SELHAN ÖZDEMİRLE DUYGU SELİ:VİKTORYA ZAMANI

Bazı dönemler vardır. Batıl inançlar, ürpertici yaşam koşullarıyla dolu bir zaman dilimi. Benim kalemime de ilham oldu.  Tarih okurken karşıma çıkan içinde hiç yaşamak istemediğim bir dönem. O ihtişamlı yaşamın arkasındaki esrarengizlik. 1837_1901 sanayi devrimin karanlık yüzü. Kaybedilen yakınları anısını yaşatmak için cesetler giydirilir, gözleri açık tutulur canlı gibi bir aile fotoğrafı çekilirmiş. Paris yeşili adı verilen renk elbise kumaşlarında, duvar kağıtlarına kullanılırmış. Kumaştaki arsenik odayı yavaş yavaş  zehirler ölümlere neden olurmuş. Anlaşılır gibi değil. 1988 senesinde  yaşayan kadınları katleden Karındeşen jack' en az 5 kadını öldürmüş. Ama asla bulunamamıştı Mezar soyguncuları mezarları kazıp çaldıkları cesetleri satmışlar. Daha neler. Canlı gömülme olduğundan çıngıraklı tabut icad edilmiş Tıp yetersizliğinden yanlış gömülenler ayılırsa çıkarlarmış diye
Anneee deyip kaçılacak dönem. Zaman yolculuğu olsa 'oğlum bak git' diye geçilecek yer. 

İyi kalpli biriyim ama bu döneme denk gelsem nasıl biri olurdum bilemedim. Ne güzel söylemiş Nazım Hikmet'Beni benden  öğren. Herkese aynı değilim'
Aynen öyle.

Hikaye çok ilgimi çekti. Peki neden adı Viktorya zamanı. Ayrıca yeni klibimde  bu döneme bende bir gidiyorum. Ha ha ha. Bu dönem 1837 den 1901 e kadar Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik krallığında tahta kalan Kraliçe Viktoria'dan alır. Kanalizasyon sistemi yokmuş.Lağım çukurları ve lazımlıklar odalarda kullanıyordu. Nasıl yani?

Rahat yaşam ne kadar önemli  İhtişam içindeki huzursuzluk dönemini anlattım size. Huzur, güvenlik, günlük hayatın rahatlığı çok önemlidir. Bu hikaye beni çok etkiledi Varlık içinde yokluk çekilmiş. Bu dönemin  ünlü yazarı Charles Dickens 'İki Şehrin Hikayesi' Oliver Twist 'gibi eserlerin bu korkunç günleri anlatıyor. 81 yaşında kraliçe ölünce tahta oğlu  (63 yıl aradan sonra) Edward geçmiş. Yenilikçi akımlar ülkeyi değiştirmiş. Viktorya dönemi İngilteresinin  en önemli yazarı Charles bu aksaklıkları en güzel kitaplarında anlatmıştır. Yoksulluğun temelinde adaletsizlik var.

İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olur mu?   Olur, olmaz olur mu?           Ama olmaz olsun. Bir Özdemir Asaf şiiri.

YIL 17 ağustos 1999. Sıcak bunaltıcı bir  gece yarısı. Sabaha karşı Marmara Bölgesinde Ankara'dan  İzmire geniş alanda, hissedilen deprem. Üzerinden tam yirmiyedi yıl geçti. Bilanço ağırdı 17.480 ölüm, onlarca yaralanma. İçimiz yandı. Depremin yıldönümünde ölenleri mekanı cennet olsun diye anıyor bu kötü geceyi üzüntüyle hatırlayıp Türkiyeye sabır diliyorum.

Selhan Özdemir