İnsan Neden Sahip Olmadığı Hayatı Özlerken Sahip Olduğu Hayatı Yaşamayı Unutur?

Seyfettin BUDAK ( YAZAR )

14-10-2026 11:32

İnsan Neden Sahip Olmadığı Hayatı Özlerken Sahip Olduğu Hayatı Yaşamayı Unutur?

“Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir.”
Fransız şair Charles Baudelaire’in bu sözü, insanın ruhunda sessizce çalışan bir mekanizmayı açığa çıkarır. İnsan bazen bulunduğu yerden sıkılır, yaşadığı hayattan yorulur ve kendisini başka bir yerde daha mutlu hayal eder. Sanki mutluluk, şu an bulunduğu yerden biraz uzakta, henüz ulaşamadığı bir hayatın içinde onu beklemektedir. (Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı, “Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yerde”)
Peki, insan neden hep başka bir yerde daha mutlu olacağını düşünür? Neden henüz yaşamadığı hayatı gözünde büyütürken yaşadığı hayatın güzelliklerini küçümser? Ve daha önemlisi, insan gerçekten bulunduğu yerden mi kaçmak ister, yoksa bulunduğu yerde hissettiği kendisinden mi?
Biraz durup düşünelim! Belki de yıllardır mutluluğu yanlış yerde arıyoruz.
Sabah uyanıyoruz, işe gidiyoruz, sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz, insanlarla konuşuyoruz, akşam eve dönüyoruz. Günler birbirini izliyor. Sonra içimizden bir ses yükseliyor: “Böyle mi geçecek hayatım? Bir şeyler değişmeli!”
Bu ses her zaman kötü değildir. Bazen bizi harekete geçirir, cesaretlendirir, yeni kapılar açmamızı sağlar. Fakat bazen de hayatımızı sürekli ertelenen bir mutluluk projesine dönüştürür.
İşte tehlike burada başlar. İnsan, gelecekte daha güzel bir hayat kurmaya çalışırken bugünkü hayatını yaşamayı unutabilir. Bir gün daha iyi bir iş bulacaktır. Bir gün ekonomik sıkıntıları bitecektir. Bir gün kendisini anlayan insanlarla karşılaşacaktır. Bir gün huzurlu olacak, rahatlayacak, gerçekten yaşamaya başlayacaktır.
Peki, o gün gelene kadar geçen günler ne olacaktır? İnsan, mutluluğu geleceğe ertelediğinde bugünü neye dönüştürür?
Belki de bir bekleme odasına… Hayatın kapısının açılmasını beklerken hayatın zaten içeride, tam da o bekleyişin içinde akıp gittiğini fark etmeden…
Elbette bu, insanın yaşadığı bütün sıkıntıların kendi zihninden kaynaklandığı anlamına gelmez. İşsizlik, geçim sıkıntısı, yalnızlık, haksızlık ve kötü ilişkiler gerçektir. 
Fakat kendimize şu soruyu da sormalıyız: Değiştirmem gereken koşulları mı değiştirmeye çalışıyorum, yoksa her yeni koşulun beni kendiliğinden mutlu etmesini mi bekliyorum?
Çünkü yeni bir şehre taşınmak mümkündür ama eski düşünceleri geride bırakmak daha zordur. Yeni bir işe başlamak mümkündür ama insanın kendisini yetersiz görme alışkanlığı bir günde değişmeyebilir. Yeni insanlarla tanışmak mümkündür ama herkesten aynı hayal kırıklığını bekliyorsak yeni ilişkilerimize de eski korkularımızla yaklaşabiliriz.
İnsan nereye giderse gitsin, kendisiyle kurduğu ilişkiyi de yanında götürür.
Öyleyse yeni bir hayata hazırlanırken yalnızca valizimizi değil, düşüncelerimizi de gözden geçirmemiz gerekmez mi?
İnsan zihninin ilginç bir özelliği var. Sahip olduğumuz şeylere alışırken sahip olmadıklarımızı büyütebiliyoruz.
Bir zamanlar hayalini kurduğumuz işe kavuşuyoruz, fakat kısa süre sonra başka bir işin daha iyi olacağını düşünmeye başlıyoruz. Yıllardır beklediğimiz bir evi alıyoruz, sonra daha büyük bir evin hayalini kuruyoruz. Bir hedefe ulaşıyoruz, sevincimiz henüz tazeyken gözümüz bir sonraki hedefe çevriliyor.
