DENGE TERAZİSİ: KİMSE YAŞATTIĞINI YAŞAMADAN ÖLMEZ

Elif ÇELİK (Araştırmacı Şair & Yazar)

21-09-2026 16:25

DENGE TERAZİSİ: KİMSE YAŞATTIĞINI YAŞAMADAN ÖLMEZ
Hayat, bazen insanın içinde kaybolduğu tuhaf bir döngüden ibarettir. Kimi zaman ne yaşadığımızı, neden bu halde olduğumuzu sorguladığımız anlar olur. Peki, sizce bize böyle hissettirenler kimlerdir?
Maalesef yine insanlar... Empati kurmadan, düşünmeden, tartmadan akıllarına geleni söyledikleri için; karşısındakini ne kadar kırdıklarının ya da öfkelendirdiklerinin farkında olmayabilirler. Peki, bu döngü hep mi bize döner dolaşır? Siz bunu düşünürken, ben kendi düşüncemi paylaşacağım.
Hayır.
Başlıktan da anlaşılacağı gibi; kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Hayat, dengesi şaşmayan bir terazi gibidir. Siz ne kadar "İmkânsız, ona bir şey olmaz; yine üzülen, kırılan ve öfkesiyle kalan ben oldum" diye düşünseniz de, hiç ummadığınız bir anda o insanlar size yaşattıklarını bizzat yaşarlar. Biz buna "İlahi Adalet" diyoruz. İlahi adalet denen şey iyi ki var, öyle değil mi?
Peki, bizi bu raddeye getiren, hatta beddua edecek noktaya ulaştıran sebepler nedir? Bana göre sebeplerin en önemlisi: Samimiyet. Belki çok alakasız görünüyor olabilir ama gerçekten her şey o "aşırı" samimiyetle alakalı. Birisiyle çok samimi olduğunuzda, "can ciğer" olduğunuzda; maalesef o samimiyet bir süre sonra aşırılığa kaçıp size vurulacak büyük bir darbenin habercisi oluyor. Genelde herkes, en çok samimiyet kurduğu kişiden darbe yer.
Diğer bir konu ise denge. Hayatta her şeyi dengede tutmamız lazım: Çalışmamızı, karşımızdakiyle olan samimiyetimizi ve daha nice örneği... Maalesef bu dengeyi bozan şeylerden biri de "Hayır" diyememektir. Oysa "Hayır" demek ayıp bir şey değildir; aksine kendinizi koruma altına alabildiğiniz en güçlü kelimedir.
Peki, bu konuların "Kimse yaşattığını yaşamadan ölmez" sözüyle ne alakası var diyenler için açıklayayım: Çünkü size yapılanlar, sustuklarınız, "Hayır" diyemediğiniz için altında ezildiğiniz olaylar ve fazla samimiyetten dolayı dışlandığınız o anlar, gün gelir bir şekilde sahibini bulur.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Kimse bir insanın kalbinde bıraktığı o burukluğu, kendisi de aynı duyguyu tatmadan öğrenemez. İnsanlar zihnimizde yaptıklarıyla değil, kalbimizde hissettirdikleriyle kalır.

DİĞER YAZILARI Hayat Kısa... Peki Ya Sonrası? 01-01-1970 03:00 Kardeşlik Kan Bağı mı Gerektirir? 01-01-1970 03:00 Yaşama Sevincimizi Neden  Kaybediyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsanların Düşüncesinin Önemi Olmayan Dönem: Yapay Zeka Çağı 01-01-1970 03:00 İbret Al 01-01-1970 03:00 Kendi Ağacının Gölgesinde Büyümek 01-01-1970 03:00 Tarihten Bir Kesit: Rol Modelimiz Kim, Düşündük mü? 01-01-1970 03:00 Kalıplara Sığmayan Başarılar Elde Edin 01-01-1970 03:00 Ayna 01-01-1970 03:00 EMEĞE SAYGISI OLMAYANIN KENDİNE SAYGISI YOKTUR 01-01-1970 03:00 GÖLGE ALTINDA KALAN İYİ NİYETLER 01-01-1970 03:00 Al Bayrak 01-01-1970 03:00 Gökyüzü Kan Ağlıyor 01-01-1970 03:00 Ümitsizlik ve Güvensizlik: Kendi Kapasitemizin Farkında mıyız? 01-01-1970 03:00 Ruha Dokunmanın Yaşı Yoktur 01-01-1970 03:00 ÜZÜNTÜ HER ŞEYE BEDEL MİDİR? 01-01-1970 03:00 HER ŞEYE RAĞMEN VAZGEÇMEMEK 01-01-1970 03:00 Dijital Dünyada Sahte Yakınlıklar 01-01-1970 03:00 Dal İnançla Yeşerir 01-01-1970 03:00 Kendi Değersizliğini Başkalarının Sırtından Örtenler 01-01-1970 03:00 YARIM BIRAKILAN HAYALLER 01-01-1970 03:00 ÜNVAN GELİR, İNSAN GİDER 01-01-1970 03:00 Elalem Ne Der? 01-01-1970 03:00 DIŞARIDAN GELEN GÜRÜLTÜYE RAĞMEN İÇERİDEKİ HUZUR 01-01-1970 03:00