
Sapanca’ya Hizmet Yarışı mı, Siyasi Konjonktürün Geçici Rüzgârı mı?
Yıllardır köşe yazılarımda Sakarya’nın ilçeleri arasındaki yatırım ve hizmet dağılımındaki eşitsizlikleri dile getirdim. Özellikle Sapanca’nın, sahip olduğu turizm potansiyeline rağmen hak ettiği yatırımları alamadığını; buna karşın bazı ilçelerin adeta ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu defalarca yazdım.
Bu çerçevede en çok Serdivan ile Sapanca’yı mukayese ettim. Çünkü rakamlar, projeler ve yatırım hacimleri incelendiğinde ortaya çıkan tablo nettir: Serdivan’a gösterilen kamusal ilgi ile Sapanca’ya gösterilen ilgi arasında uzun yıllardır ciddi bir fark bulunmaktadır. Bu durumun tesadüf mü, yoksa görünmeyen bir siyasi ve bürokratik “diaspora” etkisi mi olduğu sorusunu kamuoyu adına sormaktan geri durmadım.
Ne olduysa oldu…
Bugünlerde birdenbire Sapanca’ya yönelik yatırım haberleri gazetelerin manşetlerini süslemeye başladı. Meydan projeleri, sosyal alanlar, spor tesisleri ve yeni yatırımlar peş peşe kamuoyuna servis ediliyor. Elbette Sapanca’ya yapılacak her hizmet değerlidir; ancak siyaset biliminde zamanlama her zaman en önemli göstergelerden biridir.
Tam da bu noktada dikkat çekici bir gelişme yaşandı: 26–28 Haziran tarihlerinde AK Parti Geleneksel İstişare ve Değerlendirme Kampı’nın Sapanca’da gerçekleştirileceği ve toplantıya Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık edeceği açıklandı.
İşte asıl soru burada başlamaktadır:
Acaba Sapanca’ya yönelik bu ani hizmet seferberliği, ilçenin gerçek ihtiyaçlarından mı kaynaklanmaktadır; yoksa Türkiye’nin ve iktidarın en üst düzey toplantısına ev sahipliği yapacak olmasının getirdiği geçici bir vitrinden mi ibarettir?
Kamu yönetiminin temel ilkelerinden biri sürdürülebilirliktir. Yatırımlar siyasi takvimlere göre değil, toplumsal ihtiyaçlara göre planlanmalıdır. Eğer bir ilçeye yapılacak hizmetler ancak üst düzey siyasi programlar öncesinde hız kazanıyorsa, burada sorgulanması gereken şey yatırımın kendisi değil, yatırım anlayışıdır.
Bugün Sapanca’ya ikinci meydan yapılacağı açıklanıyor. Elbette desteklenmelidir. Ancak kamuoyu şu soruyu sormakta haklıdır: Sapanca bu yatırımları hak etmek için neden yıllarca bekledi? Turizmin göz bebeği olan, milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bir ilçenin ihtiyaçları bugüne kadar neden ikinci plana atıldı?
Daha da önemlisi, Sapanca Belediyesi’nin CHP’li olmasıyla birlikte ortaya çıkan siyasi denge değişikliği, hizmet anlayışını da mı değiştirmiştir? Eğer öyleyse, hizmetin partilere göre şekillendiği algısı demokrasinin ruhuna zarar verir. Kamu hizmeti siyasi aidiyetlere göre değil, vatandaşlık hukukuna göre sunulmalıdır.
Bugün verilen müjdeleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak tecrübeler bize göstermiştir ki bazı yatırımların ömrü, manşetlerin ömrü kadar kısa olabilmektedir. Bu nedenle temennimiz, Sapanca’nın bir siyasi vitrin olarak değil, kalıcı kalkınma perspektifiyle ele alınmasıdır.
Benim kanaatim şudur: Bu hizmet söylemlerinin gerçek sınavı, AK Parti kampı sona erdikten sonra başlayacaktır. Eğer projeler aynı kararlılıkla devam eder, bütçeler ayrılır ve yatırımlar hayata geçirilirse kamuoyu bunu takdir edecektir. Aksi halde bugün atılan manşetler, yarının unutulmuş vaatleri arasında yerini alacaktır.
Yanılmayı isterim.
Çünkü Sapanca’nın ihtiyacı olan şey geçici ilgi değil, kalıcı hizmettir.
Eğer yanılırsam da bu köşeden kamuoyu önünde özür dilemekten asla çekinmem.