Amerikalı Kadınlardan Ders Alınmalı

Vehbi Kara Dr. ( YAZAR )

19-11-2025 14:09

Amerikalı Kadınlardan Ders Alınmalı

Kadınların çalışma hayatına atılmaları ve yaşadıkları aile sorunları ile ilgili olarak birçok kitap yazılmıştır. Bu konuda ne yazık ki ülkemizde ciddi olarak hiçbir çalışma yok. “Kadın hakları” adı altında kadınları yuvalarından çıkarmayı marifet sayarak mücadele edenler ise mangalda kül bırakmıyor. Her tarafta hatta aileyi korumakla görevli kamu kurumlarını dahi ele geçirmiş bu zihniyet, kadınları kapitalist düzenin çarkları altında ezmeye çalışmaktadır.

Bu makale Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın dikkatini çekmek ve konu ile ilgili çalışmaları desteklemek için kaleme alınmıştır. Eğer aile korunmak isteniyor ise burada dikkat çekilen dayatma ve saygısızlıklara karşı konulması gerekiyor.

Kadınların çalışma hayatına atılarak karşı karşıya kaldığı sorunlar ve bunların çözümünde ABD’li yazarlar Elizabeth Warren ve Suzanne Venker çok emek vererek aynı başlığı taşıyan kitaplar yazmışlar. “The Two İncome Trap” yani “İki Gelir Tuzağı” başlığını taşıyan bu kitaplar yaklaşık 15 yıl önce kaleme alınmış ve oldukça ilgi çekmişti. Bu kitapları okuduktan sonra arkadaşlarımla beraber tercümesini yaparak önce çalıştığım İstanbul Üniversitesinde ve görev alanına giren bir çok kurumda tartışılmasına çok gayret ettim. Lakin ciddi bir karşılık bulamadım. Buna rağmen en azından yazı yazdığım medya kuruluşlarında bana ayrılan köşelerde iki gelir tuzağını yüzlerce defa kaleme alarak konunun önemine dikkat çekmeye çalıştım.

Bugün hem ülkemiz hem de bütün dünya “terör” tehlikesi ile baş başadır. Terörü reaktif tedbirlerle önlemenin imkânı yoktur. Yani terör eyleminden sonra teröristi yakalayıp yargılamak ve hapse atmakla bu soruna çare bulunmaz. Sorunun çözümünde manevi değerler ve aile yapısının güçlendirilmesi yatmaktadır. Ailenin belkemiği ise annedir. Fakat anneler yuvalarından çıkmak zorunda bırakıldığı takdirde aile güç kaybeder ve yıkılma tehlikesi yaşar.

Terörün gelişip güçlenmesinde sosyal ve iktisadi hayatın gelişmesinde ailenin önemini söylemeye gerek yoktur. Önemini herkes idrak edebiliyor da bu konuda çalışma yapmak, kafa yormaya sıra gelince herkes ortalıktan kayboluyor. Benim gibi araştırmacıdan başka kimse kalmıyor. Umarım bu yazıdan sonra hiç olmaz ise ilgili kamu kurumlarının kulağını çınlatırım ve gerekli çalışmaları yaparlar.

İki gelir tuzağı konusunu ele alırken yapılan analizlerin çoğu ekonomi üzerinedir. Nitekim Warren'ın, kızıyla birlikte yazdığı kitabında, yıllar süren ve kılı kırk yararak yaptığı araştırmalar analizler sonucunda, kısaca şu tespitleri yapmış:

Geçmişte ailede tek bir kişi, yani evin reisi konumundaki erkek, çalışırken bir yandan da tasarruf etmek mümkündü. Fakat günümüzde hem erkek hem de kadın çalıştığı halde negatif tasarruf, yani ailenin belini bir türlü doğrultamaması, durumu söz konusudur. Warren, bu paradoksal durumu incelediği kitabında ve konuyla ilgili verdiği söyleşiler ve konferanslarda ABD özelinde cevap aramış ve çözüm önerilerini sunmuş.

Suzanne Venker ise iyi bir anne olmaya çalışan bir Amerikan kadını. Elisabeth Warren gibi senatör değil. Fakat her ikisi de Amerikan ailesini korumak ve kadınlara karşı kurulan tuzakları boşa çıkarmaya gayret gösteriyorlar. Her iki yazar da modern yaşamın dayattığı ve materyalist felsefeden gelerek artan baskılara karşı çaresizliklerini dile getirmekten çekinmiyor.

