“BEN KONUŞAMAYANLARIN AVUKATIYIM: ÇİÇEĞİN, AĞACIN VE CANLARIN SESSİZ HAKKI"
Komşuluk sadece yanyana yaşamak değildir.
Birinin nefesi diğerinin yaşamına karışıyorsa, orada artık sadece duvarlar değil, sorumluluk da vardır.
Ben bugün bir anne olarak, bir komşu olarak ve en önemlisi konuşamayanların avukatı olarak yazıyorum.
Çünkü bazı canlar konuşamaz.
Ağaçlar konuşamaz.
Çiçekler konuşamaz.
Toprağın altındaki kökler konuşamaz.
Ama hepsi yaşar… ve yaşamak ister.
Ve hayvanlar…
En masum olanlar…
Bir kap suya, bir gölgeye, bir sevgiye muhtaç olanlar…
Onlar da bu dünyanın sessiz sakinleridir.
Bir begonvil sadece süs değildir
Bir begonvil bir evin gülümsemesidir.
Bir ağacın gölgesi bir çocuğun serinliğidir.
Bir kök toprağı tutar, bir kuş o dala yuva kurar.
Bir dal kesildiğinde sadece bir bitki eksilmez;
yaşamın dengesi de eksilir.
Komşuluk hakkı, yaşama saygı hakkıdır
Komşuluk hakkı sadece rahatsız etmemek değildir.
Aynı zamanda birlikte yaşadığı dünyayı korumaktır.
Bir tarafın kazancı, diğer tarafın yaşam alanını yok sayamaz.
Komşu diğer komşunun nargile dumanıyla zehirlendiğini biliyor ve susuyorsa; kendi kazancı söz konusu olduğunda kiracısını koruyorsa, orada ilahi adalet devreye giriyor demektir.
Bir balkonun önü, bir ağacın dalı, bir çiçeğin varlığı “fazlalık” değildir.
Atasözleri bize zaten her şeyi söyler
“Ne ekersen onu biçersin.”
“Kesilen ağaç, susan doğa konuşur.”
“Ağaçsız köy, susuz göle benzer.”
Ve en önemlisi:
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır.”
Sessizlerin sesi olmak
Bugün ben sadece kendi hakkım için değil;
konuşamayanların hakkı için yazıyorum.
Çünkü bir ağacı savunmak romantizm değil, yaşam savunusudur.
Bir hayvanı korumak duyarlılık değil, insanlık ölçüsüdür.
Bir çiçeği yaşatmak lüks değil, ortak hayatın hakkıdır.
Ve ben diyorum ki:
Bu dünyada en çok sesi olmayanların hakkı korunmalıdır.
“Bir gün susuz kaldığında, hayatta kalmak için bir damla su ararken ağacın gövdesinden faydalanmak zorunda kalacağını bilseydin… bugün aynı eli yine o ağaca uzatır mıydın?”
“Beni sevmek zorunda değilsiniz. Ama komşuluk hakkına, ortak yaşamın hukukuna ve birbirimizin yaşam alanına saygı göstermek zorundasınız.”
"Komşuluk korku içinde yaşamak hiç değildir. "
O kesilen ağaçtan bal yapan arıya, kuşların gölgesine belki yuvasını yıktığınızı bilseydiniz.... Yine keser miydiniz?
PİSİKOLOJİK GERÇEK:
İNSAN ÇEVRESİNE NE YAPIYORSA KENDİ RUHUNA DA ONU YAPAR.
İnsanındoğaya yaklaşımı, kendi iç dünyasının yansımasıdır. Bir ağacı kesmek, sadece bir dalı kesmek değildir. Kimi zaman duyarsızlığın, kimi zaman badtırılmış öfkenin dışa vurumudur.
Çevreye saygısızlık arttıkça, insanın iç dünyasında da kopuş başlar.
Doğayı yok sayan, zamanla empatiyi de yok sayar.
BİR BEGONVİL VE DİĞER TÜM CANLILRAR SÜS DEĞİLDİR. HER BİRİ DİĞERİNE CAN SUYU VE YUVADIR.