Fısıltı HABERLERİ
HV
30 HAZİRAN Perşembe 01:18
Advert Advert

Fısıltı HABERLERİ Kapadokya, Ürgüp, Göreme ve Ihlara Vadisini Sizler İçin gezdi..

Fısıltı Haberleri Muhabirlerinde Yavuz Akova, Selçuk Bektaş ve Gurup arkadaşları ile geçtiğimiz günlerde Ürgüp, Göreme, Ihlara Vadisinde sizler için araştırarak, harika fotoğraflar çekti.

Kültür Sanat
Giriş Tarihi : 06-06-2022 14:21   Güncelleme : 06-06-2022 15:14
Fısıltı HABERLERİ Kapadokya, Ürgüp, Göreme ve Ihlara Vadisini Sizler İçin gezdi..

Kapadokya isminin en eski tarihi, M.Ö. 6. yüzyılın sonlarından kalmıştır ve Pers İmparatorluğu'nun Eski Farsiyen dahiyasından biri olarak iki erken Akenaenid Kralı’nın, Darius I ve Xerxes'in üç dilli yazıtlarında görülür. Bazı araştırmacılara göre Huw-aspa-dahyu olarak şehrin adı “güzel atların ülkesi" olarak türetilmiştir.

Diğerleri ise Luvice’de "düşük ülke" anlamına gelen Kat-patuka'dan türediğini ileri sürer. Ardından yapılan araştırmalar, 'aşağı, aşağıda' anlamına gelen zarf olan katta'nın Hititçe olduğunu, dolayısıyla Hitit Kapadokya’nın da “yerin altındaki” ‘katta peda’dan türediği anlaşılmıştır. Ünlü yer altı şehirleri ve gizli sığınaklar kurma amacıyla yapılandırılan bölgeye bu ismin yakıştırılmış olması da tesadüfi değildir.

İlk Kapadokyalılar, inançlarından dolayı saklanmak zorunda kalmışlar ve buradaki bölgeye gelmişlerdir. Derin vadi etrafında hem sulak hem alüvyonlu toprakların verimliliği zaten hali hazırda yaşam kurmak için iyi birer konumdu. Tüflerin içini oyup kolayca ev yaparak buralara sığınan Hristiyanlar, dinlerini hem özgürce yaşamış hem de güvenliklerini sağlamışlardır. Ihlara Vadisi, bunun en güzel örneklerini veren kiliseler ve saklı yerleşim yerleriyle doludur.

Orta Anadolu’da bulunan Kapadokya, adeta Türkiye’nin kalbi gibidir. Bulunduğu konum ve yüksek rakımdan dolayı, sıcak kuru yazlar ve soğuk karlı kışlar ile belirgin bir karasal iklime sahiptir. Yağış seyrektir ve bölge genelde yarı kurudur. Benzersiz jeolojik, tarihi ve kültürel özelliklere sahip birçok alanı bulunan bölge, popüler bir turizm merkezidir. Turistik Kapadokya; Nevşehir, Kayseri, Aksaray ve Niğde olmak üzere 4 şehri içermektedir.

Göreme yakınlarındaki Kapadokya'nın kayaları yüzlerce muhteşem sütuna ve minare benzeri formlara bürünmüştür. Kapadokya bölgesinde yaşayan halk, volkanik yataklardaki yumuşak kayalardan evler, kiliseler ve manastırlar oymuşlardı. Öyle ki Göreme, MS 300-1200 yıllarında manastır merkezi olmuştur. Peribacaları adı verilen doğal oluşumların altı tüf ve bazalt, üzeri granit kaplıdır. Bu nedenle üst kısımları daha geç aşınmaktadır. Peribacaları sürekli bir doğal oluşum olduğundan sürekli devinim içerisindedir.