Venker, geçen 25 yıl süresince müşfik, evliliğe adanmış, analı babalı, çocuklar evdeyken yanlarında annesi olan ailelerin olumlu neticelerini görmekle birlikte, dehşet, yılgınlık, şüphe içinde kalıyor ve şu hususları dile getiriyor:

Anne mutlu olduğu sürece, çocukların ihmal edilmesini, çıkarları en yüksek seviyeden korunuyormuş gibi sunan medyayı eleştirerek aldatmacanın derinliklerine kadar iniyor. Özellikle kadın ve ebeveynlik dergilerinde kendi çocuklarını yetiştiren kadınlara karşı derinden derine bir düşmanlık meydana getirildiğine dikkat çekiyor.
En temel, geleneksel normların çöktüğünü insanların bencil ve anlık arzularının kurbanı olduklarını dile getiriyor. Annenin sorumluluk ve görev anlayışının neredeyse tamamen kaybolduğunu ifade ediyor.
Erkekleri, evliliği ve çocuk yetiştirmeyi hafife alan feministlerin; kadınlıkları, üretkenlikleri ve annelikleri ile saygı görme mevkiinden uzaklaştırdığını dile getirerek birlikte yaşamanın, evlilik dışı bebeklerin ve gündüz bakımının aile kurumunu alt üst ettiğini dile getiriyor.
Genelde medya ve özelde de diğer ebeveynler, bir çocukları olduğunu dahi unuttuklarından dolayı, onun arabanın arka koltuğunda sıcaktan pişerek ölmesine sebep olmalarına karşı çok ciddi eleştiriler getiriyor. Anne veya babaya, “ah, yazık, ne kadar da meşguller,” diyerek şefkatli bir destek ve anlayış göstermesinin tutarsızlığına dikkat çekiyor.
Annelerin, onların rahatlık ve mutluluğu adına çocuklarını kreşlere daha büyük bir gönül rahatlığıyla bırakmalarını sağlamak için tasarlanmış ürünlerin geliştirilmesini de eleştiriyor. Bu yeni devrin anne babalık anlayışının “çocuklarının ne zaman ve ne kadar tuvaletini yaptığı, yiyip içtiğini, takla attığını veya hangi sözleri söylediğini gösteren günlük çizelge ve grafikler; anne bilgisayarı açsın ve çocuğunu on saniye görebilsin diye kreşe yerleştirilen bir kamera” olduğunu söyleyerek böyle bir ailenin ve çocuk gelişiminin sürdürülemez olduğunu ifade ediyor.
The Wall Street Journal, 8 Ekim 2003 tarihinde çalışan annelerin aile üzerindeki etkisini ele alan bu kitapların eleştirisini yayınladı.  Kitaptan alınan iktibas “İki gelirli ortalama bir aile, bugün, bir nesil öncesinin tek gelirli ailenin kazandığından daha çok kazanıyor.  Ancak, bugünün iki gelirli ailelerinin elinde; ev ipoteğini, arabanın masraflarını, vergileri, sağlık sigortasını, kreş faturalarını ödedikten sonra, daha az para kaldığını ifade ediyor. İşte “iki gelir tuzağı”  adı verilen mesele budur.

Annelerin bir furya hâlinde çalışma hayatına girmesinin, aileleri daha az güvenli, daha az esnek ve fakir etme gibi paradoksal bir etkisi olduğu bu eserler sayesinde ABD toplumunda daha iyi anlaşılmış durumdadır. Fakat kendi ülkemizde durum neredeyse tam tersine bir algıya işaret etmektedir. Bu algıyı kırabilmek için Suzanne Venker’in eserlerini ve hayatını örnek göstermek gerekiyor.

Venker tıpkı Warren gibi iyi bir kariyer yapmış. Lisanslı evlilik-aile terapisti ve özel bir muayenehanesi var.  Yirmi beş yıllık başarılı bir radyo yayıncılığı tecrübesi ve New York Times çoksatarları arasında yer almış yedi adet de kitabı bulunuyor. Bir internet sitesinde köşe yazıları yayınlanıyor. Aynı zamanda terk ve ihmal edilmiş çocuklar için çalışan bir vakfı yönetiyor.  Vakfı için para toplamak amacıyla mücevherat tasarlıyor ve imal ediyor. Ama hep evdeki anne olmayı sürdürmüş ve bunu övünerek ifade ediyor. 

