Bir Bahriye Subayının 100 Yıl Önce Verdiği Ders

Vehbi Kara Dr. ( YAZAR )

02-09-2024 11:01

Bir Bahriye Subayının 100 Yıl Önce Verdiği Ders

Türkiye faşist darbeci askerlerin kıskacından bir türlü kurtulamıyor. Nitekim 30 Ağustos 2024 törenleri esnasında askeri disiplin kurallarını hiçe sayarak kalkışma içine giren Kara Harp Okulu mezunu 80-90 teğmen Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine düştüğü derin problemleri göz önüne getirmiştir.
Bereket versin 800 civarındaki teğmenin ancak yüzde 10 kısmı bu itaatsizlik ve disiplinsizlik olayına karışmış bölük komutanları başta olarak darbeci faşist komutanların oyununa gelmeyerek disiplinsizlik gösterisine katılmamıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Bakanı ve Komuta heyeti daha önce Tuzla Piyade Okulu ve Kara Kuvvetleri Komutanlığinda meydana gelen disiplinsizlik olaylarına seyirci kaldığı için gerekli önlemleri alarak açıkça suç işleyen subaylara ceza vermekten aciz olduklarını ispatlamışlardir.
Kaldı ki bu disiplinsizlik olaylarının baş sorumlusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve komuta heyetidir. Zira daha önce dünyanın en disiplinsiz ordularında görülen kalkışma hareketlerine ses çıkarmamış suç işleyen teğmen ve subayları görmezlikten gelmişlerdir.
İşin daha vahimi şudur: Erdoğan ve Ak Partili siyasetçilerin acizlikleri dışında neredeyse bütün siyasi partiler bu askeri kalkışma ve disiplin suçlarını alkişlamaktadir.
Sivil Toplum Örgütleri ve medya çoğunlukla askeri suçlara ortak olmaya çaba göstermekte yazı ve konuşmaları ile faşizmi açıkça desteklemektedirler.
İşte bu yazı beceriksiz siyasetçilere ve medya mensuplarına bir ders niteliği taşımakta yüz yıl önce yaşanmış bir olayı hatırlatarak gerici ve ahlaksız faşistlere haddini bildirmeye çalışmaktadır.
1960, 1971, 1980, 1997 ve 2016 Askeri darbe ve kalkışmaları, deniz subaylarını da çok etkilemiştir. Daha önce özgürlük ve hürriyet kavramlarını benimsemiş olan bahriyeliler, darbe yıllarındaki faşist yönetimin de etkisi ile askeri vesayetin payandası olmuştur.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yaşanan bir gemi seyahati o günün şartlarını ve yönetim anlayışını ortaya koymakla birlikte bahriye zabitlerinin askerlik kavramını ne kadar doğru bir şekilde benimsediğini de göstermektedir. 
M. Celalettin Orhan, “Bir Bahriyelinin Anıları” isimli kitabında başta CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Kamâl Atatürk'le birlikte seyahat ettiği yakın arkadaşları Hamdullah Suphi Tanrıöver, Kel Ali, Sâlih Bozok ile birlikte Hamidiye Kruvazöründe geçen hatıralarını anlattığı kitabında insanı düşündürecek ilginç hususları dile getirmiştir.
Deniz Harp Okulunda Amiral Karl Dönitz’in hatıralarını okuturken bir de Celalettin Orhan’ın hatıralarına da göz gezdirmek gereklidir. Maalesef ne Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa ne de Müslüman Amiral Zheng He’den deniz subaylarının haberi yoktur. Zira faşist askeri eğitim hala genç bahriyeli öğrencilere zorla dayatılmaktadır.
Özellikle bazı CHP genel Başkanları ile ilgili efsanelerin ne kadar hayal ürünü, içi boş ve çürük olduğunu işte bu yolculuk ile ilgili hatıralardan değerlendirmeye çalışabiliriz.