Kapadokya'daki en önemli yerler Ürgüp, Göreme, Ihlara Vadisi, Selime, Güzelyurt, Uçhisar, Avanos ve Zelve'dir. Görülecek yer altı şehirleri arasında Derinkuyu, Kaymaklı, Gaziemir ve Özkonak yer alır. Ürgüp, Göreme, Güzelyurt ve Uçhisar'da çok sayıda tarihi konaklar ve mağara evleri bulunmaktadır. Ayrıca mağara evlerinin pek çoğu günümüzde butik otellere dönüştürüldüğü için gelen turistler burada konaklayarak o atmosferi de yaşayabilmektedirler.

Kapadokya'da sıcak hava balonu çok popülerdir ve Göreme'de bu deneyimi sunan çeşitli firmalar mevcuttur. Balon turuna yazılacağınız zaman önceden rezervasyon yaptırırsınız ve balon şirketleri sizi sabah otelinizden gelip alır. Gün doğmadan balonlar hazırlanmaya başlar ve bu eşsiz manzara ile birlikte beklemeye koyulursunuz. Balonlar sıcak hava ile şiştikten sonra bir merdiven yardımıyla sepetlere alınırsınız. İsteyen kişiler özel sepetle balon turu da yapabilirler. Ardından günün ilk ışıkları ile balonlar havalanır ve tüm Kapadokya ayaklarınızın altına serilir. Balonla Kapadokya’ya geldim ve gezdim demenizi sağlayacak olmazsa olmaz turlardandır. Muhakkak insanın hayatında bir kez yaşaması gerekir. Eğer balon ile tur yaparsanız zaten hali hazırda karadan göreceğiniz her yeri görürsünüz. Ihlara Vadisi, Manastır Vadisi (Güzelyurt), Ürgüp ve Göreme'de çeşitli yürüyüş parkurları da vardır. Ancak balon ile tüm bu yerlerin içinden ve etrafından geçersiniz ve muhteşem manzaraları seyredebilirsiniz.

Göreme'deki ilk yerleşim dönemi Roma dönemine kadar uzanmaktadır. Göreme'deki Yusuf Koç, Ortahane, Durmuş Kadir ve Bezirhane kiliseleri ile Uzundere, Bağıldere ve Zemi vadilerindeki kayalara oyulmuş evler ve kiliseler tarihin bir örneğini göstermekte ve günümüzde de görülebilmektedir. Göreme Açık Hava Müzesi Kapadokya'daki manastır cemaatlerinin en çok ziyaret ettiği yerdir ve Türkiye'nin en önemli ören yerlerinden biri olarak bilinir. Kompleks, 9. yüzyıldan ve 11. yüzyıldan kalma, içinde 30'dan fazla oyma kaya kilisesi ve şapel içerir; bazıları içinde günümüzde halen ayakta duran mükemmel freskler vardır.

Alan, topoğrafyası nedeniyle birkaç filmde yer aldı. 1983 yılı İtalyan-Türk filmi ‘Il mondo di Yor’, Kapadokya'da çekildi. Bölge, 1989 bilimkurgu filmi ‘Slipstream’de bir tasvir için kullanıldı. 2010'da ve 2011'in başlarında, ‘Hayalet Sürücü: İntikam Ruhu’ filmi, Kapadokya bölgesinde çekildi. Euripides'in Medea eserine dayanan Pier Paolo Pasolini filmi ‘Medea’, Göreme Açık Hava Müzesi'nin erken Hıristiyan kiliselerinde çekildi. Ayrıca ‘Star Wars’ için de bölgeye gelinmiş ve ilk film afişlerindeki bir karede bölgedeki görüntüler kullanılmıştır. Assassin's Creed: Revelations'da, Kapadokya, tapınakçılar tarafından yönetilen bir yer altı şehridir. Masaüstü oyunu Vampire: The Masquerade'de Kapadokya, Erciyes Dağı çevresinde yaşayan vampirlerin soyu tükenmiş bir klanı olarak tasvir edilir. Kapadokya'nın kış manzaraları ve geniş panoramalar, 2014 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği Kış Uykusu filminde de ön plana çıkmaktadır.

