHMET AYI RAMAZAN, HOŞGELDİN... 01-01-1970 03:00 TEK BİLEK, TEK YÜREK, AYNI SAFTA KIYAMDA OLMAK! 01-01-1970 03:00 FARKINDALIĞIN FARKINDALIĞINI YAKALAMAK! 01-01-1970 03:00 GÖNLÜM UÇMAK İSTİYOR! 01-01-1970 03:00 ACILARI YÖNETMEK RIZAYLADIR! 01-01-1970 03:00 BAŞARI; ALTIN KAFESTE SUNULAN KADEH MİSALİDİR! 01-01-1970 03:00 BİR DAKİKA! 01-01-1970 03:00 KENDİMİZİ Mİ KANDIRIYORUZ? 01-01-1970 03:00 NASIL BİR AİLENİZ OLMASINI İSTERSİNİZ? 01-01-1970 03:00 KIYAMDA OLMAYAN KAYYUM OLAMAZ! 01-01-1970 03:00 THE SECRET, SIRRA VAKIF OLMAK! 01-01-1970 03:00 The secret özelinde kişisel gelişim kitaplarına kısa bir bakış yapmaya ne dersiniz? 01-01-1970 03:00 KUYUYA ATILAN TAŞLAR! 01-01-1970 03:00 AMAÇ, ARAÇ VE SEMBOLLER! 01-01-1970 03:00