Makalenin burasında Osmanlı Devletinde özellikle Bahriye zabitlerinin iyi bir eğitim aldıklarını ve çağdaşlarına göre oldukça cesur ve bilgili olduğunu söyleyebiliriz. Hatta günümüzde aydın olarak geçinen bir çok insandan en az yüz yıl ileride olduğu anlaşılacaktır. 
Bahriye Okulu Mezunu Necip Fazıl Kısakürek ve bahse konu kitaptaki hatıralar bunu ispatlamaktadır.
Hamidiye’de henüz Mülazım (Teğmen) olan M. Celalettin Orhan, diğer gemi zabitleri ile birlikte aynı zamanda Bahriye mektebi öğretmeni de olan Hamdullah Suphi’den (Tanrıöver) görüşme talep ederler. 
Subay salonunda gerçekleşen bu toplantılara daha sonra CHP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanının milletvekili olan arkadaşları da katılır.
Gemi zabitleri üç tarafı denizlere açılan ülkemizin güçlü bir donanmaya ihtiyacı olduğunu söylerler. Zira donanma bu dönemde çok ihmal edilmiştir. Fakat Milletvekilleri tam da o günün adamlarıdır. CHP’nin faşist parti politikalarına bağlıdırlar. Farklı seslere ve düşüncelere karşı kulaklarını tıkamışlardır.
CHP Milletvekilleri donanma zabitlerinin şahıslara olan bağlılıklarını test etmek için şu soruyu sorarlar:
“Bahriye demek Rauf (Orbay) demek midir?“
Soruya cevap vermesi için kitabın yazarı olan Mülazım Celalettin Orhan’a söz verirler. O da cevap vermeden önce soru ile karşılık verir:
“Kara ordusu demek Cumhurbaşkanı demek midir?” cevaben milletvekilleri “Yoksa bundan şüphe mi duyuyorsunuz” diyerek şahsa olan bağlılıklarını ifade edince; okkalı bir cevap alırlar. Orhan aynen şunları söyler:
“Şüphe etmiyor bilakis reddediyorum. Kara ordusundaki subay arkadaşlarımı böyle sakim (düşük, aşağılık) bir düşünceden tenzih ederim. Silahlı kuvvetler yalnız ve yalnız devletin emrindedir. Hiç birimiz şahısların emrinde olmayacak kadar karakter sahibiyiz”
Bu sözünün sonunda şu örneği de verir:
“Ordu sadece memleketin olup, hükümetin emrindedir. Hatta o kadar ki; meclis şimdi Cumhurreisini iskat edip tevkifini hükümete ve hükümette kumandanlığımıza emir etse, ben şahsen alacağım emri hiç düşünmeden yerine getiririm”
Tam bu sözü söylediği esnada üst güvertede Cumhurbaşkanı’nın gezindiği ve durduğunu fark ederler. Zira konuşulanları dikkatle dinlediği anlaşılmaktadır. Nitekim akşam yemeğinde neşesi kaçmış bir Cumhurreisi vardır. Yemeğe ve içki sofrasına kitabın yazarı Celalettin Orhan Teğmeni çağırır ve içki ısmarlar.
Bahriye zabiti nöbette olduğunu ve söyler içki içmez. İzin isteyip nöbeti devredince kadar müsaade ister. Daha sonra gelerek sofraya oturur ve Cumhurbaşkanı’nın şu sorusu ile karşılaşır: “Söyleyin bakalım, bugün mebus arkadaşlarla neler konuştunuz? Hani şu beni tevkif edeceğiniz vesaire hakkında…”
Bunun üzerine Orhan; büyük bir özgüvenle konuşulanları aktarır. Bu cevap karşısında Cumhurbaşkanı şu şekilde konuşmak zorunda kalır:
“Ordunun bir teğmeni kadar olgunlaşamamış olunmasının hayretleri içerisindeyim. Elbette Ordu şahısların peşlerinde olacak kadar küçülemez. Ne Bahriye Rauf ve ne de Kara ordumuz Cumhurreisi değildir ve hiçbir zaman da olmamalıdır, asla olmamalıdır, beyler” diyerek tebrik eder ve diğer gemi zabitleri ile de tanışmak istediğini söyler.
