Siyasal Söylem, Algı Yönetimi ve Toplumsal Çelişkiler Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme
Gerçekler, Fragmanlar ve Aradaki Küçük Fark

Bir ülkede yaşamak bazen aynı filmi iki farklı kanalda izlemek gibi.
Bir kanalda her şey şahane: Ekonomi uçuyor, refah tavan yapmış, herkes mutlu. Kanal değiştiriyorsun… elektrik faturasıyla göz göze geliyorsun. İşte o an diyorsun ki: “Ben hangi yayındayım?”

Müteahhit söz konusu olunca sistem net: Yap, işlet, devret. Doğa söz konusu olunca yöntem daha pratik: Yak, kes, seyret.
Vatandaş mı? Ona düşen rol belli: Sabret, şükret, soru sorma.

Bir ülkede vaatler hiç eskimiyor. Yıllar geçiyor, ekonomi değişiyor, insanlar değişiyor ama cümleler aynı. Adeta siyaset değil, nostalji programı izliyoruz. “En sevilen vaatler yeniden sizlerle…”
İşin ilginç tarafı, bu tekrarların hâlâ işe yarıyor olması. Demek ki mesele sadece anlatanlarda değil, dinleyenlerde de biraz var. Çünkü normal şartlarda insan aynı hikâyeyi 20 yıl boyunca dinleyince ya ezberler ya da sorgular. 

Bizde ise üçüncü bir yol bulunmuş: İnanmaya devam. Medya desen ayrı bir evren. Bir kanalda ülke Paris, diğerinde İsveç… Sokağa çıkıyorsun, “Ben yanlış ülkeye mi geldim?” diye kendini yokluyorsun. Gerçeklik ile anlatılan arasındaki fark o kadar açılmış ki, insan hangisine tepki vereceğini şaşırıyor.

Bilgi meselesi de hayli yaratıcı ilerliyor. Tarihi dizilerden öğreniyoruz, dini tartışma programlarından, adaleti ise gündüz kuşağından…
Yakında fizik kanunlarını da yarışma programından öğrenirsek kimse şaşırmasın ‘’Kimseye hakkını yedirmeyeceğiz” diyenler mi? Evet, o konuda gerçekten sözlerini tuttular…Kimseye yedirmediler.

Devlet dediğin şey güven verir derlerdi eskiden. Şimdi vatandaş en basit konuda bile “Acaba?” diye başlıyor cümleye. E-devlet dedenin dedesini buluyor ama bazı şeylere gelince sistem biraz “utangaç”.
En tehlikelisi ne biliyor musun? Alışmak. Her şeye alışıyoruz. Çelişkiye, tutarsızlığa, tekrar eden sözlere…
Masallarda bile bir öpücükle uyanan karakterler vardır ya!Bizde durum biraz farklı: Gelen öpüyor, giden öpüyor… Uyanan yok.
Belki de sorun şu: Bu ülkede gerçekler yaşanıyor, ama fragmanlar izleniyor.