Böylece mutluluk, yaşadığımız bir duygudan çok ulaşmamız gereken bir basamak hâline geliyor.
Peki, bütün basamakları çıkarsak ne olacak? En üst basamağa ulaştığımızda artık isteyecek hiçbir şeyimiz kalmayacak mı? Yoksa orada da yeni bir merdiven mi göreceğiz?
Burada önemli bir ayrım var. Daha fazlasını istemekle sahip olduklarımızı küçümsemek aynı şey değildir. Gelişmek isteyebiliriz, daha iyi koşullara ulaşmak için çalışabiliriz. Fakat bunları yaparken mevcut hayatımızı değersiz ilan etmek zorunda değiliz.
Belki de bu yüzden kendimize zaman zaman şu soruyu sormalıyız:
Ben gerçekten daha iyi bir hayat mı istiyorum, yoksa hayatımın iyi olduğunu hissedebilmek için sürekli yeni bir şeye mi ihtiyaç duyuyorum?
Bu soru insanı suçlamak için değil, özgürleştirmek için sorulmalıdır. Çünkü mutluluğu yalnızca gelecekteki kazanımlarımıza bağlarsak, bugün ne kadar güzel şey yaşarsak yaşayalım kendimizi hep eksik hissedebiliriz.
Bir gün emekli olunca dinleneceğini söyleyen insanı düşünün! Yıllarca çalışıyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve kendisine ayıracağı zamanı erteliyor. Sonunda beklediği gün geliyor. Fakat yıllarca ertelediği alışkanlıkları, hayalleri ve ilişkileri bir anda hayatına yerleşmiyor. Çünkü zamanın gelmesiyle insanın yaşamayı öğrenmesi aynı şey değil.
Başka bir insan, hayatına birisi girdiğinde bütün yalnızlığının sona ereceğine inanıyor. Oysa bir ilişki insana yakınlık ve mutluluk verebilir; fakat insanın kendisini tanıma, duygularını anlama ve kendi hayatına anlam katma sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldırmaz.
Bir başkası, ekonomik sorunları bittiğinde huzura kavuşacağını düşünüyor. Maddi güvence gerçekten önemlidir. İnsan temel ihtiyaçlarını karşılayamadığında huzurlu olmakta zorlanabilir. Ancak bütün maddi hedefler tamamlandığında hayatın bütün soruları da cevaplanmış olmayacaktır.
Demek ki mesele yalnızca istediğimiz şeylere ulaşmak değil, ulaştığımız şeylerle nasıl bir hayat kurduğumuzu da öğrenmektir.
Hayat, bütün şartlar düzeldiğinde başlayacak bir tören değildir. Şartlar henüz istediğimiz gibi değilken de içinde yaşayabileceğimiz bir gerçektir.
Bu gerçeği kabul etmek, hayallerimizden vazgeçmek değildir. Tam tersine, hayallerimize ulaşmak için yürürken yolun kendisini de fark edebilmektir.
Bazen insanın bütün hayatını değiştirecek büyük bir gelişme beklemesine gerek yoktur; bazen yalnızca bugün yapabileceği küçük bir şeyle başlaması yeterlidir.
Bir dostunu aramak, uzun zamandır ertelediği yürüyüşe çıkmak, okumak istediği kitabın ilk sayfasını açmak, bir başvuru yapmak, bir özür dilemek veya kendisini yoran bir ilişkiye sağlıklı bir sınır koymak…
Bunların hiçbiri tek başına bütün sorunları çözmez. Fakat insanın hayatı üzerinde yeniden etkisi olduğunu hissetmesine yardımcı olabilir.
Üstelik mutluluğun yalnızca büyük olaylarda aranması, sıradan günleri görünmez hâle getirir. Oysa hayatımızın büyük bölümü sıradan günlerden oluşur.
Hayatımızdaki eksikleri görmek kadar, hâlâ sahip olduğumuz imkânları görebilmek de değerlidir. Bir insan iş ararken doğanın güzelliğini fark edebilir. Bir ayrılığın ardından yeniden dostluklar kurabilir. Bir hayalinin gerçekleşmediği dönemde başka bir yeteneğini keşfedebilir.
Bunlar acının yok sayılması değildir. Acının bütün hayatı kaplamasına izin vermemektir.
Belki de umut, her şeyin yolunda gitmesi değil, yolunda gitmeyen şeylerin arasında bile yeni bir yol bulabileceğimize inanmaktır.
