
KANTO KADINLARINDIR
İlk popüler müziğimiz” olan KANTO müzikli tiyatro, tuluat tiyatrolarında doğar. Tamamen doğaçlamaya dayalı olan ve döneminin siyasal, toplumsal, güncel olaylarını yakalayarak oynamayı temel alan tuluat tiyatrosu içinden kantoyu çıkarır.
Bu komik tiyatro, kaynağını, 1850’lerden sonra İstanbul’da sık olarak rastladığımız İtalyan topluluklarının gösterilerinden alır. Bu toplulukların seyirci çekmek ve perde aralarında salondakileri eğlendirmek için çalıp söyledikleri bağımsız şarkılara “kanto” denilmektedir.
Kanto esasen İstanbul’a ve kadınlara aittir. II. Abdülhamit döneminde, ekseriyetle Galata ve Kadıköy’deki müzikholler ve tuluat tiyatrolarında gelişmiştir.
İlk yıldızları yoksul genç Rum ve Ermeni kadınlarıydı. Ancak Cumhuriyet’in kurulmasıyla Türk kadınları sahneye çıktılar. Seyircileri ise genel olarak gemiciler, hamallar, tulumbacılar gibi kent yoksullarından oluşuyordu.
Kantonun benimsenmesini sağlayan kimlik, kadın kimliğidir. Kadınlar Şarkı sözünü yazar, bestesini yapar, çıkar sahneye, dalgasını geçerek, taklit ederek şarkısını söylerken dansını da yapar.
Müslüman kadınların şarkı söylemesi, gerçek kimliğiyle sahneye çıkması yılları alacağı için, sahnelerin yolunu kadınlara açanlar öncelikle Ermeni ve Rum kadınlar, daha sonra Çingene ve Yahudi kadınlar olur. Tam da bu yüzden, ilk kantocuların isimlerinin Peruz Terzekyan, Şamram Kelleciyan, Küçük Virjin, Büyük - Küçük Amelya, Eleni, Ağavni, Aramik, Kamela, Viktorya, Rozika, Marika, Öjeni, Luçika, Flora, Viyolet, Mari, Anjel, Pipina, Tereza olması tesadüf değildir.
Peruz Terzekyan, döneminin en meşhur kantocularındandır. Peruz Hanım ve çırakları tarafından Şehzadebaşı’nda kurulmuş Sahne-i Âlem Tiyatrosu, 1899’da kapatılmadan önce semtin en meşhur tiyatrolarından biriydi. Peruz hanım 1870 yılından 1910’a kadar sahneye çıkmış, kantosunu yapmıştır.
"Sesleri hâlâ yankılanan kadınlar onlar...
Sokakta laf atana, sevgiliye, kocaya, erkek şoförlere, esnafa… kim kafasını bozduysa hepsine söyleyecek bir sözü olan, sözleri bugüne taşınanlar..."
Feryal Öney
Ne güzel söylemiş....
Müslüman kadınlar için sahnelere çıkmak imkânsızken, kimselere kulak asmadan, ‘hafif meşrep’ gibi aşağılayıcı sözleri göğüsleyerek, bedelini ödeyerek, cesaretle çıkıp şarkı söyleyen, dans eden, erkeklerle dalgasını geçen Ermeni, Rum, Yahudi, Çingene kadınları bir dönemi kapatıp yeni bir dönemin kapısını ardına kadar açtılar.
Sonuçta mücadeleleriyle, o gün yaptıkları müzikle, yazdıkları sözlerle, danslarıyla, oyunculuklarıyla, cesur giyim kuşamları ve tavırlarıyla, kararlılıklarıyla, yaşamlarıyla KANTOCU kadınlar, yakın geçmişte ve bugün kendi müziğini yapan kadınlar için bir büyük ilham kaynağı ve önder oldular.
1930’larda Direklerarası’nın sonunun gelmesi, gösteri sanatının da sonu olur. Buna bir de teknolojik gelişmelerle birlikte plâk kayıtlarının , 1927’de radyo yayınlarının başlaması ile kantoların evlerde de dinlenir hale gelmesi eklenince, tüm sihri kaybolur. Artık evlerde gramafondan, radyodan dinlenebilen kantolar canlı icra ile aynı tadı vermekten yoksundur.
Kanto ideolojik saldırılara da maruz kaldı.
1940 yılında TBMM’de milletvekili ve bestekâr olan Osman Şevki Uludağ:
“Hiç bir zaman Konservatuarda Peruz Hanım’ın kantosunun ve daha bilmem nelerin çalınmasını istemiyoruz. Biz Türk musikisinin, halk ve sanat musikisinin nazariyat ve mukayeseli tarihini okutmak istiyoruz.” dedi.
Bu şartlar altında, devlet desteği olmayan bir tür olarak, kanto zamanla ortadan kaybolmuştur.
Oldukça hareketli ve coşturucu bir şarkı ve dans türü olan kantonun en tanınmış siması Deniz Kızı Eftalya, Huysuz Virjin lâkaplı Seyfi Dursunoğlu ve kraliçesi Nurhan Damcıoğlu'dur. 9 yaşından beri tiyatro ve bale eğitimi alan Nurhan Damcıoğlu, ilk kanto şarkısını 1969 yılında seslendirdi.
Şimdilerde ise Türk Müziği Koro Konserlerinde ciddi ortamlarda kadın erkek birlikte KANTO söylenmesi bana göre kantonun aslına ihanettir. Erkekler kantoyu kadın görüntüsü ile yapagelmişlerdir.( örnek Huysuz Virjin) Olması gereken yine şarkıları dansları ile kadınların söylemesidir Kadınlar kantolarına sahip çıkmalıdırlar.
27.02.2025
Esma Müjgan Çelikkol
#Kanto