 

Ürgüp'te yapılacak şeyler

Ürgüp Gezisinde Kesinlikle Yapılması Gerekenler

  • Sıcak Hava Balonlarına Binin. ...
  • Doğa Gezileri Yapın. ...
  • Şarap Evlerini Ziyaret Edin. ...
  • Vadileri Gezin. ...
  • Seyir tepelerini Ziyaret Edin. ...
  • Tarihi Konaklara Ziyaret Gerçekleştirin. ...
  • Atlı Doğa Gezilerine Çıkın.

Kapadokya bölgesinin en önemli ilçelerinden olan Ürgüp ilçesi, hem kültür mirası açısından hem de tarihi değerler açısından büyük bir öneme sahiptir.

Özellikle son yıllarda artan turist sayısı ile nüfusunun oldukça fazla oranında ziyaretçi ağırlamakta olan ilçede pek çok aktivite yapılmaktadır. Genellikle hava balonları ile bilinen Ürgüp’ün ön planda olmasa da pek çok eğlenceli etkinliği bulunmaktadır. Ürgüp geniş bir ilçe olmasıyla da farklı doğa aktivitelerine olanak sağlamaktadır. Rahat bir tatil geçirebileceğiniz ilçede doyasıya eğleneceğiniz farklı deneyimlerde yaşayabilirsiniz.

Doğal görüntüsünü günümüze kadar koruyabilmiş olan alanda pek çok kültür mirası alan yer almaktadır. Bu bölgelerde yapılacak aktiviteler doğa içerisinde olmakla birlikte tamamen ilçeye özgü faaliyetler olmaktadır.

Sıcak Hava Balonlarına Binin

Kapadokya bölgesinin en popüler aktivitesi şüphesiz ki sıcak hava balonlarıyla hava gezisi yapmaktır.

Farklı alanlarda yer alan bu balonlara binerek hem harika bir deneyim yaşayabilirsiniz hem de eşsiz fotoğraflar çekebilirsiniz. Hava balonlarının kapasitesi genellikle 8 kişi ile sınırlıdır. Yükselmeye başladığınız andan itibaren bir saat boyunca havada kalabileceğiniz bu etkinlikleri Ürgüp’te mutlaka yapılacaklar listenize eklemelisiniz.

Doğa Gezileri Yapın

Ürgüp’te doğa gezisi yapmak harika bir fikir olabilir. Oldukça geniş bir alanda yer alan Ürgüp ilçesinde merkezden uzaklaştıkça doğa ile iç içe bulunabilirsiniz. Doğa gezilerini genellikle vadilerin olduğu bölgede yapan ziyaretçiler olsa da farklı kırsallarda da bu tür etkinlikler yapılıyor.

Özellikle yaz aylarında popülerliğini arttıran doğa gezilerini sabah saatlerinden itibaren akşam saatlerine kadar rahatça sürdürebilirsiniz.

Şarap Evlerini Ziyaret Edin

Bölgede yapılması gerekenler arasında şarap evleri yer almaktadır. Şaraplarıyla ünlü olan Kapadokya bölgesinin yüzlerce farklı şarabı bulunuyor.

Harika tatları deneyebileceğiniz bu şarap evleri hem mimarisiyle hem de lezzetiyle turistlerin ilgisini çekmektedir. Birbirinden farklı aromaları deneyerek harika bir deneyim yaşamanız mümkündür.

Gizemli ve etkileyici coğrafyasıyla Nevşehir’in en önemli turizm merkezlerinden biri olan Ürgüp’te tatilinizi planlamak için Ürgüp Otelleri arasından seçiminizi yapabilirsiniz.

Vadileri Gezin

Kapadokya denince akla gelenlerden biri de vadilerdir. Onlarca farklı vadi, yüzlerce farklı peribacasının yer aldığı ilçede bu alanları gezmeden gitmek olmaz.

Birbirinden farklı özellikleri bulunan doğal güzellikleri mutlaka gezmelisiniz. Tarihi ve dini alanların da yer aldığı vadiler pek çok medeniyetin hakimiyeti altında kalmıştır.

Seyir tepelerini Ziyaret Edin

Pek çok alanda bulunan bu seyir tepelerinden Kapadokya manzarasını harika bir şekilde görebilirsiniz.

