ULUSAL EGEMENLİĞİMİZİN DEĞERİ
CUMHURİYETÇİLİK Mustafa Kemal Atatürk’ün ödün vermediği temel ilkedir.
Cumhuriyetçilik ilkesi; Milliyetçilik, Halkçılık ve Lâiklik ile iç içe, toplumun millileşme, millet olma bilincine erişmiş olmasının bir sonucudur.
Cumhuriyetçilikte egemenliğin kaynağı millettir.
" Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir "
M.K. Atatürk
DEMOKRASİ ise toplum içinde değişik düşünce ve fikirlerin serbestçe temsil edilmesi ve kişilerin bunlardan dilediklerine taraf olması esasına dayanır. Bununda uygulanabildiği en iyi sistem Cumhuriyet sistemidir. Yani Demokrasi ile Cumhuriyet iç içe birbirinden ayrılmaz bir bütündür.
Türkiye Cumhuriyeti rejimin gereği halkın kendi temsilcilerini temsili demokrasi esasına göre belli bir süre için seçmesi ve dilediğinde onları değiştirmesidir.
Temsil sistemi, milli egemenlik anlayışı açısından bir zorunluluktur. Milli egemenlik teorisinde, millet adına irade açıklayacak temsilcilere (milletvekili) ihtiyaç vardır.
Cumhuriyette yönetime çoğunluk egemen olması gerekir. TBMM de çok sayıda temsilci bulunduran siyasi oluşum millet adına iradeyi ele alır.
Cumhuriyet yönetimlerinin temel ilkelerinden biri de devletin Yasama, Yürütme ve Yargı (3Y) güçlerinin birbirinden ayrı bağımsız olması anlamına gelen kuvvetler ayrılığıdır.
Cumhuriyet devleti bir hukuk devletidir.
****
Millet kendi yöneticilerini belli bir süre için seçer, denetler ve gerektiğinde de değiştirir.
Türkiye Cumhuriyeti 23 yıl önce seçtiği kendi iradesini yansıtacak siyasi otoritelerden bugün vazgeçmiştir. Karşı koyuyor olmasına rağmen, yönetmesini istemediği otorite temsilcilerle millet yönetilmeye zorlanıyor.
Son yapılan yerel seçimde millet, muhalefetteki partiyi iktidara lâyık görmüştür. Millet bu görüşünü son zamanlarda yaşanan mitinglerde açıkça ortaya koymaktadır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise; millete kulak verilip sandık halkın önüne hemen getirilmelidir.
Millet her alanda demokrasinin yok olmasından, yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığının ortadan kaybolmasından, güvenlik sisteminin milleti korumadığından şikayetçidir. Devlet kurumları millet adına değil belli güçlü odaklar lehine davranır olmuştur. Ekonomik yönden ülke ve vatandaşlar sefalete sürüklenmiştir. Eğitim, sağlık, mülkiyet, çalışma vs birçok hak güvencelerini kaybetmişlerdir.
Başkanlık hükümet sistemi iflâs etmiştir.
Kısacası millet egemen olmadığı, egemenliğini kaybettği bir ortamda yaşamaya çalışmaktadır. Milletin egemenliği elinden alınmıştır.
Bu böyle gitmez! Bu durum umuyorum en kısa zamanda değişecek, aslına, gerçeğine dönecektir.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının105. Yıl dönümü, egemenliğin saraydan alınıp halka verildiği, bu milletin bağımsızlık iradesini ve özgürlüğünü bütün dünyaya ilân ettiği, Lâik, Demokratik, Cumhuriyet'in mühürünün bizzat halk tarafından vurulduğu ilk ve en önemli adımıdır.
Geleceğimizin garantisi çocuklarımızın özgür, eşit ve adil bir ülkede yaşadığı; demokrasinin tüm kurumlarıyla işlediği bir Türkiye umuduyla..
Gazi Meclisimizin açılışının 105. yılında Atatürk'ü ve demokrasiye inanan kurucu iradeyi saygıyla anıyoruz.
HALKIN KENDİ İRADESİNİ ELE ALIŞININ 105. YILI, 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN.
Esma Müjgan Çelikkol/ 23 .04.2025