‘’Yaya Geçidi mi, Ölüm Çizgisi mi?”
Sakarya’da trafik meselesi artık yalnızca bir ulaşım sorunu olmaktan çıkmış, doğrudan doğruya kamusal güvenlik, kent yaşamı ve insan sağlığı meselesine dönüşmüştür. Daha önce de ifade ettiğim üzere, özellikle ana arterler üzerinde yapılması gereken yaya alt geçitleri ve üst geçitlerin sistematik biçimde ihmal edilmesi, şehir trafiğini yönetilemez bir kaosa sürüklemiştir.
Sakarya genelinde Dörtyol’dan başlayarak uzanan ana hat üzerinde; Sedaş çıkışı, Ormanpark çevresi, Sakarya Devlet Hastanesi güzergâhı, eski otogar kavşağı, Yeni Cami kavşağı, Yazlık ve Serdivan aksı gibi kritik noktalarda yaya hareketliliği son derece yoğundur. Buna rağmen, bu bölgelerde çağdaş şehircilik ilkelerinin gereği olan alt ve üst geçitlerin yapılmaması, trafik akışını kesintiye uğratmakta ve hem yayalar hem de sürücüler için ciddi riskler oluşturmaktadır.
Sorunun daha da vahim boyutu, kalıcı ve bilimsel çözümler yerine geçici ve yüzeysel uygulamalara yönelinmesidir. Özellikle yeni metrobüs hattı boyunca yaklaşık her 1 kilometrede kurulan sinyalizasyon sistemleri, trafiği rahatlatmak bir yana, kesintili ve düzensiz hale getirerek adeta bir “bekleme zinciri” oluşturmuştur. Bu durum yalnızca zaman kaybına değil, aynı zamanda sürücü stresine, ani manevralara ve dolayısıyla kaza riskinin artmasına yol açmaktadır.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan bu yaklaşımın en tartışmalı sonuçlarından biri ise ceza mekanizmasının dolaylı biçimde genişlemesidir. Sinyalizasyon yoğunluğu ve yaya öncelikli geçitlerin yanlış konumlandırılması, sürücüleri hataya zorlamakta; bu da yüksek meblağlı trafik cezalarının artmasına neden olmaktadır. Kamu yönetiminin asli görevi, vatandaşını cezalandırmak değil, güvenli ve akıcı bir sistem kurmaktır.
Daha da önemlisi, son yıllarda yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarındaki artış, yapılan düzenlemelerin ne denli hatalı olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Ana arterler üzerinde kontrolsüz şekilde yerleştirilen yaya geçidi çizgileri, güvenli alanlar olmaktan çıkmış; adeta “ölüm çizgilerine” dönüşmüştür. Bu durum, şehir planlamasında insan hayatının yeterince merkeze alınmadığını düşündürmektedir.
Oysa çözüm açıktır ve teknik olarak tartışmaya kapalıdır: Yoğun trafik akslarında kesintisiz akışı sağlamak için yaya alt geçitleri ve üst geçitler inşa edilmelidir. Bu tür yapılar, hem yayaların güvenliğini garanti altına alır hem de araç trafiğinin duraksamasını önler. Modern şehircilik anlayışı bunu zorunlu kılmaktadır.
Sakarya’da trafik sorununa yaklaşımın köklü biçimde değişmesi gerekmektedir. Günü kurtaran, maliyet açısından kısa vadede “kolay” görünen uygulamalar yerine, uzun vadeli, bilimsel ve insan odaklı çözümler hayata geçirilmelidir. Aksi halde, mevcut düzenlemelerin doğuracağı her türlü olumsuzluk —özellikle de can kayıpları— bu kararları alan iradenin sorumluluğunda olacaktır.
Kent yönetimi, kaynakları doğru önceliklendirmek zorundadır. Sosyal faydası tartışmalı projelere ayrılan bütçeler yerine, doğrudan insan hayatını koruyan altyapı yatırımlarına yönelmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.