Bu sözün aslında zevahiri kurtarmak maksadı ile söylendiğini ancak belirli bir zaman geçince öğreniyoruz. Zira Cumhurbaşkanı bahse konu bahriye zabiti Orhan’ı sonraki meslek hayatında oldukça zor duruma düşürmüştür. Nihayetinde Orhan Donanmadan ayrılarak benimde içinde bulunduğum şartlara benzer şekilde ticaret gemilerinde çalışmak zorunda kalmıştır.
Hikayenin bu kısmını kitaba havale edip yakın tarih ile ilgili efsanelerin birçoğunun çöpe atılmasını gerektirecek çok sayıda bilginin bulunduğunu aktarmakla yetinelim.
Cumhurbaşkanı, gemi gezisinden sonra anı defterine:
“Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devletinin, Donanması da mühim ve büyük olmalıdır” der ve gemiden ayrılır. Ne yazık ki böyle yazmasına rağmen Genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak, dünya siyasetinden ve denizcilikten anlamayan bir kişidir. Donanmanın önemli olduğunu idrak edememiştir.
Bu dönemde donanma için tek bir çivi dahi çakılmamış dünyanın en büyük gelişmeleri denizcilikte yaşanırken şapka gibi kanunlarla kelle kesmekle uğraşılmıştır.
Bu dönemde ülkemiz üç tarafı denizlere açılan ve dört tarafı düşmanlarla çevrelenmiş sözünden hareketle savunma pozisyonu almıştır. Halbuki ülkemiz üç taraftan denizlere açılıp dünya ile komşu olmaktadır. Bu anlayış hala donanmamıza yerleştirilememiştir. Sebebi ise denizcilikten anlamayan fakat rakı sofralarında beyni uyuşmuş askerler yüzündendir. Generallerin 27 Nisan’da hükümete verdikleri muhtıranın benzerini yapmaya çalışan 104 amirale bu gözle bakmak gerekiyor.
Bu dönemde Yavuz zırhlısını dahi savaşa hazır hale getirmekte zorlanmış bir bahriyemiz vardır. Yavuz-Havuz davaları sonucunda donanmamız atıl bir vaziyete getirilir. Bu nedenle başta Ege denizi ve Kıbrıs olmak üzere yüzyıllarca vatan toprağı olarak kalmış adalarımız başkalarının eline geçmiştir.
Nedense bu konuda amiraller tek kelime konuşmaz. Vatan topraklarında egemenlik haklarımızı pekiştirmek istediğimizde ülke menfaatleri yerine Batı’nın uşaklığını yapmaktan hiç utanmazlar. Ölümüne Batı menfaatlerini korumaya çalışıp Lozan ve Montrö’de kısıtlanmış haklarımızı geri alma mücadelesinde ülkemize büyük zarar vermektedirler.
Artık Türkiye dünyanın en önemli silah araç gereçlerini hatta uçak gemisi üretir hale geldi. Dünyanın en modern denizaltı ve savaş gemilerini üreten tersanelere sahibiz. Elbette bunlar durup dururken olmadı. Hükümetimiz sadece donanma konusunda değil milli savunma sanayinin gelişmesinde büyük rol oynadı. SİHA’larımız düşman çatlatacak seviyeye ulaşmıştır.
Yapılan icraatlar dostlara güven ve moral düşmanlara ise korku ve moral bozukluğu vermektedir. Fakat bir konuda büyük bir ihmal vardır. O husus da şudur:
 “Şahıslara bağlı olmak ve özellikle silahlı kuvvetlerin ideolojik yaklaşımlardan korunması” konusunda ilerleme sağladığımız söylenemez.
