“Sakarya’da Trafik: İhmalin, Plansızlığın ve Öncelik Hatasının Anatomisi”
Sakarya, son yıllarda hızlı nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme ve artan araç sayısıyla birlikte ciddi bir ulaşım kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak bu kriz, yalnızca doğal büyümenin kaçınılmaz sonucu değildir; aksine uzun yıllardır ötelenen altyapı yatırımlarının, eksik planlamanın ve yanlış önceliklendirmelerin bir ürünüdür. Kentin ana arterlerinde gözlemlenen trafik yoğunluğu, artık günlük hayatı doğrudan etkileyen bir “yaşam kalitesi sorunu” haline gelmiştir.
Sakarya’da nüfus ve araç sayısı patladı ama ne Büyükşehir nede Merkez Belediyelerin otoparkları hâlâ yok denecek kadar az hatta yok demek yerinde olur.
Vatandaşa çözüm üretmek yerine astronomik ceza kesmek en kolay yolu seçmek değil mi? Her köşe başında ceza, ama planlama sıfır.
Bu tablo tesadüf değil, açıkça bir tercih gibi duruyor. Sakaryalıyı cezayla terbiye etmeye çalışmak yönetim değil, sorumsuzluktur.
Özellikle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi çevresinde yaşanan yoğunluk, bu plansızlığın en somut örneklerinden biridir. Bölge, hem şehir içi hem de şehirlerarası geçiş aksı üzerinde bulunmasına rağmen, yaya güvenliği ve araç akışı arasındaki denge sağlanamamıştır. Modern şehircilik anlayışında bu tür yoğun noktalarda yaya üst geçitleri veya alt geçitleri standart çözüm olarak uygulanırken, Sakarya’da bunun yerine ana yol üzerine çizilen yaya geçitleri tercih edilmiştir. Bu yaklaşım, teoride “yayaya öncelik” sağlıyor gibi görünse de pratikte hem trafik akışını kilitlemekte hem de yayaları ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Kent girişlerinden biri olan ve “tek yokuş” olarak bilinen ana bağlantı noktasında da benzer bir sorun göze çarpmaktadır. Bu tür dar ve yoğun giriş-çıkış noktalarında araç alt geçitleri veya akıllı kavşak sistemleri uygulanması gerekirken, mevcut durum trafiği adeta boğazlamaktadır. Bu durum yalnızca zaman kaybına değil, aynı zamanda ekonomik kayıplara ve çevresel maliyetlere de yol açmaktadır.
Bunun yanı sıra Orman Park ile hastane arasında kalan orta refüj alanı, yaya üst geçidi veya alt geçidi için son derece uygun bir lokasyon olmasına rağmen değerlendirilmemiştir. Aynı şekilde Eski Terminal Kavşağı ve Yeni Cami çevresi de yoğun yaya ve araç etkileşiminin yaşandığı kritik noktalardır. Bu bölgelerde yapılacak basit mühendislik çözümleri, trafiğin akışkanlığını önemli ölçüde artırabilecekken, mevcut durumda sorun kronikleşmiş ve günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir.
Daha çarpıcı olan ise, günümüz teknolojisinde prefabrik sistemlerle hızlıca kurulabilen üst ve alt geçit çözümlerinin yaygınlaşmış olmasına rağmen, bu yatırımların hayata geçirilmemesidir. Bu durum, teknik yetersizlikten ziyade yönetsel tercihler ve kaynak dağılımındaki öncelik sorunlarını gündeme getirmektedir. Kamu kaynaklarının, doğrudan vatandaşın yaşam kalitesini artıracak projeler yerine farklı alanlara yönlendirilmesi, şehirdeki memnuniyetsizliğin temel nedenlerinden biridir.
Trafik yalnızca bir ulaşım problemi değildir; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan çok katmanlı bir meseledir. Yoğun trafik, iş gücü verimliliğini düşürür, stres seviyesini artırır, çevre kirliliğini tetikler ve en önemlisi can güvenliğini tehdit eder. Sakarya’da yaşanan trafik kazaları ve artan ceza oranları da bu yapısal sorunun birer çıktısıdır.
Sonuç olarak, Sakarya’daki trafik sorununun çözümü karmaşık değil; aksine oldukça nettir. Doğru noktalara yapılacak alt ve üst geçitler, akıllı kavşak düzenlemeleri ve yaya-araç ayrımını net biçimde sağlayan altyapı yatırımlarıyla bu sorun büyük ölçüde çözülebilir. Ancak bunun için teknik kapasiteden önce, doğru niyet, şeffaf yönetim ve kamu yararını önceleyen bir planlama anlayışı gerekmektedir.
Aksi halde Sakarya halkı, çözümü mümkün olan bir sorunun içinde yaşamaya ve bunun bedelini her gün ödemeye devam edecektir.