BODRUM BODRUM… 
SEN KİMLERİ YUTTUN?

Haber kapıya kadar geldi. Peki neden ekranın önünde kaldı?

Bugün tarafsız ve bağımsız habercilik yaptığını söyleyenlere bir sorumuz var.
Biz size geldik.
Kapılarınızı çaldık.
Dosyamızı anlattık.
Belgelerimizi gösterdik.
Mağdurları anlattık.
Basın açıklaması yaptık.
Haber ajanslarında haber olduk.

Yerel basında yer aldık.
Ama televizyon ekranına bir türlü çıkamadık.

Hatta bir dönem FOX adıyla yayın yapan kanalın kapısına kadar gittik.
Görüştük.
Anlattık.
Dinlendik.
Sonra?
Sessizlik.
Telefonlar açılmadı.
Geri dönüşler kesildi.
Ve haber, ekranın eşiğinde kaldı.

Şimdi soruyoruz:
Bu tarafsız habercilik mi?
Elbette her haberin yayınlanıp yayınlanmayacağına yayın kuruluşları karar verir.
Buna saygımız var.
Ama gazeteciliğin temel görevi, özellikle kamu yararı taşıyan bir iddiayı dinlemek, araştırmak ve gerçeği ortaya çıkarmaya çalışmak değil midir?

Peki biz neden dinlenmedik?
Neden basın açıklaması yaptığımız yere gelinmedi?
Neden mağdurlarla konuşulmadı?

Neden belgeler incelenmedi?
Neden konu ekranlarda araştırılmadı?

Ve insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Basının ilgisini çekebilmek için ne yapmamız gerekiyordu?

Bir şov mu yapmalıydık?
Bağırıp çağırmalı mıydık?
Gerçekleri biraz süslemeli miydik?

Daha büyük manşetler atmalı mıydık?

Daha sansasyonel bir hikâye mi anlatmalıydık?
Gerçeklerden ne kadar uzaklaşmamız gerekiyordu ki ekranlara yaklaşabilelim?
İşte bunu anlamakta zorlanıyoruz.
Çünkü bizim elimizde şov yok.

Bizim elimizde insanların yaşadıkları var.
Sözleşmeler var.
Belgeler var.
Yıllardır cevabını bekleyen sorular var.
Ve en önemlisi, mağdurlar var.

49 yıllık kullanım hakkımız var. 

Biz kimseden taraf olmasını istemiyoruz.
Tam tersine, tarafsız olunmasını istiyoruz.
Bize inanmayın.
Karşımızdakine de peşinen inanmayın.
Araştırın.
Belgeleri isteyin.
Kayıtları karşılaştırın.
Mağdurları dinleyin.
Diğer tarafı dinleyin.
Sonra haberinizi yapın.
Eğer anlattıklarımız doğru değilse, bunu da yazın.
Eğer belgelerimiz yetersizse, bunu da söyleyin.
Ama hiç dinlemeden, hiç araştırmadan, hiç gelmeden bir dosyanın ekran dışında kalması bize şu soruyu sorduruyor:

“Televizyonda görünür olmak için gerçeğin yetmediği bir noktaya mı geldik?”

Bodrum Bodrum…
Sen sadece betonları mı yuttun?

Yoksa insanların yıllardır anlattığı hikâyeleri de mi?
Biz hâlâ aynı yerdeyiz.
Kimseyi suçlamıyoruz.
Kimsenin hakkında hüküm vermiyoruz.

Sadece soruyoruz.
Haber neden yapılmadı?
Neden mağdur dinlenmedi?
Neden basın açıklamasına gelinmedi?

Ve en önemlisi:
Bu dosyanın ekranlara ulaşmasının önünde ne vardı?

Belki cevabı çok basittir.
Belki hiçbir engel yoktu.
Belki yalnızca bir editoryal tercihti.

O halde bunu bilmek de bizim hakkımız.
Çünkü tarafsız habercilik, yalnızca haber yapmak değil; bazen neden haber yapılmadığını da sorgulayabilmektir.

Bodrum Bodrum…
Bu kez senden bir şey istemiyoruz.

Dosyamız neden bir yıl bizi temsil eden vekilin elinde tutuldu? 

SADECE GERÇEKLERİN  KONULMASINA İZİN VER. 

GERÇEK YETERİNCE BÜYÜKSE, ŞOVA NEDEN İHTİYAC OLSUN?