NOKTA VE BİZ 

Asiye Tanrıöver Türkan ( YAZAR )

05-08-2024 10:28

NOKTA VE BİZ 

Celalettin Rumi der ki;“Bir aynada seyrettim âlemin cümlesini. Aynam nokta sırrım nokta. Umduğum kadar büyük değilmiş, dünya nokta ben nokta. Öyle uzaklaşmışım ki menzilden sıla nokta gurbet nokta. Döndüm baktım aldığım yol nokta üstünde nokta. Gelen geçti giden gitti. Sağım nokta solum nokta. Menzil-i maksûda varmış erenler. Söyleyen yok susan nokta...” 

Allah Resulü Hz. Muhammed (a.s.)’in ocağında büyümüş, 10 yaşında inanmış Hz. Ali de  “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı” diyerek benim kanaatime göre ilmin başlangıcının ve özünün nokta olduğunu, bu bilginin doğru kullanılmasıyla insanın hakikate ulaşacağını ifade etmiştir.

Nokta, hayata ve geleceğe dair hayallerimiz, ümidimiz, umudumuzdur. Durduğumuz yerimizin, bakışımızın, yaşadıklarımıza verdiğimiz anlamın somut alana düşüşüdür. Öncelikle kendimize ve sevdiklerimize saygımızın, geleceğimizin, hayallerimizin adıdır. Hayata yeniden başlayışımız, “bitirdim” dediğimiz bir anda yeniden tertemiz bir sayfa açışımızdır.

Yolunda gitmeyen, bizi dibe çeken, kaldıramadığımız birlikteliklerin Hakça haklı sebeplerini gördükten sonra sonlandırılıştır. Aldığımız hayat dersleriyle diğer ilişkilerimizde daha dikkatli olmaya hazırlıktır. “Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz” düsturuyla hayatı iyi okuyarak ikinci defa aynı hatayı yapmamamızdır.

Şer gibi gelen acı yaşanmışlıkların bize sunduğu ikramiyeyi fark edişimizdir. Aslında oynadığımız oyunda verdiğimiz kararla sınıfı geçmişizdir. 

Nokta, hayatımızın içindeki domino parçalarının ilk taşına dokunuşumuz, arkasından gelecekleri hayretle, heyecanla seyredişimizdir. Bize çok yakın Kadir-i Mutlak olan Allah’ a hayranlığımızın artmasına, daha çok yakınlaşmamıza vesile olandır. 

En acı nokta ise ölümdür. Hak hukuk dairesinde adaletle hareket edişimizin, hatalarımızdan dolayı af dileyişimizin, seçimimizi doğru yapışımızın mükafatı ya da acı akibetin habercisidir...

Aynı zamanda nokta, oyunun kurallarıdır. Oyun, kuralına göre oynanmalıdır. Aksi takdirde duygusal çöküşler yaşanır. Matematik kurallarında iki artı iki dörttür. Hayatın kurallarında ise bazen “bir” bazen de “bin” etmektedir.

Hesabın en çetini duygunun en derinden hissedilişine vesile olan, sevginin muhabbetle dante dante işlenerek yüreğe indirilen, hesapları kat be kat arttıran adına da  “aşk” denilendir. Biri bin ettiren, yemeden, içmeden kestiren, hayatın insan sunduğu güzelliklerine kör eden, köşelere çekilip kara kara düşündürendir. Hele de karşılığı görülmemiş bir “aşk” ise, düçar olanı yerle bir edendir.

Acep insanı bu kadar zorlayan, hesapları katlayan sevgiliye “yâr” denmesi, uçurumun yanından uçarcasına bir bakış yapılmasından, oralarda gezilmesinden midir?

Halbuki sonsuzluğa talip olan bizler “aşk” ile neyi aramaktayız? Nokta koyamadığımız ilişkilerimizde beklentimiz nedir? 

Acaba acılarımız sonsuzluk, hep yaşama arzumuz ve sevdiklerimize sahip olma duygumuzun bize yaşattıklarına nokta koyamayışımız mıdır?

Oysa “aşk sonsuzluğa talip olmaktır” der aşkı güzel anlatan Rumi... Bütün arayışlarımız, sorgulamalarımız asla doyuramayacağımızı bildiğimiz arzularımızın, emellerimizin açığa çıkışı değil midir? 

Şu bir gerçektir ki sevgi doğru adresde değilse, bataklıktan çıkmak için çırpınma gibidir. Öz değerin, öz saygının, öz güvenin yitirmesine sebeptir. Kara elması elmasla değiştiriştirtir. 

Aşk, layık olan ile yaşanırsa yükseklere çıkarıp Hakka yaklaştırandır. Layık olmayanla yaşanırsa alçaklarda bırakıp cehennem azabını tattırandır. Beş duyu organının yanında hislerin önünde perde olandır. Sınırlarda dolandırandır. Sonunda layık olmayana köle ettirebilen, hatta Hakka giden yola, hayallare engel olandır. 

Demem o ki, düşüncelerimizin, hayallerimizin, niyetlerimizin, içimizden geçirdiklerimizin ve yaptıklarımızın karşılığını görmekteyiz. Alemlerin tek sahibi Rabbim Allah, başımıza ne gelirse  gelsin kendi ellerimizle yaptıklarımızdan olduğunu, bir çok haksızlıklarımızı bağışladığını da belirtmiştir.