Seyir tepelerine ulaşım biraz güçlükle sağlansa da harika manzaralara değecek bir zorluk olacaktır. Kapadokya görsellerinin önemli bir kısmının alındığı seyir tepelerinde fotoğraf çekebilir, piknik yapabilirsiniz.

Tarihi Konaklara Ziyaret Gerçekleştirin

Pek çok diziye konu olmuş olan bu tarihi konakları mutlaka gezmelisiniz.

Ürgüp doğasına uygun şekilde tasarlanmış olan konakları günlük olarak ziyaret edebilirsiniz. Oldukça geniş olan bu konaklarda farklı etkinliklere de katılabilirsiniz. Bölgedekilerle kahvaltı yapabilir Kapadokya manzarasını seyredebilirsiniz.

Atlı Doğa Gezilerine Çıkın

Bölgede az bilinen fakat ekonomik açıdan uygun olan bu gezileri gerçekleştirebilirsiniz. Turistlerin sık sık gerçekleştirdiği bu etkinliklerde vadilerin arasında atlarla doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz.

Doğa yürüyüşleri yaparken atların verdiği rahatlığı deneyimlemeyi de ihmal etmemelisiniz. Geniş yamaçlar arasında binicilik yaparak yorgunluğu rahatça atabilirsiniz. Eşsiz Kapadokya manzarası karşısında bu etkinlikleri mutlaka denemelisiniz.

Ihlara Vadisi - Aksaray

Tarihi kaynaklardaki adı Peristremma olan Ihlara Vadisi bitki örtüsü, kilise ve şapelleriyle; doğa, tarih, sanat ve kültür olgusunun bir araya geldiği nadir alanlardandır.

Ihlara Vadisi nerede?

Aksaray İli Güzelyurt İlçesi sınırları içerisinde bulunan Ihlara Vadisi dünya üzerindeki kanyonlar arasında önemli bir yere sahiptir. 18 kilometre uzunluğunda, ortalama 150 metre derinliğinde ve 200 metre genişliğinde, bünyesinde binlerce yaşam alanı bulunan Ihlara Vadisi, diğer kanyonlardan farklı olarak geçmiş dönemlerde içerisinde insanların yaşadığı dünyanın en büyük kanyonu olma özelliğini taşımaktadır. Ihlara Vadisini şekillendiren ve vadiye hayat veren Melendiz Nehri buradaki yaşamın ana kaynağıdır. Vadiyi çevreleyen kayaçların kolay yontulmasıyla oluşturulmuş yüzlerce kilise ve kaya oyma mekan, vadiyi dünyanın en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biri haline getirmiştir.

Ihlara Vadisi, tektonik yükselmeler ve Hasandağı volkanının püskürmesinin ardından çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yılık aşındırması sonucunda oluşmuştur. Melendiz Çayı, Ihlara Vadisi boyunca araziyi derin ve sarp bir biçimde yarmak suretiyle, vadi boyunca görkemli ve çarpıcı güzellikler meydana getirir. Melendiz Dağları’ndan kaynaklarını alan küçük akarsular birleşerek, güneydoğu-kuzeybatı yönünde akar ve Mamasın Barajı’na ulaşır. Melendiz Çayı, vadi boyunca otuza yakın menderes çizer. Ilısu ile Selime arasındaki uzaklık kuş uçuşu 10 kilometre olmasına karşılık, akarsuyun menderesler çizerek akması nedeniyle gerçek uzaklık 18 kilometreyi bulmaktadır.

Ihlara Vadisinin dikkat çeken bir başka özelliği ise doğasıdır. Duvar gibi dik, derin ve dar vadinin tabanındaki suyun kenarında, bağlar ve bahçelerden oluşan yoğun bir yeşillik şeridi yer alır. Sanki doğa kendini vadi içine gizlemiştir. Vadi çevresinde bozkır görünüşlü ve cılız bitki örtüsü hâkimdir. Vadinin yamaçlarına geldiğinizde ise zengin ve yeşil bir doğa parçasının vadi içinde saklandığını görürsünüz. İşte bu gizlenmiş olma durumu, vadinin özel yerini de belirlemiştir. Vadi tabanında bölgedeki karasal iklimden farklı olarak, Akdeniz iklimine yakın bir iklim görülmektedir. Vadi tabanı bu özelliği ile doğal bir mikroklima alanıdır. Buna bağlı olarak vadi tabanında başta Antep fıstığı olmak üzere çok çeşitli bitkiler yetişmektedir.