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı adlı eserinde insanın hayatında anlam bulma çabasına dikkat çeker. Frankl'ın yaklaşımı, özellikle değiştirilmesi mümkün olmayan koşullarla karşılaşıldığında, insanın tutumunun da önem taşıyabileceğini anlatır. (Viktor E. Frankl, İnsanın Anlam Arayışı)
Burada ince bir nokta var. Her koşulu değiştiremeyebiliriz ama her koşulun bizi bütünüyle tanımlamasına da izin vermek zorunda değiliz.
İşini kaybeden biri, işsiz kalmış olabilir; bu, onun bütün yeteneklerini kaybettiği anlamına gelmez. Bir ilişkisi sona eren insan, ayrılık yaşamış olabilir; bu, bir daha sevemeyeceği anlamına gelmez. Bir hayalini gerçekleştiremeyen biri, başarısızlıkla karşılaşmış olabilir; bu, gelecekte hiçbir şey başaramayacağını göstermez.
Yaşadığımız olaylarla kendimize verdiğimiz değer arasında bir ayrım yapabilmek, yeni başlangıçlar için alan açar.
Kendimize daha anlayışlı davranmak da burada önem kazanır. Her şeyi zamanında başarmak zorunda değiliz. Başkalarının hayatıyla kendi hayatımızı aynı ölçüyle değerlendirmek zorunda da değiliz.
Bazen geride kaldığımızı sanırken aslında başka bir yolda ilerliyoruzdur. Bazen geciktiğimizi düşünürken kendimizi daha iyi tanımayı öğreniyoruzdur.
Hayatın herkes için aynı takvimi yoktur.
Şimdi yeniden Baudelaire'in sözüne dönelim. “Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir.”
Bu söz, başka bir yere gitmenin yanlış olduğunu söylemiyor. Bize, mutluluğu sürekli başka bir yere taşıma alışkanlığımızı sorgulatıyor.
Belki gerçekten yeni bir şehre gitmeliyiz. Belki daha iyi bir iş bulmalı, bizi yoran bir ortamdan ayrılmalı, yeni insanlarla tanışmalı veya uzun zamandır ertelediğimiz bir hayali gerçekleştirmeliyiz. Ama bunları yaparken kendimize bir söz verelim: Gelecekte daha iyi bir hayat kurmaya çalışırken bugünkü hayatımı bütünüyle gözden çıkarmayacağım…
Bugün de öğrenebilirim. Bugün de sevebilirim. Bugün de birine iyilik edebilir, kendime yeni bir fırsat yaratabilir, küçük bir şeyden sevinç duyabilirim.
Hayatım henüz istediğim noktada olmayabilir ama bu, hayatımda güzel hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.
Belki mutluluk, bütün arayışlarımızın sona erdiği yerde değil; arayışlarımız sürerken yaşamayı da unutmadığımız yerdedir.
Ve belki de kendimize sormamız gereken son soru şudur:
Bir gün mutluluğu bulacağımıza inanarak kaç yıldır yol yürüyoruz? 
Peki, yürüdüğümüz bu yolun üzerinde kaç güzel günü fark etmeden geride bıraktık?
Yarın için hayal kuralım. Daha iyi bir hayat için çalışalım. Değişmesi gerekenleri değiştirelim. Fakat bugünü de yarına giden yolun değersiz bir parçası saymayalım. Çünkü yarın geldiğinde, onun da bugüne dönüşeceğini unutmamak gerekir.
Mutluluğu başka bir yerde aramak için yola çıkabiliriz. Ama yol boyunca kendimizi, sevdiklerimizi ve yaşadığımız hayatı kaybetmeyelim.
Belki de gerçek başlangıç, başka bir yere vardığımız gün değil; bulunduğumuz yerden nereye gitmek istediğimizi ve neden gitmek istediğimizi ilk kez gerçekten anladığımız gündür.