Venker, yazarlığı herkes uyurken, sabah 5’te yapıyor. Radyo yayıncılığını, önceleri, tüm gün çocuk bakımı ile uğraştıktan sonra, sonraları da oğlu okuldayken gün ortasında yapmış. Başka bir ifadeyle, anneliğini tam yapabilmek için kariyerini buna göre planlamış. Eğer, doğru yapma kararlılığı gösterilirse bunun kolayca başarılabilecek bir şey olduğunu eserleri ile ispatlamaya çalışmış. Kısaca annenin ve aile sevgisinin odakta olması sayesinde hayatın mutlu olduğunu söylüyor.   

Üniversiteli genç bir kız Venker’in imza gününde kendisini niçin akademik unvanları ile tanıtmadığını sorar. Niçin başarılarından önce anneliği ile kendisini tanımladığını, hâlbuki üniversitede kendisinden akademik başarılarından dolayı çok bahsedildiğini söyler.   Öğrencisine; oğlunun annesi olmanın en ödüllendirici bir başarı olduğunu anlatıyor ve anne olmanın verdiği çok güzel duyguları yaşaması gerektiğini ifade ediyor.

Çocuklarımızı yabancıların bakımına emanet etmenin niçin kabul edilebilir bir şey olmadığını “iki gelir tuzağı” kitapları çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. Bu hanımefendilerin insanlığa, ailelere, evliliklere ve kadınlara katkısı çok büyüktür.

Bizden yalan söylememizi isteyen bir seküler yaşam biçimi dayatılmaktadır. (Seküler yani modern ve sadece dünya için yaratılmaya inanmak). Bu kültürde hakikati söylemeye çalışanlar ne yazık ki “9 köyden kovulmaktadırlar”. Çocuklarla kariyerler arasındaki çatışma mutsuzluk pahasına da olsa daima kariyeri öne çıkarmaktadır.

Bu yazının öncelikle hitap ettiği kadınları üç grup içinde değerlendirebiliriz:

Şu an evde çocuklarıyla birlikte olan ve yapmakta oldukları işe dair desteğe ihtiyacı bulunan anneler.
İşlerini bırakıp bırakmama hususunda çatışma yaşayan veya iş-aile hayatları çekip çevrilemez hâle gelen anneler.
Henüz anne olmayan, ancak vakti geldiğinde işle aileyi nasıl dengeleyeceklerini bilmek isteyen kadınlar.
Ülkemizde “iş ile evi birlikte götürme” kavramı, göklere çıkarılmaktadır. Fakat çocukların ihtiyaçlarının yetişkinlerin heves ve arzuları ile çatıştığı gerçeğini unutmamak gerekiyor. Kadınların aile ve işi bir arada götürebileceği, zorlu kariyerleri sürdürebileceği, harika çocuklar yetiştirebileceği ve bütün bu hengâmeden sonra akıl sağlıklarının sarsılmayacağı fikrinin sahte olduğunu artık bizim de anlamamız gerekiyor.

Hükümetin çocuk bakımına ve doğum iznine biraz daha fazla yatırım yapması, işverenler anne babaların akşam saat 5’te ofisten ayrılmalarına izin vermesi gibi tedbirler yeterli değildir. İş-aile çatışmasının gerçek sebebi çok daha girifttir. 

Tam zamanlı çalışan ve doğrusunu söylemek gerekirse acınası hâlde olan kadınları dikkate almak gerekiyor. Neredeyse hepsi çocuklarını çok özlemiştir ve evliliklerinin kopma noktasına geldiğini ifade ederler. Ne var ki işlerine âşıktırlar. Ne yapmakta olduklarını merak ederek “Bir başkası bunu iyi yapıyor da, ben mi beceremiyorum.  Benim eksiğim ne?” diye sormaktadırlar.