Ihlara Vadisi'ndeki kayalara oyulmuş freskli kiliseler korunarak, eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak günümüze ulaşmıştır. Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydana getirilen bu freskli kiliseler ve iskân yerleri 14 kilometre boyunca Ihlara'dan Selime'ye kadar devam eden Ihlara Vadisi içerisinde yer alırlar. İlk çağlarda Kapadokya Irmağı'nın (Patamos Kapadokus) ortasında tabiatla tarihin bir arada bulunduğu Ihlara Vadisi'ndeki bu kiliselerin ilk örnekleri MS IV. yüzyıla kadar görülmektedir. Kiliselerin resim tekniği iki kısma ayrılabilir. Ihlara civarındaki kiliseler "Kapadokya Tipi" olarak bilinen özellikler gösterirler. Bunlara örnek olarak: Eğritaş, Ağaçaltı, Kokar, Pürenliseki ve Yılanlı Kiliseleri verilebilir. Belisırma bölümünde bulunanlar ise "Bizans Tipi" resimlerle süslüdür. 

Tuz Gölü

Konum İç Anadolu Bölgesi/Türkiye

Koordinatlar 38.50°K 35.20°D

Uzunluk 80 km

Genişlik 100 m

Yüzölçümü 1500 km²

Ortalama derinlik 1-2 m

Yüzey rakımı 905 m

 

Wikimedia Commons

Tuz Gölü, Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alan tuz gölüdür. Türkiye'nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır. Tuz Gölü'nde tuz, meteorolojik suların yer altına süzülerek daha önce oluşmuş tuz domlarını eritmesi ve tektonik hatlar boyunca yüzeye taşımasıyla oluşmaktadır.

Türkiye'nin yüzölçümü bakımından ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü, çevresindeki platolar arasına gömülmüş bulunan geniş bir tektonik çukurluğun en derin yerindedir. Bu çukurluk Neojen'de tektonik hareketlerle oluşmuştur. Tuz Gölü'nün içinde bulunduğu çukurluk doğu, batı ve güneyden faylarla çevrilidir. Kuvaterner'de, daha az yağışlı iklim koşullarında gölün yüzölçümü küçülmüştür. Zamanla daha da küçülen göl, günümüzdeki durumuna kavuşmuştur.

İçindekiler

1 Özellikleri

2 Doğal yapı

3 Oluşumu ve jeolojik yapısı

3.1 Oluşumu

3.2 Jeolojik yapısı

4 Tuz Gölü Doğalgaz Deposu

5 Galeri

6 Kaynakça

7 Dış bağlantılar

Özellikleri

Yağış alanı 11.900 km² olan Tuz Gölü, dışarıya akıntısı olmayan kapalı havza gölüdür. Yağış alanının genişliğine rağmen beslenme kaynakları zayıftır. Bölge yılda ortalama 324 mm/m² yağış ile Türkiye'nin en az yağış düşen alanlarındandır[3]. Göle su getiren akarsular, yazın suları iyice azalan ya da tamamen kuruyan derelerdir. Bunlar Şereflikoçhisar'dan gelen Peçenek Çayı, Aksaray'dan gelen Melendiz Çayı, güneyden ve batıdan gelen İnsuyu, Karasu, Kırkdelik çaylarıdır. Bunlardan başka Beyşehir Gölünün fazla sularını Konya'nın atık sularıyla beraber Tuz Gölü'ne boşaltan DSİ tahliye kanalı da Tuz Gölü'nün su seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Gölün ortalama su seviyesi 40 cm civarında, yağışın arttığı mayıs ayında ise yaklaşık 110 cm'dir. Ağustos ayında göl büyük ölçüde kurur. Tuz oranının fazla oluşu, buharlaşma sonucunda göl sahasının büyük kısmında her yıl yenilenen 10–30 cm.lik tuz tortulaşmasına neden olmaktadır. Yaz sonlarına doğru Kaldırım Tuzlası ile karşı kıyı arasında yürümek mümkündür. Bu mevsimde tuzluluk oranı binde 329 gibi dikkat çekici bir orana erişmektedir. Kimyasal bileşim itibarıyla burada mutfak tuzu (sodyum klorür) karakterinde bir tuzluluk hakimdir ve sodyum klorür oranı, magnezyum klorür ve sodyum sülfat oranlarından yüksektir.

