Duruşu Olan İnsan Yalnız Kalmaktan Korkmaz
Adamlık Güce Değil, İlkeye Bağlılıktır.
Adam gibi Adam olmak, bir gruba ait olmakla, ya da güçlü görünen tarafın yanında saf tutmakla ölçülmez. Adam olmak; şartlar ne olursa olsun bir duruşa, bir ilkeye ve bir karaktere sahip olabilmektir. Çünkü aidiyetler değişebilir, çıkar dengeleri bozulabilir, kalabalıklar dağılabilir. Ancak sağlam bir duruş, kişinin en zor zamanlarda ortaya çıkan gerçek kimliğidir.
Günümüzde birçok insan gücü hakikatte değil, sayılarda arıyor. Kalabalık olmayı haklı olmakla karıştıranlar, ilkeleri değil menfaatleri merkeze koyanlar her dönemde var olmuştur. Oysa tarih bize göstermektedir ki toplumları ileri taşıyanlar, çoğunluğun peşine takılanlar değil; gerektiğinde yalnız kalmayı göze alarak doğruların yanında duranlardır.
Bir duruş sahibi olmak, rüzgârın yönüne göre fikir değiştirmemektir. Makam karşısında eğilmemek, çıkar uğruna susmamak, baskı karşısında geri adım atmamak ve hakikati savunabilmektir. Çünkü karakter, rahat zamanların değil; zor dönemlerin ürünüdür. İnsanların gerçek yüzü, menfaatlerin çatıştığı anlarda ortaya çıkar.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni gruplar, yeni kutuplaşmalar ya da yeni taraftarlıklar değildir. İhtiyaç duyulan şey; ilkesini menfaatine kurban etmeyen, doğruları kişilere göre değil değerlere göre savunan, omurgalı insanlardır. Kalabalıkların alkışı geçicidir; fakat onurlu bir duruşun bıraktığı iz kalıcıdır.
Bu nedenle mesele hangi grubun içinde olduğunuz değil, hangi değerlerin arkasında durduğunuzdur. Dik durabilenlere, doğrularından vazgeçmeyenlere, menfaat karşısında karakterini koruyabilenlere selam olsun.