Aslında bu kadınların bir eksiği yoktur. Fakat işlerin gidişatında bir yanlışlık var.  Çünkü günümüzde aileler baş edilebilir küçük topluluklar olmaktan çıkıp kaos burçlarına dönüşmüştür. İki gelirli aile ki bununla ebeveynden her ikisinin, doğum izinleri biter bitmez yıl boyu tam zamanlı olarak çalışmasını kastedilmektedir. Bu bir tuzaktır.  Zira iş, çocukları yetiştirmeye gelince, eve ekmek getirme denklemin yalnızca bir boyutudur. Evde, geleneksel olarak annelerin yapmakta oldukları şeyleri yapmak için, birinin olmayışından kaynaklanan tükeniş ise muazzam derecede büyüktür. Varlıklı ailelerin içindeki çalışan annelerin her daim bir bakıcı anneye muhtaç olduklarını söyleyip durmaları işte bu yüzdendir.

Evet, bunca zamandır annelerin ne yapıp durduklarını sanıyoruz ki?  Bonbon şekeri yedikleri ve yan gelip yattıklarını mı?  Kadınları, hayatlarında daha “değerli” bir şeyler yapmak için evlerinden kaçmaya sebep olan şey işte tam da, bu evdeki kadın tiplemesidir. Bu çok büyük bir saygısızlıktır.

Bugün anneler çalışmak “zorunda”, denilir. Eğer hayatı devam ettirebilmek için, özellikle hayatın pahalı olduğu semtlerden birinde yaşıyorsak, iki gelir isteyen bir ekonomi inşa etmişiz demektir ki söz kısmen doğrudur.  Fakat anneler, fakir olduklarından evlerinden ayrılmıyorlar. Tam tersine o yöne doğru çekildikleri için yani çalışma hayatına zorlandıkları için evlerini terk ediyorlar. Çünkü feministler evdeki anneyi, hayatını bebeklerine bakarak israf eden talihsiz bir hanım olarak tasvir ettiler ve ediyorlar.  Bırakın bunu daha az eğitimli hanımlar yapsın, diyerek insanları aldatıyorlar. 

İşte iki gelirli aileyi yani kadınları çalışmaya zorlayan bu insafsız, seçkinci ve merhametsiz anlayıştır. Çocuklarına baktıklarından dolayı kadınları öven makaleler ise çok azdır. Halbuki ev hanımı annelerin yaptığı işin öneminin altı çizilmelidir. Onların toplum içindeki statülerini yüksek göstermek gerekir. Eğer bu durum kapitalistleri üzecekse, varsın üzsün.  Ülkemiz çalışan annelere dair makalelere, filmlere, televizyon programlarına, kitaplara ve haberlere doymuştur. Ev hanımları ise hak ettiği saygıyı ne yazık ki göremiyor.

Bu yazı çalışan anneleri ayıplamak için yazılmamıştır. Maksat anneliğe dair yanlış anlamaları ayıplamak için ifade edilmiştir. Evet, kadınlar iş ve aileyi de başarılı şekilde götürebilir, fakat ikisini aynı anda götüremez.  Aslında, İki Gelir Tuzağı eserlerinin mesajı; kadınların hayatlarında iş ile aileyi bir araya getiren bir hayatı inşa etme gayretidir. Suçluluk hissi duymadan, pişmanlık duymadan yüksek bir özgüven ile yanlış anlamaları ortadan kaldırma gayretidir.

Bu kitaplarda geçen tüketim hastalığı; doktora tezinde işlemeye çalıştığım “Kapitalizm Sonrası Dönem: Malikiyet ve Serbestiyet Devri” çalışması ile çok yakından alakalıdır. Tezde kısaca; kapitalizmin tüketim alışkanlıklarını maniple ederek insanları bir çeşit “ücretli köle” haline getirdiği ifade edilmektedir. İnsanlığın bu ücret tuzağından kurtularak  “Malikiyet ve Serbestiyet devrine” geçileceği anlatılıyor. Bu konu ile ilgili olarak daha çok yazı kaleme alınması gerekiyor, vesselam...