Göldeki tuz birikmesi çeşitli faktörlere bağlı bulunmaktadır. Çevrede jips ve tuz tabakaları içeren Oligosen formasyonunun bulunuşu gölün tuzlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat gölün tabanındaki kaynaklardan da tuzlu sular geldiği tespit edilmiştir. Gölün sığ oluşu ve buharlaşmanın şiddetli oluşu tuz birikmesinin diğer faktörleridir. Yazın buharlaşma sonucu tortulanan tuz tabakası makinalarla kazılıp tuzlalarda toplanır. Kaldırım, Kayacık ve Yavşan tuzlaları adı verilen bu tuzlalar önceleri Tekel tarafından işletilirken 2005 yılında özelleştirilmiştir. 2011 yılında ise 10 tuzla sahası da ihale ile satışa sunulmuş, bunların 8 i alıcı bulmuştur.Tuz Gölü'nden elde edilen tuzu yıkayıp öğüten tuz fabrikaları Şereflikoçhisar ekonomisinin belkemiğini oluşturmaktadır. Tuz Gölü ve çevresi 2001 yılında özel koruma alanı ilan edilmiştir. Tuz Gölü ve çevresi Phoenicopterus rubber olarak adlandırılan flamingo kolonilerinin ana üreme bölgeleridir. "Anser albifrons" adı verilen Sakarca kazının da ikinci büyük üreme merkezidir.

Doğal yapı

Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturmaktadır. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo, kılıçgaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde yaşamaktadır. Göl çevresinin nispeten ıssız oluşu nedeniyle kuşlar, etraftaki su birikintilerinde, meralarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedir. İlkbaharda göl içinde oluşan adalar ve bataklıklar Bataklık Kırlangıcı (Glareola prantincola), Suna (Tadorna tadorna), Angıt (Tadorna ferruginea), Çamurcun (Anas crecca), Kılıçgaga (Recurvirostra avocetta), Kocagöz (Burhinus oedicnemus) ve martı türlerinin (Larus sp.) kuluçka yapmalarına imkân sağlamaktadır. Bölgede tuzcul stepler ve endemik türlerden oluşan ekolojik açıdan hassas bitki toplulukları bulunmaktadır. Bir ekosistem bütünlüğü arz eden Tuz Gölü ve yakın ilişkide olan çevresindeki göller (Tersakan Gölü, Düden Gölü, Bolluk Gölü, Eşmekaya Gölü, Köpek Gölü, Akgöl) sayısız kuş türü ve özellikle Avrupa'da nesli tükenmekte olan flamingolar (Phoenicopterus ruber) için yaşam alanı niteliğindedir. Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanı olup, gölün orta kesimlerinde her biri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır.

Tuz Gölü, Aksaray Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Semih Ekercin tarafından yapılan bir çalışmaya göre, 1915 yılından beri %85 oranında küçülmüştür.

Buz mavisi rengiyle bilinen Tuz Gölü'nün güneybatı kıyılarının kızıl renge boyanmasının nedenini araştıran bilim adamları, renk değişikliğine toplu iğne ucunun binde biri büyüklüğündeki dunaliella salina adı verilen bir tür su yosununun (alg) neden olduğunu belirledi.

