Bazıları Sahip Değiştirir, Karakter Değil
Bir zamanlar mahallenin kenarında, aç bırakılmış bir it vardı. Her akşam bizim eve doğru havlar, diş gösterir, sanki düşmanını seçmiş gibi saldırganlaşırdı. Mahalledekiler korkardı; kimi taş atar, kimi küfrederdi. Biz ise bir kap yemek verdik. Sonra kapıyı açtık, içeri aldık. O gün havlaması sustu sandık.
Ama mesele açlık değildi. Mesele karakterdi.
Çünkü ertesi gün aynı it, bu kez karşı eve dönüp havlamaya başladı. Dün bize diş gösteren, bugün başkasına gösteriyordu. Değişen yalnızca hedefti.
Toplumların en büyük yanılgısı da budur: Sadakati merhametle satın alabileceklerini sanırlar. Oysa bazı yapılar, beslendikçe yumuşamaz; yalnızca güç kazanır. Dün saldırdığı kapının önünde kemik bulanlar, bugün başka kapılara öfke kusar. Çünkü alışkanlık hâline gelmiş saldırganlık, sahip değiştirse bile huy değiştirmez.
Sosyolojik açıdan bakıldığında bu durum, çıkar ilişkileriyle şekillenen aidiyetlerin en ilkel örneğidir. Karakteri olmayan bağlılık, menfaatin yönüne döner. Bugün sizi savunanın yarın size saldırmayacağının garantisi yoktur. Çünkü değerle değil, ihtiyaçla bağ kuran her yapı; doyduğu anda yeni bir hedef arar.
Mahalle sustu. İt yine havlıyordu. Sadece yön değiştirmişti.