Dr. Vehbi Kara

DİĞER YAZILARI Bursa Nutku ve Askerî Darbeler 01-01-1970 03:00 İsyancı Teğmenlerin Ağlamaya Hakkı Yoktur 01-01-1970 03:00 Faiz ve Riba Helal Değildir 01-01-1970 03:00 Devlet serbest piyasa ekonomisini gerçekleştirmelidir 01-01-1970 03:00 En Güzel Yazılar Hangisi? 01-01-1970 03:00 CHP TURNUSOL KAĞIDIDIR 01-01-1970 03:00 Tevekkül Etmek Üzerine 01-01-1970 03:00 İnsanlık Tarihinde Yaşanan Döngüler ve İktisat Biliminin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Siyaset ve İnsanın Asli Vazifesi Siyaset bilimi, yönetim bilimidir. 01-01-1970 03:00 DİNİN BAŞI NEDİR? 01-01-1970 03:00 Bir Büyük Amiralin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 2000’li Yıllarda Risale-i Nurların Neşri Nasıl Olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Şalcı Bacı ve Jeanne d’Arc 01-01-1970 03:00 Özgürlükler Bitti Mi? 01-01-1970 03:00 Kara Harp Okulu Darbe Karargahı oldu 01-01-1970 03:00 Kadın ve erkekler eşit değildir 01-01-1970 03:00 Erdoğan 28 Şubat Başörtüsü Problemini Nasıl Çözdü! 01-01-1970 03:00 Darbeci askerlerle mücadelemiz hâlâ devam ediyor 01-01-1970 03:00 Asker kalkışması ve Kraliyet askerleri 01-01-1970 03:00 BÜYÜK LOKMA YE FAKAT BÜYÜK KONUŞMA 01-01-1970 03:00 Bu ordu şunun bunun değil milletimizin ordusudur 01-01-1970 03:00 CHP Babandiga'nın Ordusunu İstiyor 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ve Sonu 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ahde Vefa Duygusu 01-01-1970 03:00 Asker Devrim Darbe 01-01-1970 03:00 1982 Anayasası hukuksuz olduğu için hükümsüzdür 01-01-1970 03:00 Müslümanların zengin olması için... 01-01-1970 03:00 İstikbal İslamdadir 01-01-1970 03:00 Kur'ân'da Lut Kavmi ile ilgili ayetler 01-01-1970 03:00 Siyaset insanı âsli vazifesinden uzaklaştırır. 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi Cumhuriyet ve Laiklik Hakkında Neler Söyledi 01-01-1970 03:00 Faşist Cumhuriyet ile Demokratik Cumhuriyet Arasındaki Farklar 01-01-1970 03:00 Devlet Savunma Sanayine kaynak Ahanda size en güzel kaynak teklifi... 01-01-1970 03:00 Milli Mücadelenin Gerçek Kahramanları 01-01-1970 03:00 Felsefe ve Nübüvvet Yolu Mukayesesi 01-01-1970 03:00 Sivil Toplum ve Devlet 01-01-1970 03:00 Bir Bahriye Subayının 100 Yıl Önce Verdiği Ders 01-01-1970 03:00 Bir Bahriye Subayının 100 Yıl Önce Verdiği Ders 01-01-1970 03:00 Kuantum Fiziği ve Materyalizm 01-01-1970 03:00 CHP İlkeleri ve Altı Ok Nedir? 01-01-1970 03:00 GÖKYÜZÜ ve YERYÜZÜ   01-01-1970 03:00 Ayasofya Niçin Önemlidir? Milli yeminimiz Lozan’da paramparça edildi 01-01-1970 03:00 ABD’li Embedded Subaylar ve Görevleri 01-01-1970 03:00 Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı 01-01-1970 03:00 Bugün 27 Mayıs  01-01-1970 03:00 Erdoğan Affı 01-01-1970 03:00 Malikiyet ve Serbestiyet Devri 01-01-1970 03:00 Dünyanın en disiplinli ordusu! 01-01-1970 03:00 Erdoğan Silahlı Kuvvetleri İyi Yönetemiyor 01-01-1970 03:00 Müslumanlarin ve materyalistlerin ölüm sonrasına bakışı 01-01-1970 03:00 CHP neden kazandı? 01-01-1970 03:00 Allah İsminin Yüceltilmesi  01-01-1970 03:00 Ramazan Ayında ne yapmalı? 