DİĞER YAZILARI Kalbin İstediği mi, Aklın Bildiği mi? Sevgi mi, Arzumu? 01-01-1970 03:00 İnsan Ne Zaman Gerçekten Kendisi Olur? 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Yalan Söyler? İnsan hiç kendine yalan söyler mi? 01-01-1970 03:00 Mağaranın Ateşinden Telefon Ekranına İnsanlığın Hayatta Kalma Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Yeniden Hayata Doğmak 01-01-1970 03:00 DÜŞÜNCE TARLASI 01-01-1970 03:00 İnançtan İktidara: Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir? 01-01-1970 03:00 Tamamlanmak İsteyen İnsan 01-01-1970 03:00 Yıldız Tozundan Gelen İnsan, Burçlardan mı İbaret? 01-01-1970 03:00 Beğeni Avcılığı, Ego Enflasyonu ve Çelişkiler Çağı 01-01-1970 03:00 “Hakikati Buldum” Demek Gerçekten Tanrı’yı Kaybetmek mi? 01-01-1970 03:00 Evrenin Sessizliği İle İnsan Bilincinin Anlam Arayışı Arasındaki Gerilimi 01-01-1970 03:00 Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik? 01-01-1970 03:00 Kırktan Sonra Neden Birden Herkes Bizi Görsün İstiyoruz? Sosyal Medyanın Geç Kalmış Açlıkları 01-01-1970 03:00 Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti? Bir Kadro Tercihinden Liyakat Dersleri 01-01-1970 03:00 Byung-Chul Han Soruyor: Yorgun Olan İnsan mı, Yoksa İçinde Yaşadığı Sistem mi? 01-01-1970 03:00 Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne? Tanrı var mı, yok mu? Belki de yüzlerce yıldır yanlış soruyu tartışıyoruz. 01-01-1970 03:00 Kimse Görmeyecekse Hâlâ İyi Kalabilir misin? 01-01-1970 03:00 İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi? Evren nasıl oluştu ve biz burada neden varız? 01-01-1970 03:00 Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı 01-01-1970 03:00 Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine 01-01-1970 03:00 Zamanın Kuantum Hapishanesi: Entropi ve Kaybolan Benliğin Anatomisi 01-01-1970 03:00 Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa: İnsanın Duygusal Arkeolojisi ve Algoritmik Kuşatma 01-01-1970 03:00 Gölge Operasyonu: Beynimizdeki "Sistem" Fitresi ve Toplama İnsanların Senfonisi  01-01-1970 03:00 MERHAMETİN İNFAZI  01-01-1970 03:00 Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler: Aktivizmin Görünmeyen Kör Noktası 01-01-1970 03:00 Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı? 01-01-1970 03:00 Aynada Gördüğünüz Siz misiniz, Yoksa Toplumun Diktiği Bir Kostüm mü? 01-01-1970 03:00 İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi? 01-01-1970 03:00 İnsanlık Yeni Bir Bayram Hikâyesi Yazamaz mı? 01-01-1970 03:00 Görünmek mi, Var Olmak mı? 01-01-1970 03:00 Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında 01-01-1970 03:00 Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu? 01-01-1970 03:00 Bir Ay Aç Kalıyoruz; Peki On Bir Ay Neye Tokuz? 01-01-1970 03:00 Neden Lise Yılları Unutulmaz? 01-01-1970 03:00 Geç Kalan Ruhlar Çağında İnsan Neye Yorulur? 01-01-1970 03:00 Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? 01-01-1970 03:00 Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? 01-01-1970 03:00 İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? 01-01-1970 03:00 Tek Bir Taşla Kaç Kuş Vurulur? 01-01-1970 03:00 Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Zamanı Bükmek: Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi 01-01-1970 03:00 Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? Prof. Dr. Türker Kılıç’ın Şaşırtıcı Cevapları 01-01-1970 03:00 “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” 01-01-1970 03:00 İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? 01-01-1970 03:00 Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz? 01-01-1970 03:00 Neden Doymuyoruz? 01-01-1970 03:00 Neden İyi Olan Kaybeder? Bir İnsanlık Dramı Olarak "Kazık Yemek" 01-01-1970 03:00 Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? 01-01-1970 03:00 Kolumuzdaki Saat Zamanı mı Gösteriyor Yoksa İçimizdeki Boşluğu mu? 01-01-1970 03:00 Kaderin Dili Cesaretin Çığlığı mı, Korkunun Fısıltısı mı? 01-01-1970 03:00 Dahilik mi, Delilik mi? 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Renklerin İsyanı 01-01-1970 03:00 Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? 