Sapanca Gölü: Geç Kalmış Farkındalık mı, Kurumsal İhmalkârlığın İtirafı mı?
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Sapanca Gölü’ne ilişkin son açıklamaları, ilk bakışta çevresel hassasiyet içeren bir irade beyanı gibi sunulsa da dikkatle incelendiğinde çok daha derin ve kaygı verici bir gerçeği açığa çıkarmaktadır. Zira bu açıklamalar, gölün bugün karşı karşıya olduğu çevresel yıkımın yeni değil; uzun yıllardır süregelen bir yönetim zaafının sonucu olduğunu dolaylı biçimde itiraf etmektedir.
Sapanca ve Sapanca halkı olarak sormak zorundayız:
Eğer gölden su çekilmesi gibi olağanüstü bir durum yaşanmasaydı, bu kirlilik hiç tespit edilmeyecek miydi?
Kıyı şeridinde yıllardır varlığı bilinen kaçak yapıların atık sularının göle karıştığı gerçeği bugün mü fark edilmiştir?
Bu soruların her biri, çevre duyarlılığından ziyade kurumsal denetimsizliğin, ihmalin ve bilinçli görmezden gelmenin açık göstergesi değilse nedir. Sapanca Gölü bir gecede bu hale gelmedi. Bu göl, yaklaşık otuz yıldır aynı AK Parti yönetim anlayışıyla idare edilen bir kentte, adım adım bu noktaya sürüklendiğini göre göre gelmedik mi?
Dolayısıyla bugün suçlu aranacaksa, yönü doğaya değil; doğayı koruma sorumluluğunu taşıdığı hâlde bu sorumluluğu yerine getirmeyen idari zihniyete çevirmek gerekmez mi. Çevre felaketleri “doğal” değildir; onlar, yanlış kararların ve alınmayan önlemlerin birikmiş sonucudur.
Sapanca ve Sapanca halkının durduğu yer nettir:
Sapanca Gölü’nü kirleten, işgal eden, rant uğruna feda eden her uygulamanın karşısındayız.
Çünkü Sapanca Gölü’nü savunmak bir tercih değil; kamusal, hukuki ve ahlaki bir görevdir.
Gerçek çevrecilik, kriz ortaya çıktıktan sonra yapılan açıklamalarla değil; kriz oluşmadan önce geliştirilen önleyici politikalarla, bağımsız denetim mekanizmalarıyla ve şeffaf yönetim anlayışıyla mümkündür. Bugün yaşananlar, “geç kalmış bir farkındalık” tan öte, sistematik bir ihmal zincirinin sonucudur.
Çok geç kalınmış olsa dahi, bu hesabın sorulması gerektiğini söylemekten vazgeçmeyeceğim. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Alemdar’ın bugüne kadar yaptığı ve bundan sonra yapacağı tüm açıklamalar kamuoyu adına kayıt altındadır. Söylemleriyle eylemleri arasındaki uyum, tarafımca yakından ve titizlikle takip edeceğim.
Sapanca için, Sapanca halkının yararına atılan her doğru adımın destekçisi olacağım. Evet, Sapanca Gölü’nü ne pahasına olursa olsun korumak zorundayız. Ancak bu irade, sözle değil; toplum yararına yapacağı icraatlar ve uygulamayla ölçümlen dirilecektir.
Şunu da açıkça ifade etmek gerekir:
Eğer söylenenle yapılan birbirini tutmazsa,
Eğer verilen sözler havada kalırsa,
Eğer kamu yararı bir kez daha ikinci plana itilirse;
Her yanlışın karşısında kalemim ile duvar gibi duracağım.
Benim tarafımız nettir.
Tarafım makam ve mevkii değil, Sapanca’nın kendisidir.
Tarafım rant değil, Sapanca ve Sapanca halkıdır.
Göle zarar veren etkenler geç de olsa tespit edilmiştir. Şimdi sıra, Sapanca Gölü’ne zarar veren tüm yapısal sorunları şeffaflıkla, bilimsel akılla ve vicdani sorumlulukla gereğini yapmaktır.
Çünkü bu Sapanca ve Sapanca Gölü,
“Yol onun, varlık onun; gerisi hep angarya” anlayışına mahkûm edilemeyecek kadar değerlidir.