01-01-1970 03:00 28 Şubat Muz Cumhuriyeti 01-01-1970 03:00 Bir tane ordumuz var 01-01-1970 03:00 Tuzla Piyade Okulu’nda darbeci tehdit 01-01-1970 03:00 Türk Silahlı Kuvvetlerinde Darbeci Gelenek Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Tarikatlar Hakkında  01-01-1970 03:00 Hükûmetten kimse lütuf beklemiyor görevini yapsın yeter 01-01-1970 03:00 İnsanlı Ay Yolculuğunda Son Durum 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi İsmi İle Çağrılmak İster 01-01-1970 03:00 Gerçek Savaş Gazisi Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Le Monde'ye göre Türkiye'deki darbe kalkişması 01-01-1970 03:00 Ordumuzda darbeci kalkışma dalga dalga yayılıyor 01-01-1970 03:00 Atatürk’ün ve Erdelhun'un Nutukları 01-01-1970 03:00 2.Abdülhamid'in Putlaştırılması 01-01-1970 03:00 Meçhul asker anıtları ve şehitlere vefa borcu 01-01-1970 03:00 Türkiye'de ve Dünyada Faşizm Nasıl Ortaya Çıktı? 01-01-1970 03:00 Mısır, İsrail ve Yemen ile ilgili kısa hatıralar 01-01-1970 03:00 Rüşdü Erdelhun’un darbeci askerlere karşı nutku ve darbe karargahinin Kara Harp Okulundan Tuzla Piyade Okuluna taşinmasi 01-01-1970 03:00 Faşist Darbeci Kalkışma Yeniden Hortladı 01-01-1970 03:00 Yeni Askeri Darbe Hazırlığı  01-01-1970 03:00 Birlik ve beraberliği nasıl sağlayabiliriz? 01-01-1970 03:00 Zekât ve Ekonomi 01-01-1970 03:00 Nasihatler niçin tesir etmiyor? 01-01-1970 03:00 Sonsuzluk Ülkesindeki Gerçek Hayat  01-01-1970 03:00 Hamas Sorgulanmalıdır 01-01-1970 03:00 Türkiye'deki Arap Düşmanlığının Sebebi Nedir? 01-01-1970 03:00 Cifir İlmi ve Ebced Hesabı Nedir? 01-01-1970 03:00 En güzel eserleri nerede buldum? 01-01-1970 03:00 Filistin Müslümanların uyanışına vesile olacak 01-01-1970 03:00 Susun ve sessiz kalın! 01-01-1970 03:00 Hayber ve Allah’ın Arslanı 01-01-1970 03:00 Polemik ve İcraat Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye nin şu andaki en büyük polemik ustasidir. 01-01-1970 03:00 Müslümanların en önemli ihtiyaçları 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi kimdir? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İslâmi Yönetim Şeklidir 01-01-1970 03:00 Bu çürümüş kemik parçalarını kim diriltecek? 01-01-1970 03:00 Trump'ın Çaldığı Dosyalar ve 11 Eylül 01-01-1970 03:00 Ne mutlu namazımı kılıyorum diyene! 01-01-1970 03:00 Kemal mi Kamâl mı ? Hangisi doğru? 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman' a dil uzatanlar hakkında Meyveli ağaç taşlanır, bir deyimimizdir. 01-01-1970 03:00 Ordunun Şerefi Kime Aittir? 01-01-1970 03:00 İki sene önce Yeni Akit Gazetesindeki veda yazım. 01-01-1970 03:00 Kayıt Dışı Ekonomi Kalkınmaya Engeldir 01-01-1970 03:00 İnsanlar niçin yaratılmıştır? 01-01-1970 03:00 Hutbe konusunda en önemli husus nedir? 01-01-1970 03:00 Karpuz seçmiyor yönetici seçiyoruz 01-01-1970 03:00 Ay yerine nereye gittiler? 01-01-1970 03:00 Hürriyet ve Sevad-ı Azam Kavramı 01-01-1970 03:00 Mazdek Kavatından Feto'ya geldik 01-01-1970 03:00 15 Temmuz 2016 ile 28 Şubat İlişkisi 01-01-1970 03:00 Hutbenin aslı Arapçadır 01-01-1970 03:00 Dünya Başkenti İstanbul 01-01-1970 03:00 Dünya Başkenti İstanbul 01-01-1970 03:00 Alemi İslâm ın ve sizin Kurban bayramınızı bütün ruh u canımla tebrik ederim. 