Sapanca Gölü Gerçeği:Görsel Manipülasyonla Değil Yapısal Cesaretle Yüzleşmek
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Alemdar’ın, Sapanca Gölü’ne ilişkin olarak basın mensuplarına sunduğu brifing, içerik ve yöntem itibarıyla kamuoyunu aydınlatmaktan ziyade algı yönetimine hizmet eden bir sunum niteliği taşımıştır. Gölün yalnızca güney cephesinde dron ile yapılan çekimlerin seçilerek servis edilmesi ve SASKİ’ye ait Yanık Mahallesi kıyısından geçen kolektör hattındaki lağım akışının, Gölkıyısında bulunan işletme tesislerinden kaynaklanıyormuş gibi lanse edilmesi; bilimsel şeffaflıkla ve kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Sapanca Gölü’nün bugün geldiği noktada kuraklığın etkisi inkâr edilemez. Ancak bu etki, sorunun tali bir boyutudur. Asıl belirleyici faktör; gölü besleyen Irmakların, Derelerin ve Doğal Pınarların, yıllardır sistematik biçimde kaptaj’larla kesilmesi ve bu suların ticari amaçlarla su fabrikalarına tahsis edilmesidir. Doğal döngüsü bozulan, beslenme kaynakları kesilen bir gölün çekilmesini yalnızca iklimsel gerekçelere bağlamak, bilimsel bir değerlendirme değil, sorumluluktan kaçma çabasıdır.

Sakarya’yı ve ilçelerini son çeyrek asırdır hangi siyasi iradenin yönettiği kamuoyunun malumudur. Sayın Yusuf Alemdar’ın Serdivan Belediye Başkanlığı döneminde hazırlatılan proje kitapçıkları ve Gölpark başta olmak üzere göl çevresinde hayata geçirilen uygulamalar hâlâ ortadadır. Bu nedenle bugün gelinen noktada sorumluluğu geçmiş yönetimlere ya da soyut gerekçelere havale etmek, inandırıcılıktan uzaktır.

Eğer gerçekten kamuoyunu bilgilendirme niyeti söz konusu olsaydı, Sapanca Gölü’nün yalnızca güney cephesi değil; kuzey, doğu ve batı kıyıları da aynı açıklıkla gösterilirdi. Daha da önemlisi, toplantıya katılan basın mensuplarından en az birinin bu seçici sunuma itiraz etmesi beklenirdi. Ne var ki görünen o ki, sorgulayan gazetecilik yerine, aktarılanı kayda geçiren bir yaklaşım tercih edilmiştir.

Gölün yok oluş süreci, kiralanan ve hâlâ iptal edilmeyen su ruhsatlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu ruhsatlar iptal edilmediği sürece, Sapanca Gölü’ne dair hiçbir iyileştirme söylemi karşılık bulmayacaktır. Öte yandan, göl kirliliği üzerinden iskelelerin hedef gösterilmesi de gerçeği çarpıtmaktan ibarettir. Sapanca’yı ve Sakarya’yı bilen herkesin malumudur ki kirliliğin asıl kaynakları; TEM Otoyolu, D-100 Karayolu, NATO Boru Hattı, kolektör hattı ve Derbent Deresi’dir. Bu gerçekler, paylaşacağım görsel belgelerde de açıkça görülmektedir.

Sayın Başkan ve mensubu olduğunuz iktidar partisi, yaklaşık 25 yıldır Sakarya ve ilçelerini yönetme yetkisine sahiptir. Bu süre, mazeret üretmek için değil, çözüm üretmek için fazlasıyla yeterlidir. Vatandaşlar size oy verirken basın mensuplarına dert anlatmanız için değil; Sapanca Gölü’nü, Sakarya’nın suyunu ve geleceğini korumanız için yetki vermiştir. Bu meseleninsorumluluğu da vebali de bugün itibarıyla yönetimde olanların omuzlarındadır.

Sapanca Gölü, siyasi sunumlarla değil; cesur kararlarla, ranttan arındırılmış politikalarla ve gerçeklerle yüzleşişlersek kurtarılabilir. Aksi hâlde yapılan her açıklama, tarihe geçirilmiş birer inkâr belgesi olmaktan öteye geçmeyecektir.