Diline Sağlık Ersin Çelik:

“Bu ülkede bazı şeyler yıllar geçse de değişmiyor. Başörtülü bir kadın sahneye çıktığında hâlâ dişlerini sıkan, hâlâ içindeki nefreti kusmak için fırsat kollayan bir zümre var. Okuyan, yükselen, yönetici olan dindarları, başörtülüleri hazmedemeyen bir zihniyet…

GAİN platformunun Genel Müdürü Aliye Ertuğrul’a yazılanları okumuşsunuzdur. Bir teknoloji etkinliğinde konuşma yapıyor. Sosyal medyanın puslu köşelerinden sürüler halinde saldırıya geçtiler. “Gün teyzesi”, “temizlikçi”, “sokaktan geçen biri” ve daha ne aşağılık ifadeler… Yetmedi, nefretlerinin dibe vurduğu şu cümleyi de kurdular: “Kanser gibi her yeri sardılar.”

Oysa bu kesimin yıllardır bastığı yerde insanlık ve hoşgörü namına ne varsa çürüyor, yerine nefret dikenleri çıkıyor.

Ama bilmedikleri şu: Küçümsemeye kalktıkları kadın, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş, 2011’de avukatlık ruhsatını almış, kendi hukuk bürosunu kurmuş, 2012’de İnsan Hakları Hukuku yüksek lisansını tamamlamış, İngilizceyi ileri seviyede biliyor. Şimdi de GAİN’in genel müdürü.

Ancak mesele Aliye Ertuğrul değil. Mesele şu: Onların derdi liyakat değil, özgürlük değil, sadece eski Türkiye’nin tortusundan kalan o kibirli üstünlük hezeyanı. Başörtülü görünce hâlâ “yerini bil” diyen, çağın gerisinde kalmış bu seküler yobazlığın temsilcileri, aslında toplumun en zehirli problemlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Aliye Ertuğrul’a saldıranlar, aslında tüm başörtülü kadınlara “sizin yükselmenizi istemiyoruz” diyor. Feryatları ise şu: “Laikliğe savaş açarak ‘okudunuz’ ve bizlerin, paralı üniversitelerden alınma diplomalarla, ‘çağdaşlık tarikatı’ kontenjanından işgal edeceğimiz mevkilere yükseldiniz.”

Evet istemiyorlar ancak izleyecekler. Kaçamıyorlar. En çok da bu görüntünün karşısında eziliyorlar. Onlar öfkeden küçüldükçe  karşılarında büyüyen, gelişen, dünyayı okuyan, kodları bozan, yazan, çizen bir yeni Türkiye gerçeği duruyor. Onlar sanal gettolarında nefret üretmeye devam etsin, kervan yürüyor, ‘Next Level’a çoktan geçildi bile.

Aşağılamaya çalıştıkları dindar, tesettürlü kadınların, aslında kirlenmiş zihinlerini temizlediğinin farkındalar mı acaba?”