‘’Yerel Basının Aynadaki Yüzü”
Sakarya’da gazetecilik, sadece haber yapmak değil; şehrin nabzını tutmak, sorunlara ışık tutmak ve halkın sesi olmak demektir. Ne var ki, yıllardır bu camiada yer alan bazı isimler, kalemi bir toplumsal hizmet aracı olarak değil, kendi kişisel egolarının parlak bir aksesuarı olarak kullanmayı tercih ediyor.
Kendinden başkasını görmeyen, sadece kendi yazdığını “mutlak doğru” kabul eden bu kişiler, eleştiriye tahammülsüzlükte adeta rekor kırıyor. “Ben olmazsam bu şehir konuşamaz” edasıyla hareket eden bu narsist tavırlar, yerel basının güvenilirliğini zedeliyor.
Oysa basın; kolektif bir emek işidir. Foto muhabirinden sayfa tasarımcısına, genç muhabirden tecrübeli editöre kadar herkes bu zincirin bir halkasıdır. Tek bir halkanın, zincirin tamamını temsil ettiğini düşünmesi, hem meslek ahlakına hem de şehre ihanettir.
Bu narsistik yaklaşımın en tehlikeli yanı ise, halkın gündemini ikinci plana itip kendi gündemini “haber” diye pazarlamaktır. Sonuçta kazanan ne şehir olur, ne de gazetecilik. Kaybeden ise halktır.
Gerçek gazetecilik, kendi adını büyütmek değil, halkın sesini büyütmektir. Aynaya bakma zamanı geldi. Sakarya’da zengin iş adamlarının rant devşirmek için kurdukları Sofrada yem olanlar yada Siyasi kimlikleri yok olmaya başlayan siyasi çöp olmaktan nasıl kurtulabilirim diye debelenmelerini engellemek için bağzı gazeteciler ile iş tutarak siyasi ve ekonomik anlamda kendini kurtarmak ve rant devşirmek amacıyla kurdukları ilişkileri Sakarya halkının görmediğini ‘’Farketmediğini’’ zannetmesinler bizim halkımız Sakarya‘da her şeyin farkında siyasi gücü olanların kullandığı bu güç yok olduğunda fark edecek…Anya ile Konya’yı. ‘’Aynadaki gerçek yüzü”