İşte kiliclarini çekerek askeri hiyerarşi ve yemini reddederek şekilde kalkışma içine giren 70-80 teğmenin yaptığı tam da basit bir darbe provasıdir.
Feto örgütünün kullandığı söylemlerle birebir aynı konuşma dilini kullanan bu tegmenlere askeri ceza kanunu hükümleri ivedilikle uygulanmak zorundadır.
Bu ordu şahısların değil bu milletin ordusudur. Faşizm ve ideolojik kavgaların içine girmiş bir zabıta kadrosundan bu vatana hiçbir hayır gelmez.
Neredeyse 100 yıl önce Celalettin Orhan’ın milletvekillerine verdiği dersten çok az kimse nasibini almıştır. Hala tek parti hükümetleri cilalanıp parlatılarak genç dimağlara anlatılmaktadır. Özellikle askeri okullar faşist eğitim anlayışından uzaklaştırılamamıştır.
Bilakis yakın tarih efsanelerine yenileri katılarak insanı putlaştırmanın yeni versiyonları piyasaya sürülmektedir. İktidara ulaşmayı askeriyeyi ele geçirip darbe yapmakta gören darbeci ve Fetocu zihniyet; hala boş durmamaktadır. Darbe yapmak için her fırsatı değerlendirmeye çalışan bu odaklar 15 Temmuz’da yemiş oldukları tokadın acısını çıkarmak için her türlü şer odakları ve ABD ile işbirliklerini sürdürmektedirler.
Fakat bu tegmenler ve işbirlikçisi darbeciler bilsin ki; artık halkımız akıllandı ve artık eskiden olduğu gibi “gelene ağam gidene paşam” demekten vaz geçmiştir. Bir darbe kalkışması olduğunda Feto’culara yapıldığı gibi donuna kadar soyulup hapse tıkılmaz. Halkımız bu darbeci ve faşist kalkışmacılari cehennemin dibine gönderilecektir, vesselam…

DİĞER YAZILARI Bursa Nutku ve Askerî Darbeler 01-01-1970 03:00 İsyancı Teğmenlerin Ağlamaya Hakkı Yoktur 01-01-1970 03:00 Faiz ve Riba Helal Değildir 01-01-1970 03:00 Devlet serbest piyasa ekonomisini gerçekleştirmelidir 01-01-1970 03:00 En Güzel Yazılar Hangisi? 01-01-1970 03:00 CHP TURNUSOL KAĞIDIDIR 01-01-1970 03:00 Tevekkül Etmek Üzerine 01-01-1970 03:00 Amerikalı Kadınlardan Ders Alınmalı 01-01-1970 03:00 İnsanlık Tarihinde Yaşanan Döngüler ve İktisat Biliminin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Siyaset ve İnsanın Asli Vazifesi Siyaset bilimi, yönetim bilimidir. 01-01-1970 03:00 DİNİN BAŞI NEDİR? 01-01-1970 03:00 Bir Büyük Amiralin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 2000’li Yıllarda Risale-i Nurların Neşri Nasıl Olmalıdır? 01-01-1970 03:00 Erzurumlu Şalcı Bacı ve Jeanne d’Arc 01-01-1970 03:00 Özgürlükler Bitti Mi? 01-01-1970 03:00 Kara Harp Okulu Darbe Karargahı oldu 01-01-1970 03:00 Kadın ve erkekler eşit değildir 01-01-1970 03:00 Erdoğan 28 Şubat Başörtüsü Problemini Nasıl Çözdü! 