GÜNEŞİ DE Mİ KİRALADINIZ? 

DENİZ HEPİMİZİN, SAHİLLER DE..

Akdeniz'in ve ülkemin bütün sahilleri ve eşsiz kıyıları, sadece turizm işletmelerinin değil, bu ülkede yaşayan her vatandaşın ortak değeridir. 

Deniz, güneş ve kumsallar; parası olanın ayrıcalığı değil, herkesin eşit şekilde yararlanması gereken doğal yaşam alanlarıdır.
Ancak son yıllarda birçok sahilde vatandaşın denize ulaşması giderek zorlaşmaktadır. Kıyıların önemli bölümlerinin ticari kullanıma ayrılması, yüksek şemsiye ve şezlong ücretleri nedeniyle özellikle dar gelirli aileleri denizden uzaklaştırmaktadır.

Burada sormamız gereken bazı önemli sorular var:
Bu alanlar hangi şartlarla kiralanmaktadır? İşletmeler kira sözleşmelerine uygun faaliyet göstermekte midir? 
Vergi yükümlülükleri düzenli olarak denetlenmekte midir? Çalışanların tamamı sigortalı mıdır?
 Kıyılarda vatandaşın ücretsiz yararlanabileceği alanlar yeterli düzeyde korunmakta mıdır?
Bu sorular yalnızca benim değil, Akdeniz'de yaşayan ve tatil için sahillere gelen milyonlarca vatandaşın ortak sorularıdır.

Bu gün haftasonu günlerden cumartesi  küçük bebeğiyle gölge bulamayan bir aileye tanık oldum. "Bir şemsiye alacak imkanları yoktu. "bebek kavurucu güneş'in  altında zor anlar yaşadı .Gözlemlediğim kadarıyla , işletmenin ücretsiz şemsiye desteği de sağlanmadı."

Bu manzara, hepimize şu gerçeği hatırlattı: Deniz yalnızca ekonomik bir değer değildir; aynı zamanda çocukların, yaşlıların, engellilerin ve tüm vatandaşların sağlıklı yaşam hakkının bir parçasıdır.

Belediyelerimizin ve ilgili tüm kamu kurumlarının görevi, turizmi desteklerken halkın ortak kullanım hakkını da korumaktır. Hiç kimse vatandaşın denizini, güneşini ve kumunu elinden alamaz.
Bu nedenle tüm yetkili kurumları göreve davet ediyor; kıyılardaki uygulamaların hukuka uygunluğu, kamu yararı, vergi yükümlülükleri, çalışanların sosyal güvenceleri ve vatandaşın ücretsiz kıyı kullanım hakkı konusunda gerekli denetimlerin yapılmasını bekliyoruz.
Çünkü sahiller, hepimizindir. "

Denetim göstermelik değil şeffaf; düzenli ve kamu yararını esas alan bir anlayışla yürütülmelidir."

Emeklinin, dar gelirli ailelerin, tek maaşla geçinmeye çalışan vatandaşın ve çocuklarımızın doğal olarak yararlanması gereken ortak yaşam alanlarını ellerinden almayın.
Unutmayın; doğanın bir dengesi vardır. Deniz, güneş, rüzgâr ve toprak insanoğlunun malı değil, bizlere emanet edilmiş ortak değerlerdir. 

Doğaya, adalete ve insan hakkına aykırı her uygulamanın er ya da geç bir bedeli olur. Çünkü doğa da vicdan da haksızlığı unutmaz.

Belki siz görmüyor olabilirsiniz; ama deniz görüyor, güneş görüyor, rüzgâr görüyor... 

En önemlisi de bu haksızlıkları yaşayan insanların sessiz çığlığı görülüyor.
Sahilleri yeniden halkın sahilleri yapın. Çocukların gölgede gülümseyebildiği, emeklinin denize huzurla ulaşabildiği, hiçbir vatandaşın kendini dışlanmış hissetmediği kıyılar bırakın. Çünkü deniz hepimizin, güneş hepimizin, sahiller hepimizindir.

Bu nedenle, başta tüm belediyelerimiz ve belediye başkanlarımız olmak üzere, ilgili tüm kamu kurumlarını ve en üst düzey yetkilileri görevlerini etkin ve adil bir şekilde yerine getirmeye davet ediyorum.

Sahiller hepimizindir. Bu ortak mirası korumak hepimizin sorumluluğudur.