Sözün özü: hak şerleri hayreyler, sen sanma ki gayreyler. Arif anı seyreyler, görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler...

Ves-selam

Aile Danışmanı: Asiye Tanrıöver Türkan

DİĞER YAZILARI SADAKAT: RUHUN CENNETİ! 01-01-1970 03:00 SUS GÖNLÜM! 01-01-1970 03:00 Cinsellik ve Sınırları: Son Kale Aile 01-01-1970 03:00 SİNDİRİLEMEYEN MAĞLUBİYET: SÖMÜRGECİLİK SONRASI ÖFKE VE MÜMİNCE DURUŞ 01-01-1970 03:00 SABRET EY GAZZE! 01-01-1970 03:00 MAHREMİYET, İNSANIN ÖZGÜR İRADESİYLE VAR OLUŞU! 01-01-1970 03:00 ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK! 01-01-1970 03:00 RAMAZANIN FETHETTİĞİ KALPLER VE BAYRAMIN MÜJDESİ 01-01-1970 03:00 EVLERİNİZİ KIBLEGÂH EDİNİN! AİLENİN SON KALE OLUŞU VE SÜKÛNETİNİN ANAHTARLARI 01-01-1970 03:00 EVLERİNİZİ KIBLEGÂH EDİNİN! AİLENİN SON KALE OLUŞU VE SÜKÛNETİNİN ANAHTARLARI 01-01-1970 03:00 RUHSAL ARINMA VE KENDİMİZİ KEŞFETME YOLCULUĞUNDA RAMAZAN’IN ETKİSİ 01-01-1970 03:00 KUTSAL TOPRAKLARDA İÇSEL GÜCÜN KEŞFİYLE DENGEYE GELMEK 01-01-1970 03:00 KUTSAL TOPRAKLARDA İÇSEL GÜCÜN KEŞFİYLE DENGEYE GELMEK 01-01-1970 03:00 ÖZÜMÜZE İNANIRSAK SÖZÜMÜZ DOĞRU OLUR! 01-01-1970 03:00 İFFETİNİ KORUYUP KENDİNİ ADAYAN SEÇİLİR! 01-01-1970 03:00 AN’DA OLMA VE TAMAMLANMA YOLCULUĞU! 01-01-1970 03:00 KALP SEVMEKTEN YORULMAZ! 01-01-1970 03:00 NEYİ NİÇİN İSTERİZ? 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE ZAMAN! 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE ZAMAN! 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 KADIN OLMANIN AŞAMALARI VE GÜLE GÜLE VAGİNUSMUS 01-01-1970 03:00 HAYAT ALGIMIZ VE BİZ! 01-01-1970 03:00 KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 GÖNÜLLERİMİZE İNŞİRAH VER! 01-01-1970 03:00 SUYUMUZU BOZARSAK  DURU BAKIŞIMIZ OLMAZ! KUMANDAN TALUT  NEHİRDEN İÇME! 01-01-1970 03:00 SUYUMUZU BOZARSAK  DURU BAKIŞIMIZ OLMAZ! KUMANDAN TALUT  NEHİRDEN İÇME! 01-01-1970 03:00 ZULÜMDEN YORGUN DÜŞEN BİZLER!  01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 GÖZ AYDINLIĞI EŞLER VE EVLATLAR! 01-01-1970 03:00 DUALARIMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR? 01-01-1970 03:00 ZALİMİN ZULMÜ VARSA MAZLUMUN DA ALLAH’I VARDIR! 01-01-1970 03:00 ALGILARIMIZLA MI OYNANIYOR? 01-01-1970 03:00 OYUN BAŞLADI! ROLÜNE HAZIR MISIN? 01-01-1970 03:00 OYUN BAŞLADI! ROLÜNE HAZIR MISIN? 01-01-1970 03:00 BAYRAM VE HALİMİZ! 01-01-1970 03:00 AF ET BİZİ YA RAB! 01-01-1970 03:00 ZALİMİN ZULMÜ VARSA MAZLUMUN DA ALLAH’I VARDIR! 01-01-1970 03:00 RAHMET AYI RAMAZAN, HOŞGELDİN... 01-01-1970 03:00 TEK BİLEK, TEK YÜREK, AYNI SAFTA KIYAMDA OLMAK! 01-01-1970 03:00 FARKINDALIĞIN FARKINDALIĞINI YAKALAMAK! 01-01-1970 03:00 GÖNLÜM UÇMAK İSTİYOR! 01-01-1970 03:00 ACILARI YÖNETMEK RIZAYLADIR! 01-01-1970 03:00 BAŞARI; ALTIN KAFESTE SUNULAN KADEH MİSALİDİR! 01-01-1970 03:00 BİR DAKİKA! 01-01-1970 03:00 KENDİMİZİ Mİ KANDIRIYORUZ? 01-01-1970 03:00 NASIL BİR AİLENİZ OLMASINI İSTERSİNİZ? 01-01-1970 03:00 KIYAMDA OLMAYAN KAYYUM OLAMAZ! 01-01-1970 03:00 THE SECRET, SIRRA VAKIF OLMAK! 01-01-1970 03:00 The secret özelinde kişisel gelişim kitaplarına kısa bir bakış yapmaya ne dersiniz? 01-01-1970 03:00 KUYUYA ATILAN TAŞLAR! 01-01-1970 03:00 AMAÇ, ARAÇ VE SEMBOLLER! 01-01-1970 03:00