01-01-1970 03:00 Darbeci askerlerle mücadelemiz hâlâ devam ediyor 01-01-1970 03:00 Asker kalkışması ve Kraliyet askerleri 01-01-1970 03:00 BÜYÜK LOKMA YE FAKAT BÜYÜK KONUŞMA 01-01-1970 03:00 Bu ordu şunun bunun değil milletimizin ordusudur 01-01-1970 03:00 CHP Babandiga'nın Ordusunu İstiyor 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı ve Sonu 01-01-1970 03:00 Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ahde Vefa Duygusu 01-01-1970 03:00 Asker Devrim Darbe 01-01-1970 03:00 1982 Anayasası hukuksuz olduğu için hükümsüzdür 01-01-1970 03:00 Müslümanların zengin olması için... 01-01-1970 03:00 İstikbal İslamdadir 01-01-1970 03:00 Kur'ân'da Lut Kavmi ile ilgili ayetler 01-01-1970 03:00 Siyaset insanı âsli vazifesinden uzaklaştırır. 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi Cumhuriyet ve Laiklik Hakkında Neler Söyledi 01-01-1970 03:00 Faşist Cumhuriyet ile Demokratik Cumhuriyet Arasındaki Farklar 01-01-1970 03:00 Devlet Savunma Sanayine kaynak Ahanda size en güzel kaynak teklifi... 01-01-1970 03:00 Milli Mücadelenin Gerçek Kahramanları 01-01-1970 03:00 Felsefe ve Nübüvvet Yolu Mukayesesi 01-01-1970 03:00 Sivil Toplum ve Devlet 01-01-1970 03:00 Bir Bahriye Subayının 100 Yıl Önce Verdiği Ders 01-01-1970 03:00 Kuantum Fiziği ve Materyalizm 01-01-1970 03:00 CHP İlkeleri ve Altı Ok Nedir? 01-01-1970 03:00 GÖKYÜZÜ ve YERYÜZÜ   01-01-1970 03:00 Ayasofya Niçin Önemlidir? Milli yeminimiz Lozan’da paramparça edildi 01-01-1970 03:00 ABD’li Embedded Subaylar ve Görevleri 01-01-1970 03:00 Cemel Vakası ve Sıffin Savaşı 01-01-1970 03:00 Bugün 27 Mayıs  01-01-1970 03:00 Erdoğan Affı 01-01-1970 03:00 Malikiyet ve Serbestiyet Devri 01-01-1970 03:00 Dünyanın en disiplinli ordusu! 01-01-1970 03:00 Erdoğan Silahlı Kuvvetleri İyi Yönetemiyor 01-01-1970 03:00 Müslumanlarin ve materyalistlerin ölüm sonrasına bakışı 01-01-1970 03:00 CHP neden kazandı? 01-01-1970 03:00 Allah İsminin Yüceltilmesi  01-01-1970 03:00 Ramazan Ayında ne yapmalı? 01-01-1970 03:00 28 Şubat Muz Cumhuriyeti 01-01-1970 03:00 Bir tane ordumuz var 01-01-1970 03:00 Tuzla Piyade Okulu’nda darbeci tehdit 01-01-1970 03:00 Türk Silahlı Kuvvetlerinde Darbeci Gelenek Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Tarikatlar Hakkında  01-01-1970 03:00 Hükûmetten kimse lütuf beklemiyor görevini yapsın yeter 01-01-1970 03:00 İnsanlı Ay Yolculuğunda Son Durum 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi İsmi İle Çağrılmak İster 01-01-1970 03:00 Gerçek Savaş Gazisi Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Le Monde'ye göre Türkiye'deki darbe kalkişması 01-01-1970 03:00 Ordumuzda darbeci kalkışma dalga dalga yayılıyor 01-01-1970 03:00 Atatürk’ün ve Erdelhun'un Nutukları 01-01-1970 03:00 2.Abdülhamid'in Putlaştırılması 01-01-1970 03:00 Meçhul asker anıtları ve şehitlere vefa borcu 01-01-1970 03:00 Türkiye'de ve Dünyada Faşizm Nasıl Ortaya Çıktı? 01-01-1970 03:00 Mısır, İsrail ve Yemen ile ilgili kısa hatıralar 01-01-1970 03:00 Rüşdü Erdelhun’un darbeci askerlere karşı nutku ve darbe karargahinin Kara Harp Okulundan Tuzla Piyade Okuluna taşinmasi 01-01-1970 03:00 Faşist Darbeci Kalkışma Yeniden Hortladı 01-01-1970 03:00 Yeni Askeri Darbe Hazırlığı  01-01-1970 03:00 Birlik ve beraberliği nasıl sağlayabiliriz? 