01-01-1970 03:00 Ölümün Tesellisi Bir gün, nefes yavaşlayacak, beden toprağa karışacak… Peki ya siz? 01-01-1970 03:00 Ölümden Sonra Dirilişe Neden İnanayım? 01-01-1970 03:00 Anlamı Ararken Kaybolmak: Gerçekten Ne Arıyoruz? 01-01-1970 03:00 Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Başkasının Mutluluğu Neden İçimizi Kemirir? İnsan Olmanın Sınavı Burada mı Saklı? 01-01-1970 03:00 Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? 01-01-1970 03:00 Kırık Dökük Bir Ben ve Yeniden Başlama Umudu 01-01-1970 03:00 Hikâyelerim Öldü mü? 01-01-1970 03:00 Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği 01-01-1970 03:00 Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? 01-01-1970 03:00 Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu? Nükleer Silahlı Bir İsrail ve Batı İttifakı Dünyayı Nereye Sürüklüyor? 01-01-1970 03:00 Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? 01-01-1970 03:00 Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum 01-01-1970 03:00 Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları 01-01-1970 03:00 “Beni Neden Kimse Merak Etmiyor?”: Sessizlikte Kendini Bulmak 01-01-1970 03:00 “Deprem Değil, İhmal Öldürür!” 01-01-1970 03:00 Zamanın Dili: Farkındalık ve Yaşamın Ritmi Üzerine Bir Yolculuk 01-01-1970 03:00 Ne Zaman İnsan Uslanacak? 01-01-1970 03:00 Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? 01-01-1970 03:00 Yetimler, Yoksullar ve Unutulanların Hüznü ile Birlikte Bayramı Yaşamak Bayram sabahı sofranızda her şey tam mı? 01-01-1970 03:00 Yazdığım "SEN RÜYALAR ÂLEMİNDESİN": Zaman Yolculuğu ve Yapay Zekânın İç İçe Geçtiği Film Senaryosunun Tanıtımı 01-01-1970 03:00 Gazze’de Ölüm Sıradanlaştığında, İnsanlık Nerede Duracak? 01-01-1970 03:00 Ramazan’da Zaman: Çizgisel Bir Yol mu, Yoksa Akışkan Bir Nehir mi? 01-01-1970 03:00 Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? 01-01-1970 03:00 Tok Gözle Görülmeyen Gerçek: Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu 01-01-1970 03:00 Dijital Çağda İnsan İlişkileri: Yakın mı, Uzak mı? 01-01-1970 03:00 İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü 01-01-1970 03:00 Zamanın Gölgesinde Kaybolmak: Geçmiş mi Gelecek mi? 01-01-1970 03:00 Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler 01-01-1970 03:00 Bolu'da Yangında Vefat Eden Vatandaşlarımız İçin Taziye Mesaj 01-01-1970 03:00 Kuantum Dünyasının Toplumsal Yaşam ve Din Alanında Olumlu ve Olumsuz Etkileri 01-01-1970 03:00 Ferdi Tayfur: Yağmurlu Bir Vedada Bırakılan Hatıra 01-01-1970 03:00 Kuantum Dünyası Çağında Nasıl Yeni Bir Din Dili Söylemi Geliştirebiliriz? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağına Yönelik Nasıl Bir Din Dili Kullanmalı? 01-01-1970 03:00 Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? 01-01-1970 03:00 Dijital Aşk: Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler 01-01-1970 03:00 Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler 01-01-1970 03:00 Teknolojik Dönüşüm: Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? 01-01-1970 03:00 Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? 01-01-1970 03:00 Güçlü Toplum İçin Reform Şart Mıdır?-2 01-01-1970 03:00 Güçlü Toplum İçin Reform Şart Mıdır?-2 01-01-1970 03:00 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 Süreklilik gücü ifade eder. 01-01-1970 03:00 İnsanla Eşit Midir? 01-01-1970 03:00 Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı? 01-01-1970 03:00 Varlık Özgürlüğü Kısıtlar Mı? 01-01-1970 03:00 İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 01-01-1970 03:00 İyi Bir Toplum Olmanın Ahlak Şartı -1 01-01-1970 03:00 Gelenek Bir İnanç Mıdır? 01-01-1970 03:00 Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? 01-01-1970 03:00 Allah (cc) İle İnsan Arasında Nasıl Bir Geçiş Var? 01-01-1970 03:00 Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? 01-01-1970 03:00 Akıl Mı Fikir Mi Karışır? 01-01-1970 03:00 Dünyanın Metafizik Değerinin Kaynağı Nedir? 