01-01-1970 03:00 Hilal ve Yıldız Yüzyılı 01-01-1970 03:00 Bilinmesi gereken en önemli husus nedir? Kat'iyen bil ki; 01-01-1970 03:00 Faşist CHP'nin Dayattığı Uydurma Tarih Son zamanlarda sık sık dile getirilen 01-01-1970 03:00 Türkiye Siyasi Hayatında Karakaşi-Kapani Kavgası 01-01-1970 03:00 Türkiye Yunanistan Savaşı 01-01-1970 03:00 Artık topa girmek gerekmez mi? 01-01-1970 03:00 Rüşdü Erdelhun ve darbeci faşistler 01-01-1970 03:00 Sabetay Aşiretinden Kurtulmamız Gerekiyor 01-01-1970 03:00 Allah’ın güzel isimleri 01-01-1970 03:00 Oyumuzu kullanırken dikkat edeceğimiz hususlar 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz 01-01-1970 03:00 Türkiye'de namaz ibadeti 01-01-1970 03:00 Başarı Milletin Malıdır Şahıslara Yüklenemez 01-01-1970 03:00 Biz namaz kılanlardan değildik 01-01-1970 03:00 Günahsız hükümet olur mu 01-01-1970 03:00 Rusya Ukrayna Savaşı ve Müslüman Dünyasına Etkileri 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi’ye karşı yapılan haksızlıklar 01-01-1970 03:00 Muslümanlara Karşı Şia ve Vahhabi Kıskacı 01-01-1970 03:00 Dinde siyaset ve yöneticilik var mıdır? 01-01-1970 03:00 Deprem gibi afetlerin gerçek sebebi nedir? 01-01-1970 03:00 Nevruz nedir? Nevruza nasıl bakmak gerekir? 01-01-1970 03:00 Para basma hikayesidir nedir? 01-01-1970 03:00 Deprem ve Hikmetleri 01-01-1970 03:00 Deprem ABD işi değildir 01-01-1970 03:00 Ailenin korunması için hükumetin sorumlulukları 01-01-1970 03:00 Ordudaki dindar düşmanları ile mücadelemiz bitmedi 01-01-1970 03:00 Gaspçı Devlet Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kur'an okumanın fazileti 01-01-1970 03:00 Lozan’a giden yolda İngiltere'nin ikiyüzlü politikası 01-01-1970 03:00 Feto Büyücüsünün Marifetleri!... 01-01-1970 03:00 Salavat Nedir ve Ne İçin Okunur? 01-01-1970 03:00 Sabetay tarikatı ve Feto 01-01-1970 03:00 Avrupa'nın çıplak ayaklı çocuk köleleri 01-01-1970 03:00 Katiline âşık olan insanlar 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin kurucu ilkeleri nelerdir? 01-01-1970 03:00 Demokrasi neden saltanattan üstündür 01-01-1970 03:00 CHP olmasaydı ne hale düşerdik? 01-01-1970 03:00 Mecliste Generali Öldürdüler 01-01-1970 03:00 Feto denilen İslam düşmanını tanıyalım FETO’nün üç yüzünü göremeyen, 01-01-1970 03:00 Doğu Türkistan ve Çin Müslümanları 01-01-1970 03:00 Demokrasi ve hürriyet fitne midir? 01-01-1970 03:00 Fırtınanın Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Yılbaşının Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Şah Kavat'tan günümüze muta nikahı 01-01-1970 03:00 Paris Elçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Kanal Raporu 01-01-1970 03:00 Serbest piyasa ve devletin fiyatlara müdahale etmesi 01-01-1970 03:00 2022 Türkiye'nin ekonomi ve teknolojide en hızlı yükseliş dönemi oldu 01-01-1970 03:00 92 Yıl önce Menemen 'de ne oldu? 01-01-1970 03:00 Yakamoz nedir? 01-01-1970 03:00 Kadına karşı şiddetin en önemli sebebi 01-01-1970 03:00 Niçin memur olmaya can atıyoruz 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman'ın Eyalet Sistemi Hakkındaki Düşünceleri 01-01-1970 03:00 Zincir marketler ve serbest piyasa mekanizması 01-01-1970 03:00 Devletin fiyatlara müdahalesi caiz midir? 01-01-1970 03:00 Üzülme Allah İnanlarla Beraberdir 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ismi nereden geliyor? 01-01-1970 03:00 Siyasi mülahazalar ve Ak Parti niçin desteklenmelidir? 01-01-1970 03:00 SEVGİ VE MUHABBET ÜZERİNE... 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’ın dinsiz siyasete bakışı 01-01-1970 03:00 HELÂL DAİREDE YAŞAMAK VE FAİZ 01-01-1970 03:00