Oluşumu ve jeolojik yapısı

Oluşumu

Tuz Gölü Alt Havzası’nda Subsidans Üst Senoniyen-Alt Orta Eosen süresince meydana gelmiş ve bunu üst Eosen’de başlayan ve Oligosen sonlarına kadar devam eden regresyon takip etmiştir. Üst Senoniyen-Alt Orta Eosen süresince Tuz Gölü Alt Havzası, Haymana mıntıkasıyla kuzeye doğru tek ve devamlı bir depresyon oluşturmuştur. Orta Eosen Nummulitik kireçtaşlarının depolanmasından sonra yükselen Haymana Havzası, Tuz Gölü Havzası’nı Karacadağ yükseliminin doğu kenarı boyunca uzanan bir fay zonu ile ayırmıştır.

Tuz Gölü’nün kuzey-kuzeydoğu Çankırı havzasıyla bağlantısı, Pliyosen devrinde meydana gelmiş ve göl havzasının kuzey-batı ve kuzey-doğu fay zonlarıyla sınırlanmış bir graben halini aldığı Orta Eosen-Oligosen boyunca devam etmiştir. Oligosen sonları veya Miyosen dönemde meydana gelen esas deformasyondan sonra Neojen dönem esnasında yer yer depolanma havzaları oluşmuş ve bu havzalarda değişik kalınlıktaki volkaniklerle göl kireç taşları dahil karasal çökeller birikmiştir. Tuz Gölü Havzası, Piliyosen’deki son Alpin kompresyonel hareketlerden çok az etkilenmiştir. Neojende meydana gelen ve Piliyosen’e kadar devam eden tansiyonel hareketler, tarihi devirlere kadar uzanan volkanik faaliyetlere sebep olmuştur.

Jeolojik yapısı

Tuz Gölü’nün kendine özgü bir jeolojik yapıya sahip olduğu söylenebilir. Gölün jeolojik yapısında 1.000 metre sürekli devam eden ve değişik yoğunluklarda bir tuz katmanı yer almaktadır. Bu katman, göl civarındaki tuz üretiminin sürekliliğini sağlamakta, diğer bir ifade ile bölgedeki tuz sanayinin ticari ömrünü uzatmaktadır.

Tuz Gölü Havzası’nda yaşı Üst Kretase’dan günümüze kadar değişen 10 km kalınlığında istiflenme söz konusudur. Havzanın derin kısımlarında genel olarak fliş karakterli ve birbirleriyle düşey ve yanal yönde ilişkide bulunan şeyl, kumtaşı, çakıl taşı ve kireç taşı gibi birimler çökelirken, kenar kısımlarında yer alan karasal ve sığ denizel birimlerin de çökeldiği araştırmacılar tarafından ortaya konulmuştur

Sığ denizel ve karasal ortamlarda yüksek enerji ürünü olan konglamera ve kum taşları çökelmiş, sakin dönemlerde şeyl, kireç taşı, jips ve anhidritler oluşmuştur. Tuz Gölü Havzası’nın kuzey ve kuzeydoğusundaki temel kayaç birimlerini, Temirözü, Mollaresul formasyonlarını ve Ankara karmaşığı ile Kırşehir kristalin kompleksine ait birimler, batı ve güneybatıdakileri ise düşük dereceli metamorfitler oluşturmaktadır.

Tuz Gölü Doğalgaz Deposu

Ana madde: Tuz Gölü Doğalgaz Deposu

Türkiye'nin Rusya ve İran'dan aldığı gaz miktarının ve basıncının özellikle kışın düşmesi önemli bir sorundur. Bu sorunu aşmak üzere Tuz Gölü'nün altında bulunan tuz bloklarının içine doğalgaz deposu yapılması düşünülmüştür. Tuz Gölü'nün 40 km güneyinde, Sultanhanı'nda 1 milyar m³ doğalgaz kapasiteli, 12 suni tuz mağarası yapılmaktadır[6]. Yüzeyin 1 100 m ile 1 400 m derinlerindeki tuz tabakalarına su basılarak eritilecek, çekilen tuzlu su Tuz Gölü'ne aktarılacaktır. Şubat 2017'de tesise ilk gaz verilerek depolama faaliyeti başlamıştır.

Sabahattin BİRİNCİSabahattin BİRİNCİ

YORUMLAR