
ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS
BAŞARIDIR...
Hepimizin peşinden koştuğu, ulaşmak istediği bir hedef.
Peki, başarıya giden yolun her yöntemi meşru mudur?
Birilerinin üzerine basarak, emeğini engelleyerek,kul hakkına girerek, iftira atarak, hakaret ederek,
küçümseyerek ya da aşağılayarak elde edilen hiçbir başarı gerçek başarı değildir.
Belki kısa süre alkışlanır, belki yıllarca güçlü görünür. Ancak adaletsizliğin üzerine kurulan hiçbir yapı sonsuza kadar ayakta kalamaz.
Üstelik bunun bedelini çoğu zaman sadece o kişi ödemez.
Yanlışlarla kurulan hayatlar, çocuklara ve torunlara kadar uzanan görünmez bir yük bırakır. İnsan, farkında olmadan gelecek nesillere ağır bir miras devreder.
İnancımız bize kul hakkının ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu öğretir. Rabbimiz affedicidir; ancak kul hakkı, hak sahibi helal etmedikçe kapanmayan bir hesaptır. Bu yüzden gerçek başarı; bilgiyle, emekle, alın teriyle ve dürüstlükle kazanılandır.
Ne yazık ki bugün toplum olarak en büyük yanlışlarımızdan biri, haksızlık karşısında sessiz kalmaktır.
"Benim başıma gelmedi."
"Bana dokunmuyor."
"Boş ver."
İşte bu cümleler, adaletsizliğin en büyük destekçileridir.
Toplumu büyük bir tarlaya benzetiyorum.
Yüz dönümlük bir arazinin yalnızca bir bölümünü özenle ekip biçerseniz, ama çevresini saran ayrık otlarını temizlemezseniz, bir süre sonra o otlar bütün tarlayı ele geçirir.
Başlangıçta sadece kenardadırlar; sonra yavaş yavaş emeğinizi, ürününüzü ve veriminizi yok ederler.
Toplum da böyledir.
Bir haksızlığı görüp susarsak, bir iftiraya göz yumarsak, güçlü olanın zayıfı ezmesine ses çıkarmazsak, ayrık otlarının büyümesine izin vermiş oluruz.
Sonra da çocuklarımızın nasıl bir toplumda yaşadığını sorgularız.
Oysa çocuklarımız yalnızca bizim söylediklerimizi değil, bizim sessiz kaldıklarımızı da miras alırlar.
Bugün birçok anne ve baba çocuklarının geleceği için ev alıyor, araba alıyor, yatırım yapıyor, onları en iyi okullarda okutuyor. Bunların hepsi kıymetlidir. Ancak para ile satın alınamayacak öyle bir miras vardır ki, hiçbir servet onun yerini dolduramaz.
O miras; vicdandır.
O miras; adalettir.
O miras; doğruluktur.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük servet, tertemiz bir isim ve onurlu bir yaşamdır.
Çünkü dürüstlüğün olmadığı yerde güven olmaz.
Güvenin olmadığı yerde huzur olmaz.
Huzurun olmadığı yerde ise gelecek kurulamaz.
Bu nedenle sadece anne babaların değil; öğretmenlerin, yöneticilerin, hukukçuların, doktorların, kısacası topluma yön veren herkesin elinde bir fener vardır. O fener, gelecek nesillere doğru yolu göstermek içindir.
Eğer o feneri söndürürsek, karanlık yalnızca bugünü değil, yarınlarımızı da içine alacaktır.
Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras; mal, mülk ve makam değil, adalet duygusudur.
Çünkü güçlü toplumlar, haksızlık karşısında susanlarla değil; doğruluktan vazgeçmeyen insanların omuzlarında yükselir.Bugün birçok insan, çocuklarına bırakacağı malın, mülkün, servetin, makamın ya da şöhretin onları ömür boyu koruyacağını sanıyor.
Oysa büyük bir yanılgının içindeyiz.
Eğer çocuklarınıza adalet duygusunu, vicdanı, merhameti, dürüstlüğü, cömertliği ve paylaşmayı miras bırakmadıysanız; geride bıraktığınız servet, onları koruyan bir kalkan değil, çoğu zaman ağır bir yük hâline gelir.
Çünkü para, karakterin yerini tutamaz.
Mülk, vicdan satın alamaz.
Şöhret ise insanın yaptığı yanlışların üzerini sonsuza kadar örtemez.
Adalet ve ahlak üzerine inşa edilmemiş bir miras, gün gelir çocukların ve torunların omuzlarında taşınması zor bir bedele dönüşür.
Bazen o servet, yapılan yanlışların sonuçlarını telafi etmek için harcanır; bazen de aileleri yıllarca sürecek hukuk mücadelelerinin, vicdani hesaplaşmaların ve itibar kayıplarının içine sürükler.
Gerçek hazine, banka hesaplarında değil; evlatlarınıza kazandırdığınız karakterdedir.
Çünkü en değerli miras; insanın arkasında bıraktığı mal değil, arkasından söylenen "Ne dürüst, ne vicdanlı, ne adil bir insandı." cümlesidir."Oyun ve terapi çocuklarla iletişim kurmanın önemli yollarıdır.
Ancak çocuğun davranışının altında yatan duygusal ihtiyacı görmeden yalnızca görünen davranışa odaklanmak, sorunun kök nedenini gözden kaçırabilir."
"Bir çocuğun ilk terapisi, kendini güvende hissettiği kucaktır.
İlk ilacı ise sevildiğini hissetmesidir."