01-01-1970 03:00 Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi 01-01-1970 03:00 Ahlakın Kaynağı Evrimsel Süreç Midir? 01-01-1970 03:00 İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? 01-01-1970 03:00 Tükenmişlik Hissini Yaşamak 01-01-1970 03:00 İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi Akıl ve irade farklı… 01-01-1970 03:00 Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? 01-01-1970 03:00 Giysiye Bakıp Aldanmamak 01-01-1970 03:00 Aklı Ne Kadar Zıplatmak Gerekir? 01-01-1970 03:00 Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? 01-01-1970 03:00 Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? Özünü Arayan Doktor Elli yaşında bir doktor 01-01-1970 03:00 Platon’a (MÖ 427-347) Göre Eğitim Nasıl Olmalı? 01-01-1970 03:00 Zevkimiz Okumaya Dönüşür Mü? 01-01-1970 03:00 Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar 01-01-1970 03:00 Kötüden İyi Çıkar Mı? Tophaneli Hırsız 01-01-1970 03:00 Galen’e Göre Ahlakın Kaynağı Doğuştan Mıdır?  01-01-1970 03:00 “Ben” Bilinci Üç Pizzacı 01-01-1970 03:00 Hayatın Gerilimlerini Aşmak Mümkün Müdür? Eski Günler 01-01-1970 03:00 İsteklerimiz Niçin Gerçekleşmiyor? 01-01-1970 03:00 Acının İçinde Sevgi Ve Merhamet Aranır Mı? 01-01-1970 03:00 Hayata Anlamlı Mı Anlamsız Mı Bakmalı? 01-01-1970 03:00 Allah (cc) Her Derde Kayıtsız Ve Sessiz Mi Kalır? Gizemli Göl 01-01-1970 03:00 Geleceğe İlişkin 100 Yıllık Öngörüler Jules Verne (1828-1905) Jules Verne 1863'te, “Yirminci Yüzyıl'da Paris” adlı bir roman yazdı, yaklaşan yüzyılı tahmin etmek için… 01-01-1970 03:00 Allah (cc) Niçin Yardım Etmiyor?!!!   01-01-1970 03:00 İnsanın Sorularla Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 İnsanın Sorularla Anlam Arayışı 01-01-1970 03:00 İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy "Ben neyim?", "Niçin yaşıyorum?", "Görevim ne?" Sorularının cevabı; 01-01-1970 03:00 Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew 01-01-1970 03:00 Alfa Kuşağının Zihin Dünyasını Okumak 01-01-1970 03:00 Sözün Özleri 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar  Z kuşağı, 2000 ve sonrasında doğmuş kişiler… “Kristal Nesil” olarak da adlandırılır. 01-01-1970 03:00 Erken Karar Verme Hastalığı 01-01-1970 03:00 Özel Bireylerin Dünyası (Bipolar, Hiperaktivite, Otizm ve Disleksi Tanıları) Onlar,  hep maskesiz…  01-01-1970 03:00 Otizmli Yağmur Adam Raymond 01-01-1970 03:00 Aklın Tarihsel Gelişimi 01-01-1970 03:00 Ateizm, Teizm, Agnostisizm ve Deizm Nedir? Ateizm ve Agnostisizm Ateizm, tabiatüstü olana (ruhlar, tanrılar, ölümden sonra diriliş, vs.) inanmayı reddeden bir görüşler sistemi… Bilimsel bilginin artışıyla doğmuş ve gelişmi 01-01-1970 03:00 Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Aforizmaları Aşk, "niçinsiz" bir eylemdir… 01-01-1970 03:00 İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua 01-01-1970 03:00 ALTINCI HİS 01-01-1970 03:00 Deli ve Dahi 01-01-1970 03:00 Gemiyle Yürüyüş 01-01-1970 03:00 Gençler İçin Ne Yapmalı? 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? 01-01-1970 03:00 Ölüme Teselli Aramak 01-01-1970 03:00 Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? 01-01-1970 03:00 Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam 01-01-1970 03:00 Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia 01-01-1970 03:00 Dert İnsanı Olmak 01-01-1970 03:00 Aşk İmanın Özgürlük Bedeli Midir? 01-01-1970 03:00 Depremde vefat eden babalar anısına… Babasızlık Nedir Bilirim 01-01-1970 03:00 Kaygı ve Belirsizlik Travmasından Kurtulmak 01-01-1970 03:00 Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramınız mübarek olsun! Tevekkül Çölünün Sabırlı Muhaciri Hacer 01-01-1970 03:00 Bir yer var biliyorum ama anlatamıyorum… 01-01-1970 03:00 Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak 01-01-1970 03:00 Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak 01-01-1970 03:00 Yalnız Yabancı Garip İnsan 01-01-1970 03:00 Tefekkürün Serencamı 01-01-1970 03:00 Teselliye Beş Kala 01-01-1970 03:00 DENİZDE YÜRÜMEK 01-01-1970 03:00 Gönül Bahçesinde Yürümek 01-01-1970 03:00 GÖZYAŞIM DÜŞTÜĞÜ AN Gözyaşım: 01-01-1970 03:00