01-01-1970 03:00 Zekât ve Ekonomi 01-01-1970 03:00 Nasihatler niçin tesir etmiyor? 01-01-1970 03:00 Sonsuzluk Ülkesindeki Gerçek Hayat  01-01-1970 03:00 Hamas Sorgulanmalıdır 01-01-1970 03:00 Türkiye'deki Arap Düşmanlığının Sebebi Nedir? 01-01-1970 03:00 Cifir İlmi ve Ebced Hesabı Nedir? 01-01-1970 03:00 En güzel eserleri nerede buldum? 01-01-1970 03:00 Filistin Müslümanların uyanışına vesile olacak 01-01-1970 03:00 Susun ve sessiz kalın! 01-01-1970 03:00 Hayber ve Allah’ın Arslanı 01-01-1970 03:00 Polemik ve İcraat Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye nin şu andaki en büyük polemik ustasidir. 01-01-1970 03:00 Müslümanların en önemli ihtiyaçları 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi kimdir? 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İslâmi Yönetim Şeklidir 01-01-1970 03:00 Bu çürümüş kemik parçalarını kim diriltecek? 01-01-1970 03:00 Trump'ın Çaldığı Dosyalar ve 11 Eylül 01-01-1970 03:00 Ne mutlu namazımı kılıyorum diyene! 01-01-1970 03:00 Kemal mi Kamâl mı ? Hangisi doğru? 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman' a dil uzatanlar hakkında Meyveli ağaç taşlanır, bir deyimimizdir. 01-01-1970 03:00 Ordunun Şerefi Kime Aittir? 01-01-1970 03:00 İki sene önce Yeni Akit Gazetesindeki veda yazım. 01-01-1970 03:00 Kayıt Dışı Ekonomi Kalkınmaya Engeldir 01-01-1970 03:00 İnsanlar niçin yaratılmıştır? 01-01-1970 03:00 Hutbe konusunda en önemli husus nedir? 01-01-1970 03:00 Karpuz seçmiyor yönetici seçiyoruz 01-01-1970 03:00 Ay yerine nereye gittiler? 01-01-1970 03:00 Hürriyet ve Sevad-ı Azam Kavramı 01-01-1970 03:00 Mazdek Kavatından Feto'ya geldik 01-01-1970 03:00 15 Temmuz 2016 ile 28 Şubat İlişkisi 01-01-1970 03:00 Hutbenin aslı Arapçadır 01-01-1970 03:00 Dünya Başkenti İstanbul 01-01-1970 03:00 Dünya Başkenti İstanbul 01-01-1970 03:00 Alemi İslâm ın ve sizin Kurban bayramınızı bütün ruh u canımla tebrik ederim. 01-01-1970 03:00 Hilal ve Yıldız Yüzyılı 01-01-1970 03:00 Bilinmesi gereken en önemli husus nedir? Kat'iyen bil ki; 01-01-1970 03:00 Faşist CHP'nin Dayattığı Uydurma Tarih Son zamanlarda sık sık dile getirilen 01-01-1970 03:00 Türkiye Siyasi Hayatında Karakaşi-Kapani Kavgası 01-01-1970 03:00 Türkiye Yunanistan Savaşı 01-01-1970 03:00 Artık topa girmek gerekmez mi? 01-01-1970 03:00 Rüşdü Erdelhun ve darbeci faşistler 01-01-1970 03:00 Sabetay Aşiretinden Kurtulmamız Gerekiyor 01-01-1970 03:00 Allah’ın güzel isimleri 01-01-1970 03:00 Oyumuzu kullanırken dikkat edeceğimiz hususlar 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz 01-01-1970 03:00 Türkiye'de namaz ibadeti 01-01-1970 03:00 Başarı Milletin Malıdır Şahıslara Yüklenemez 01-01-1970 03:00 Biz namaz kılanlardan değildik 01-01-1970 03:00 Günahsız hükümet olur mu 01-01-1970 03:00 Rusya Ukrayna Savaşı ve Müslüman Dünyasına Etkileri 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman Said Nursi’ye karşı yapılan haksızlıklar 01-01-1970 03:00 Muslümanlara Karşı Şia ve Vahhabi Kıskacı 01-01-1970 03:00 Dinde siyaset ve yöneticilik var mıdır? 