YAZMAK MI ZOR, YAZMAMAK MI?
Uzun zaman oldu yazamıyorum. Oysa bir vatandaş olarak Anayasadan kazandığım hakkıma dayanarak, duygu düşüncelerimi sözlü ya da yazılı dile getirebilirim. Bu benim en doğal hakkım. Demokrasi ile yönetilen , hak, hukuk,  adalet olan, hukuk temelli , laik, sosyal Cumhuriyetlerde de bu böyle olur. Ama bizim ülkemizde bunların adı var kendisi yok ne yazık ki!
Son zamanlarda yaşananlar bunu açıkça ortaya koymaktadır. Gerçekleri söyleyen, yaşanan akıl almaz olayları eleştirenler, "niye ağzını açtın?" diye cezalandırılıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.
Ancak;  düzgün insanlar da yoldan çıkanlar kadar cesur olduğunda bu ülke kurtulacaktır. Gerçeklerin er yada geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Güneş balçıkla sıvanamaz! 
AHTAPOT
Ülkeye aşikâr zarar veren, halkı gittikçe fakirleştiren, kendini ve yandaş grubunu  hergün biraz daha fazla zenginleştiren, ancak koltuğuna yapışmış bir türlü bırakmayan,  bırakmadıkça verdiği zararı arttıran bir yönetim,  nedense "23 yıldır yönettim, artık beni istemiyorlar kenara çekileyim"  demiyor. Demokrasi gereği bu durumda halkın önüne sandık getirilir. Halk ne istiyorsa o yapılır.
"Anayasaya aykırı da olsa yine beni seçerseniz sandık gelir, muhaliflerimi de siyaset ortamından uzaklaştırırım halk bana mahkum?" denmez.
Ahtapotun sekiz kolu vardır. Avını kollarıyla sardığında başarıya ulaşmış demektir. Avının kurtulma şansı yoktur, yapışan bir kolunun vantuzlarından kurtulsa, diğer vantuzlardan kurtulamaz. Ne yazık ki!.... 
Halkımızın kaderi ahtapotun kolları arasında...
19 Mart Şafak baskını ile gözaltına alınan ve tutuklu hale gelen halkın kurtuluş ümidi, Türkiye Belediyeler Birliği başkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 15.5 milyon oyla CHP nin ve halkın Cumhurbaşkanı  adayı Ekrem İmamoğlu birden fazla suç iddiası ile hapiste yatıyor. ( Ahmak davası, diploması iptal, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, vs. nedenleri ile) 23 yıl hapsi isteniyor. 6 yıldır 1000 in üzerinde yapılan Sayıştay incelemesinde hiç yolsuzluk bulunamamış olmasına,
iddia edilen suçları ile ilgili hiçbir delil olmamasına rağmen, gizli tanık ifadeleri ile tutuklu durumda. Önceki darbeleri saymazsakta,  onun tutuklandığı gün ekonomimiz 19 Mart'ta bir darbe daha aldı, hazine rezervinden 35 milyar dolar daha kaybetti, faiz 12 puan artarak %46 ya ulaştı. Bu kayıplar fakir halka dönüyor, kaybedecek birşeyimiz  kalmadı, köylü traktörü ve tarlasından sonra keçilerini de satıyor. 
Ümidimiz emeklinin isyanı idi, emeklinin artık nefesi kesildi, kadınlarımıza oturun oturduğunuz yerde sürtükler denildi. Atatürk'ün Cumhuriyet'i , vatanı emanet ettiği, kanları deli akan gençlerimizi adalet istedikleri , Türkiye için yeni bir şans istedikleri için tutukladılar, aileleri çocukları için çırpınıyor. Bu nasıl bir ülke, mutsuzluk oranı hergün biraz daha fazla artıyor.  
Ahtapotun bir kolunda emekliler, bir kolunda emekçiler, memurlar, bir kolunda köylü çiftçi, bir kolunda kadınlar, çocuklar , bir kolunda gençlerimiz, bir kolunda küçük esnaf- zanaatkar, bir kolunda sanat ve sanatçılar, kalan iki koluyla da muhalefeti yiyip bitirmekle meşgul....Bu ne iştah, bu ne afiyet?  Hiçbir şeyden etkilenmiyor.
TÜRKİYE BUNLARI HAK ETMİYOR?
Esma Müjgan Çelikkol/ 9 Nisan2025