BİRAZ DA BİZ ÖLELİM
Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca'yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi eline bir kepçe almış, misafirlere ise birer tatlı kaşığı vermiş.
Ev sahibi kepçeyle her hoşaf içişinde "Oohhh , öldüüümm" diyormuş.
Hoca ile öteki davetliler ellerindeki küçücük tatlı kaşıklarıyla hoşafı içmeye çalışıyorlar, ama ne hoşafın tadını alıyorlar, ne de susuzluklarını giderebiliyorlarmış. Ortadaki hoşaf tenceresi de bitmek üzere:
Hoca dayanamayıp ev sahibine seslenmiş; "Efendi" demiş. "Senin devamlı ölüp ölüp dirilmen bizleri çok üzüyor. Şu kepçeyi ver de senin yerine biraz da biz ölelim!...
Bizler emekliler devlete gerekli olan sigorta primini ve vergilerini ödedikten sonra kanunlar dahilinde artık devletin bizlere olan başta maaş olmak üzere, diğer sosyal hakları hak etmiş bireyleriz. Ama artık ülkemizde iktidar ve muhalefet olmak üzere bütün siyasi görüşlerin bildiği ve kabul ettiği bir şey var ki malesef emeklilimiz başta maaşı olmak üzere hak ettiği yerde değil. Emekliler olarak ümit ediyoruz ki 2025 yılında hak ettiğimiz yerde olmak ve Nasreddin Hoca ' nın dediği gibi " Biraz da biz ölelim."