01-01-1970 03:00 Deprem gibi afetlerin gerçek sebebi nedir? 01-01-1970 03:00 Nevruz nedir? Nevruza nasıl bakmak gerekir? 01-01-1970 03:00 Para basma hikayesidir nedir? 01-01-1970 03:00 Deprem ve Hikmetleri 01-01-1970 03:00 Deprem ABD işi değildir 01-01-1970 03:00 Ailenin korunması için hükumetin sorumlulukları 01-01-1970 03:00 Ordudaki dindar düşmanları ile mücadelemiz bitmedi 01-01-1970 03:00 Gaspçı Devlet Olur Mu? 01-01-1970 03:00 Kur'an okumanın fazileti 01-01-1970 03:00 Lozan’a giden yolda İngiltere'nin ikiyüzlü politikası 01-01-1970 03:00 Feto Büyücüsünün Marifetleri!... 01-01-1970 03:00 Salavat Nedir ve Ne İçin Okunur? 01-01-1970 03:00 Sabetay tarikatı ve Feto 01-01-1970 03:00 Avrupa'nın çıplak ayaklı çocuk köleleri 01-01-1970 03:00 Katiline âşık olan insanlar 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin kurucu ilkeleri nelerdir? 01-01-1970 03:00 Demokrasi neden saltanattan üstündür 01-01-1970 03:00 CHP olmasaydı ne hale düşerdik? 01-01-1970 03:00 Mecliste Generali Öldürdüler 01-01-1970 03:00 Feto denilen İslam düşmanını tanıyalım FETO’nün üç yüzünü göremeyen, 01-01-1970 03:00 Doğu Türkistan ve Çin Müslümanları 01-01-1970 03:00 Demokrasi ve hürriyet fitne midir? 01-01-1970 03:00 Fırtınanın Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Yılbaşının Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Şah Kavat'tan günümüze muta nikahı 01-01-1970 03:00 Paris Elçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Kanal Raporu 01-01-1970 03:00 Serbest piyasa ve devletin fiyatlara müdahale etmesi 01-01-1970 03:00 2022 Türkiye'nin ekonomi ve teknolojide en hızlı yükseliş dönemi oldu 01-01-1970 03:00 92 Yıl önce Menemen 'de ne oldu? 01-01-1970 03:00 Yakamoz nedir? 01-01-1970 03:00 Kadına karşı şiddetin en önemli sebebi 01-01-1970 03:00 Niçin memur olmaya can atıyoruz 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman'ın Eyalet Sistemi Hakkındaki Düşünceleri 01-01-1970 03:00 Zincir marketler ve serbest piyasa mekanizması 01-01-1970 03:00 Devletin fiyatlara müdahalesi caiz midir? 01-01-1970 03:00 Üzülme Allah İnanlarla Beraberdir 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ismi nereden geliyor? 01-01-1970 03:00 Siyasi mülahazalar ve Ak Parti niçin desteklenmelidir? 01-01-1970 03:00 SEVGİ VE MUHABBET ÜZERİNE... 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman’ın dinsiz siyasete bakışı 01-01-1970 03:00 HELÂL DAİREDE YAŞAMAK VE FAİZ 01-01-1970 03:00